Normalde seçime 18 ay varken, bir baskın seçim kararıyla seçime gidiyoruz. İnşallah milletimiz ve ülkemiz için en hayırlısı olur.
Her konuda olduğu gibi seçim/oy konusunda da doğru bir tercihte bulunabilmemiz için, doğru bilgi ve doğru haber sahibi olabilmemiz gerekiyor. Çünkü bunu yapmaz/ihmal edersek yanlış bilgi ve haberlerle, yanlış görüş/yanlış oy, sahibi olur, bir şahsa veya topluluğa düşman olabiliriz. Bunun için duyduğumuz/okuduğumuz bilgi ve haberlerin tahkiki sorumluluğumuz var. (Hucurat/6).
Ne yazık ki, günümüzde medyanın dünyada, bölgemizde ve ülkemizde bizim görüşlerimizi, nasıl oluşturup yönlendirebildiği- kalplerimiz/zihinlerimiz üzerindeki olumsuz -ifsad edici etkileri- bir gerçektir. Öyle ki, yapılan algı operasyonlarıyla, yalan doğru alarak, ifsad da, ıslah olarak sunulabilmektedir.
TRT’de, özel medyada taraflı, iktidar yanlısı bir “tekel” söz konusu olunca durum daha da, vahim oluyor. Üstüne bir de sosyal medyadaki çirkeflik karalama yalan yaftalama hakaretler eklendiğinde toplumdaki şaşkınlıklar, ihtilaflar çoğalıyor. Bütün bunların yanı sıra, kimi cemaatlerin de, nasıl susturulduğunu/dilsizleştirildiğini, batıla Hak, Hakk’a da batıl elbisesi giydirme gayretini esefle gözlemliyoruz. Cemaatlerin bu tutumu, bilgi eksiği bulanan halkın, dinden uzaklaşmasına sebep olabilmektedir. Bu tespiti yaparken hak yolda devam eden, cemaatleri elbette tenzih ediyoruz.
Böyle bir ortamda doğru seçimin/tercihin ne kadar zor olduğu açıktır. Bizim amacımız da bu makalemizde seçimle ilgili, doğru bilgi ve haberleri okuyucumuzla paylaşmak, hakkın tecellisine katkı sağlayabilmektir. Çünkü aynı gemideyiz ve gemimiz su almaktadır.
Geçmişteki bazı gerçekleri hatırlayalım:
*Sayın Cumhurbaşkanı’nı TBMM’ye bugün düşman olarak nitelendirdiği CHP taşımıştır.
*1980 darbesinin gerekçelerinden birisi Milli Görüş partilerinden MSP’nin Konya’da yaptığı Büyük Kudüs Mitingi’ydi.(MSP o zaman muhalefetteydi.) Zalim küresel sistemin Milli Görüş siyasetine bir türlü hoşgörüsü olamıyor.
*1982 Anayasası bir darbe anayasası olup özellikle Milli Görüş’ün TBMM’ de temsilini zorlaştırmak amaçlıdır da. Seçimle ilgili mevzuat buna göre düzenlenmiştir. Ünlü yüzde onluk baraj da, bu dönemde konduğu halde, günümüze kadar -aynı gerekçeyle- korunmuştur. 16 yıllık AKP iktidarı da aynı kaygıyla bu barajı kaldırmamıştır. Nitekim MHP, HDP, baraj sorununu yaşamamışlar, Milli Görüş ise, bu barajın AKP tarafından istismarına maruz kalmıştır. Hem Milli Görüş gömleği çıkartılmış, hem de Milli Görüş mirası ve kazanımları hoyratça istismar edilmiş, yağmalanmıştır.
*Anayasa’da siyasi partilere hazineden nakdi yardım yapılması öngörüldüğü halde, yasayla buna da baraj konmuş, çok oy alan partiye en büyük pay ayrılmış, az oy alan partiye ise pastadan en küçük payı alacak şekilde düzenleme yapılmıştır. Oysa adaletin gereği daha az oy alan partilerin daha çok desteklenmesidir. Bugünkü Meclis’te HDP 90 milyon liradan fazla seçim yardımı alabilmekte iken, Saadet Partisi hiç yardım alamamaktadır. Şimdi sormak gerekiyor… Bütün bu barajlar sadece Milli Görüş için değil mi?
*Devletin, hükümetin, belediyelerin tüm imkânlarıyla AKP tüm siyasi çalışmalarını yapabiliyor. TRT ve tekel medya yine Milli Görüş’e karşı perdeli, taraflı.
*Yanlı, iktidarla çalışan birçok kamuoyu araştırma şirketi Cumhur İttifakı lehine verilerle yönlendirme yapıyor. Bir arkadaşımızın bu konudaki fikri çok cazip: Ankete katılanlar hep Cumhur İttifakı lehinde görüşlerini bildirsinler.
*Saadet Partisi’nin birçok programı iptal edilebiliyor. Aynı zamanda alternatif resmi programlar da eş zamanlı olarak icra edilebiliyor.
*Sayın Bahçeli birkaç yıl önce açıkça, “Recep Tayyip Erdoğan’dan Cumhurbaşkanı olmaz, olamaz da” dediği halde hem referandumda birlikte oldular, hem de bu seçim için ittifak yasasını birlikte çıkardılar. Cumhur İttifakı kuruldu. Karşı taraftaki partiler de “düşman”, “hain”, “şer cephesi”, “FETÖCÜ”, “münafıklar” gibi ayrıştırıcı, ötekileştirici, çatışmacı, nefreti besleyen, sivri zehirli ve tehlikeli üslubu/dili bir türlü terk edemiyor. Ne yazık ki, bu suç aleni olarak işlenebiliyor. Hizmet ve rekabet yerine, nefret ve husumetten beslenen bu siyaset, zalim siyasettir.
* Yakın akrabalarımdan bir kısmı korkusundan Bilge Başkan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı için imzaya gidemedi.