Yeni bir miladi yıla daha girdik. Bugün 2019’un ilk günü. Bu vesileyle yeni yılın ülkemiz, milletimiz, mazlumlar ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Biz bir milletiz. Bütün farklılıklarımızla birlikte bir milletiz. Çok çileler çektik. Bu coğrafyada tutunabilmek için çok ağır bedeller ödedik. Kimi zaman içerden, çoğu zaman dışarıdan saldırılara maruz kaldık. Her şeye rağmen, her sıkıntının üstesinden birlikte geldik ve bin yıldan beri bu topraklarla yoğrulduk. Ancak şimdilerde bazı önemli problemlerimiz var. Kamplaşmanın tehdidi altındayız. Ayrıştırma, ötekileştirme gibi birlikteliğimizi dinamitleyen yaklaşımlara muhatap oluyoruz. Partilerimizin, etnik kimliklerimizin birbirimize karşı silah olarak kullanıldığı süreçlerin içindeyiz. Siyaset dilinin sertleşmesi sorunlarımızı konuşmanın önündeki en büyük engel. Korku siyasetinin öne çıktığı söylemleri daha sık duymaya başladık. Kutuplaşmanın izlerini hayatımızın her alanında daha görünür bir şekilde hissediyoruz. Herkes bağırıyor ama kimse bir diğerinin ne söylediğine bakma zahmeti göstermiyor.

Kimse birbirini dinlemek istemiyor. Zihninde oluşturduğu mukavvadan bariyerlerin esareti çoğumuzu kuşatmış durumda. Bütün bu olumsuzluklar “asgari müşterek” probleminin temelini oluşturuyor. Farklılıklarımıza rağmen birbirimize tahammül etme sınırlarımız sürekli ihlal ediliyor. Öyle yorumlarla karşı karşıya kalıyoruz ki, “bir kaşık suda fırtına koparmanın” yanında “birbirimizi bir kaşık suda boğacak” gibi oluyoruz.

Ehliyetin, liyakatin yerini ‘çamurdan olsun benim adamım olsun’ zihniyeti almaya başladı.

Her eleştiri tüzel kişiliklere saldırı olarak nitelendirilir oldu. Bu da iyi niyetle doğru bildiğini söylemek isteyen insanların susmasının sebebi haline dönüştü. Herkes kendi mahallesinde “körler, sağırlar birbirini ağırlar” atasözünün izdüşümlerini yaşıyor.

Bütün bu sorunları aşabilmenin yolları tabi ki var;

Kul hakkını gözetmek, adil olmak,

Her hal ve şart altında bu milletin birliğini beraberliğini korumaya çalışmak,

Hiç kimseyi düşüncesinden dolayı ayrıştırmamak, ikna edici olmayı tercih etmek,

İyinin, güzelin, doğrunun, faydalının çoğalması için mücadele etmek…

Umarım ve dilerim ki, bugüne kadar şu veya bu gerekçeyle yapılan yanlışlar bu yıl itibariyle devam ettirilmez. Bugün hangi kesimden, partiden olursa olsun Türkiye’nin öncelikli ihtiyacı vicdandır. Buluşma noktası ve yeniden başlayacağımız yer de birbirlerimizin vicdanlarıdır. 2019’un vicdan yılı olmasını temenni ediyorum.