Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Kur’an, Allah’ın insanlara gönderdiği son açıklama ve hidayet kitabıdır. ALİ İMRAN 138: “Bu (Kur’an), bütün insanlığa bir açıklama, takva sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür.” Yani Kur’an; insanlara, onları dünya ve ahiret saadetine götürecek esasları açıklıyor, bu esaslara iman edenler için de, iman, salih amel, hakkı tavsiye ve sabır yollarını gösteriyor. Kur’an, insanlara geçmişte yaşamış peygamberlerden ve toplumlardan da haber veriyor. Bu sıradan bir haber verme olayı değildir. Bu haber vermeler geçmişte yaşanmış hak batıl mücadelesinin örnekleri olarak sunuluyor ki, bizler bu örneklere bakalım, yanlış yollara saparak hatalı işler yapmayalım.

YUSUF

Yusuf (a.s) ergenlik çağına geldiğinde Allah ona liderlik kabiliyeti ve ilim vermiştir. Yusuf (a.s), yaşadığı sarayın kadınlarının kurduğu bir tuzak sonucunda, Mısır azizi tarafından hapse konulmuştur. Koğuşunda iki delikanlı daha vardır. Bu delikanlılar gördükleri rüyaların yorumunu isteyince Yusuf onlara şöyle der: «Ey hapishane arkadaşlarım, sizden biriniz kurtulacak, diğeriniz ise asılarak ölecektir.” Yusuf, kurtulacağını zannettiği kişiye: “Efendine beni hatırlat” der. Dönemin Mısır Kralı rüyasında, yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yediğini, yedi yeşil başakla, yedi kuru başak görür. Kralın kâhinleri, bu rüyayı yorumlayamazlar. Kurtulan hapishane arkadaşı Yusuf›u hatırlar ve: “Beni Yusuf’a gönderin, bu rüyaların doğru yorumunu ancak o yapar” der. Yusuf, Kral’ın rüyasını: «Yedi yıl ekiniz. Yiyeceğiniz az bir miktarın dışındakileri başağında bırakın. Bu yedi yıldan sonra yedi kurak yıl gelecek ve siz tohumluk için depoladığınız hariç, biriktirdiklerinizi bu kurak yedi yılda yersiniz.” şeklinde yorumlar.  Kral, Yusuf’u yanına getirtir ve ona: “Sen bugünden itibaren yanımda müşavir olarak mevki sahibisin” der. Yusuf, Krala: “Bana müşavirlik teklif etme. Beni ülkenin varlıklarını yöneten emir yap, ben bu işi yapabilecek güce ve bilgiye sahibim» der. Ve Kral, Yusuf’u Mısır’ı yönetmek üzere vezir tayin eder. Bunu böyle yapan da, yaptıran da Allah’tır. YUSUF 56: “Böylece Yusuf’a, dilediği gibi hareket etmek üzere ülkede iktidar gücü verdik…” Buradan alınacak ders, bir “toplum liderinin” üzerinde tasarruf yetkisi olduğu alanlarda takdir hakkına sahip olmasıdır. Kendisine bir görev tevdi edilen kimsenin de beni burada değil de, şu noktada değerlendirmenizi daha uygun bulurum demesi ayrıca bir sorumluluk edebidir.

TALUT

Musa (a.s)’dan sonra, Beni İsrail’in önde gelenleri Allah tarafından kendilerini yönetmek üzere görevlendirilmiş bir peygambere giderek: “Bize bir hükümdar gönder ki, onun komutasında Allah yolunda savaşalım” demişlerdir. O peygamber onlara “Ya size savaş yazılır da savaşmazsanız?” der. Onlar o peygambere şu karşılığı verdiler: “Yurtlarımızdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda neden savaşmayalım?” Yani o gün onlar Siyonizm için savaşalım diye değil, Allah yolunda cihad için peygamberden bir komutan istediler. Bu cihad emirini kendileri seçmediler, peygamberden istediler. Çünkü iman ettikleri İslam’ın emri böyleydi. O peygamber, İsrailoğullarından, sadakat, itaat ve cihad için kesin söz aldıktan sonra onlara şunu dedi: “Bilin ki Allah, Talut’u size hükümdar olarak gönderdi” Bunun üzerine onlar: “Biz, hükümdarlığa daha layık olduğumuz halde, kendisine servet ve zenginlik yönünden geniş imkânlar verilmemişken Talut bize nasıl hükümdar olur?” diye itiraz ettiler. Bunun üzerine o peygamber onlara şu tembihatta bulundu: “Allah, sizin üzerinize onu seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah mülkünü dilediğine verir.” Ve böylelikle onun başkanlığını kabul ettiler. İslam’da insanların her işinin bir düzeni vardır. Hak üzere toplanmış bir Ümmet olmanın, cihad etmenin de bir düzeni vardır. Talut’un lider tayin edilmesi bu düzen içinde gerçekleşmiştir. Bu lideri belirleyen peygamber, onlara “siz ne derseniz o olur” dememiştir. Allah’ın kendisine bildirdiği ölçüye uygun olarak talep edilen lideri tayin etmiştir. Allah zaferi, insanların çoğunluğuna değil, sadakat ve itaatine veriyor.

DAVUD 

Talut harp için büyük bir ordu oluşturdu ve ordusuyla savaşmak üzere yola çıktı ve ordusuna seslenerek şunu dedi: “Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir.” Bu, itaat edilmesi gereken bir talimattır. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler ve kaybedenlerden oldular. Talut ile birlikte ırmağı geçen müminler, sayılarının iyice azalmış olmasına rağmen: “Nice az sayıda bir birlik, Allah’ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir” diyerek karamsarlığı kararlılığa çevirdiler. Allah sığındılar ve: “Ey Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımız davamızda sabit kıl, bize dayanma ve direnme gücü ver ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et” duasıyla cihada devam ettiler. Sonunda Talut, zafer için aradığı Davud’u bulur ve Davud Calut’u öldürür. Böylece düşmanı Allah’ın izniyle bozguna uğrattılar. Hakkın hâkim batılın zail olması için cihad eden bir ordunun komutanı ya Yusuf olur, ya Talut olur, ya Davud olur. Mülk Allah’ındır, onu dileyene değil dilediğine verir.

DERSİMİZ

Milli Görüş, haklı bir davayı temsil eden bir harekettir. Bu hareketin liderliği YİK başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Bu harekete bağlı kuruluşlara MİLKO denir. Saadet Partisi de hareketin temel bir kuruluşu olarak, hareket liderliğinin zahiri ve manevi himayesi altında çalışmalarını yürütmektedir. Bu çalışma düzeni bize Peygamberlerden intikal etmiş bir düzenidir. Bu düzende görev istenmez, lider tarafından verilir. Selam hidayete tabi olanlara…