Yalan üzerine birleşmeleri aklen ve adeten mümkün olmayan toplulukların nesilden nesle aktardığı kesin bilgiye tevatür, bu yolla gelen haberlere veya hadislere ise mütevâtir (haber/hadis) denir. Mütevatir haber lafzen ya da manen mütevatir diye çeşitlenir. Elbette bu tanım hadis usulü doğrultusunda yapılır. Gayrı haberler için kaynak aramak -hele ki şimdiki zamanda- beyhude görünür.

Kişiler, kurumlar, topluluklar yalan ya da yanlış üstüne kolaylıkla birleşebilir. Hatta denebilir ki doğru üstüne birleşmek ne denli güçse, yanlış üstüne birleşmek o kadar kolaydır. Şimdiki zamanın, geçmişin, yakın ve uzak tarihin neredeyse her olayında bunu müşahede etmek mümkündür. Yalan inandırır, yanlış taraftar toplar; herhangi bir simülasyona başvurmaksızın kötü, çirkin, biçimsiz hatta ucube, hilkat garibesi olan sevimli gösterilir. İsyandan zafer, üçkâğıtçılıktan başarı, hezeyandan kahraman çıkarmak işten değildir. Sırasında bir zamanların teröristi, fırsatlar ülkesi ABD eliyle sihirli değnek değmiş gibi bir anda devlet başkanı olur çıkar. Keza bir zamanlar şimdi canciğer kuzu sarması olup ittifak kurdukları tarafından her türlü hakarete maruz kalan daimi prensle masaya oturulur, anlaşılır, kaynaşılır. Bu tür vakalar sıradandır.

Hakikat bir yana, herhangi bir doğru üstüne birleşmeleri mümkün olmayan topluluk ya da kişilerin, işverenlerinin direktifleri ve üstün gayretleri neticesinde bir araya geldiği, anlaşabildiği, ittifak falan oluşturduğu görülür. Bu tür anlaşmalara halkların kabul ettiği, göz boyayıp gönül yatıştırıcı isimler bulmak iktiza eder. Söz temsil bir anlaşmanın ismi yapıldığı şehrin ismiyle anıldığında bu ufak sorun çözülmüş olur; Paris Anlaşması, Lozan yahut İstanbul gibi... Mecca Joint Defence Agreement veya Mecca Defence Alliance yahut İttifakiyet Mekka li'd-Difai'l-Müşterek adı verilen anlaşma da böyle bir şeydir. Hayır getirecek bir mevzu üstüne asla anlaşamayan üç tane tırnak içinde "İslam" memleketi, şer üstüne dudak uçuklatır biçimde ittifak oluşturur. (Bu noktada parmak ısırmak, kıskanmak, çatlayıp patlamak mümkündür. Doğrusu böyle bir girişim için herhangi bir Hristiyan, Yahudi, Mecusi, Putperest, batılı, kuzeyli, İngiliz, Fransız, Alman, ABD'li vs. dudak ısırmaz, şaşırmaz, çatlamaz. Sayılan ve sayılmayan tüm bu etnik, dini, yön bildiren unsurlar, söz konusu muhteşem ittifakın kendilerine karşı oluşmadığını, kendilerini hedef almadığını, kendilerine düşmanlık etmediğini bilir. O zaman 'kime karşı ittifak edildi?' diye soran olabilir. Elbette ve en doğal şekilde Müslümanlara karşı... Muvahhitlere karşı... İnsan kalmakta ısrar eden bir avuç mazluma, mücahide karşı... Düşman yani karşısında savunma paktı oluşturulan Yahudi, Amerikan, İngiliz falan değildir.)

Tüm bölgede fink atan yerli ve milli temsilcisi Kaan Çitil varken Amerika, Orta Doğu diye adlandırdığı yere neden temsilci tayin eder bilinmez. Steve Witkoff, Tom Barrack gibi bölgesel temsilciler sırf fuzuli masraftır. Onlara yüklenen ulvi görevleri, pekâlâ Kaan Çitil ve selefi Abraham Thick gönüllüce, hem de meccanen halleder. (Çitil her yanından sırıtan şarlatanlığı üstünden atamasa da Thick çıraklığı çabuk atlatır; zira fenomen olmak arzusuyla yanıp tutuşan ergenler gibi daldan dala zıplayan, adeta benim anlamadığım ve içinde olmadığım hiçbir cacık yok dercesine her yoğurda balıklama atlayan, kimi zaman Ankara köçekleri gibi saz alemlerinde boy gösteren, kimi zaman ilim irfan niyetine hiçbir şey anlatmayan kitaplar neşreden, böyle ortaya karışık bir varlığın tanınmaması, gayrı tanıyamayanın sorunu olsa gerektir.)

Zaman geçer, kendine düşman olarak seçe seçe Ensarullah’ı bulan ittifak kuvvetleri, birtakım Yahudilerin emin belde yakınlarında dronlar uçurup oyunlar kurmasına zemin hazırlar. En kutsal mekânları üstünde at koşturulmasına alıştırılmış Müslümanlar, yine mekânın yerlilerini, mazlum olanı, mağdur edileni suçlar. Öyle ya mezhepçilik kaşındıkça bereketlenen, troller ve taraftarlar üreten, hemen her şeyi birbirinden ayıran bir dayanaktır. Mütemadiyen, “Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, bölünüp parçalanmayın” ayeti okuyan insanlar, ilginç şekilde birlikteliği kendilerine göre düzenler. Ülkeler, etnisiteler, mezhepler, paktlar, ittifaklar, anlaşmalar, menfaatler vazgeçilmezdir!