Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmalarına göre dünya nüfusunun %15’inin engelli olduğu söylenmektedir. Ülkemizde ise 2002 yılında Başbakanlığa bağlı Özürlüler İdaresi Başkanlığının ve TÜİK’in iş birliği ile yapmış olduğu araştırma neticesinde nüfusumuzun %12,29’unun engelli olduğu tespit edilmiştir. Bu da takriben 10 milyon engelli, ailelerini de hesaba katarsak asgari 30 milyon insan engellilik problemlerinden doğrudan muzdarip olmaktadır.

Buna göre devletin engelliliğe yol açan sebepleri ortadan kaldıracak politikalar geliştirip, uygulamaya koyması gerekmektedir. Engellilerin ulaşım ve erişimle alakalı sorunlarının giderilmesi hususunda yerel yönetimlerin, özellikle de belediyelerin ciddi, samimi ve gerçekçi çalışmalar yapması gerekir. Engellilerin iş gücüne, üretime katkı sağlamak ve sosyal hayata katılmaları için de ortez, protez, akülü araba, baston gibi yardımcı araçların temininde devletin katkısının artırılması ve temininin sağlanması hayati önem taşımaktadır.

Engellilerin işsizliğinin azaltılması için Engelli Kamu Personeli atamalarının 2300’ler gibi değil, en az on binlerce olması ve eğer kontenjanlar doluysa kotanın %3’ten %6’ya çıkarılması gerekmektedir.

Evde bakım hizmeti verenlerin sosyal güvenceye kavuşturulması evde bakım hizmeti verilmesi hususundaki kriterlerin günün şartlarına göre yeniden belirlenmesi gerekmektedir. 2022 sayılı yasayla verilmekte olan muhtaçlık yardımlarının da yine günün şartlarına göre belirlenmesi ve uygulanması lazım. Şu anki duruma göre evde bakım hizmeti aylığı 7.608 TL, muhtaçlık yardımı ise rapor derecesi %40 ile %69 arası 2.797 TL, rapor derecesi %70’ten yukarısı ise 4.196 TL olarak verilmektedir. Günümüz şartlarında bunun da ne kadar komik olduğu takdire şayandır.

Engellilerin yönetimlerde söz ve karar sahibi olması, meclislerde de yeterli derecede temsil edilmesinin önü açılması hususunda gerekli kolaylıkların sağlanması, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yeniden yapılandırılarak Engelliler İdaresi Başkanlığı şeklinde olmalı ve doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlanmalıdır.

Geçmişte Millî Görüş partilerinin engellilere yapmış olduğu hizmetlerden örnek alınmalıdır:

20 Ekim 1991 genel seçimlerinde Refah Partisi, TBMM’de grup kurdu. Grubun başkanvekili Merhum Şevket Kazan ve arkadaşlarının imzasıyla 1992’nin birinci ayında TBMM’ye “Engellileri (o zamanki adıyla “Özürlüleri”) Araştırma Önergesi” verdi. Bu önerge bütün vekillerin oylarıyla kabul edildi ve bir araştırma komisyonu kuruldu. Meclis’te grubu olan her parti birer üye verdi. Bu komisyon bir yıl süre ile çalıştı ve 222 sayfalık bir rapor hazırladı. Ne yazık ki bu rapor tozlu raflara kaldırıldı ve zamanın iktidarı herhangi bir işlem yapmadı. Ta ki 54. Hükümet kuruluncaya kadar…

3 Aralık 1996 günü Millî Görüş’ün lideri ve 54. Hükümet’in başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, TBMM’yi engelliler gündemiyle topladı ve her engelli grubunun temsilcilerini bu grupta ağırladı. Onlara, “Siz bizim özürlü değil, özel vatandaşlarımızsınız” dedi. “Bizim sizin için yaptıklarımız sizin için ulufe değil, sizin tabii hakkınızdır. Bugünü sizin için bayram ilan ediyorum” dedi ve Meclis’ten kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi aldı. 571, 572 ve 573 sayılı kanun hükmünde kararnameler çıkarttı. O kararnamelerle başta Başbakanlık Engelliler İdaresi Başkanlığını kurdu. Engelli istihdam kotasını %2’den %3’e çıkardı. Daha birçok kanunda engelliler için düzenlemeler yaptı. Engellilerin ortez, protez gibi ihtiyacı olan tüm araç ve gereçlerinin karşılanması için sosyal dayanışma fonuna o zamanın parasıyla 3 trilyon TL para aktardı.  Belediyelere ait büfelerin ticaret yaparak geçimini sağlayabilmeleri için engellilere tahsis edilmesi hususunda düzenlemeler yaptı.

Millî Görüş partileri engellilerin söz ve karar sahibi olması konusunda da diğer partilere örnek olmuştur. 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde Diyarbakır’dan bir görme engelli, Erzurum’dan da bir görme engelliyi belediye meclis üyeliğine, yine Erzurum’dan bir görme engelliyi il genel meclis üyeliğine seçerek ne kadar değer verdiğini ve bu konuda ne kadar samimi olduğunu ortaya koymuştur.

Ayrıca Saadet Partisi, Genel Merkez Engelli Koordinasyon Merkezini kurmuş ve bunu parti tüzüğüne de koymuştur. Bu da şimdiye kadar hiçbir partide olmayan bir durumdur.

Günümüze gelince 14 Mayıs 2023 seçimleri sonrası TBMM’de grup oluşturan Saadet Partisi, engelliler hakkında iki önerge vermiş ve bu önergeler iktidar parti milletvekillerinin oylarıyla maalesef reddedilmiştir. Buna rağmen Saadet Grubu engelliler konusunda çalışmalara sonuç alıncaya kadar devam edecektir.

Halbuki engelliler konusu ve sorunları mevzu bahis olunca TBMM’de geçmişte bütün partiler arasında konsensus sağlanır ve kararlar oy birliğiyle alınırdı. Şimdi ise bu Meclis’te bunun aksine iktidar partileri her konuda olduğu gibi engellileri de siyasi malzeme yaparak partizanca bir tutum sergiliyorlar. Tavsiyemiz odur ki, engellileri siyaset üstü görüp karar versinler. Aksi halde her engelliler haftasında bunları konuşmaya devam ederiz. Engellilerin sorunlarını konuşmayacağımız bir hafta diliyoruz, amin.