Edebiyat ortamı şu sıralarda hareketli. Sevindirici bir durum. Çıkmakta olan dergilere yenileri eklendi. Bu, süreklilik sağlayacağı izlenimi uyandırıyor bende. Kimi dergiler var ki, genç, istekli, arzulu gençlerin bir araya gelmesiyle, birikimlerini ve heyecanlarını birkaç sayıya aktardıktan sonra bir görünüp bir yitiyorlar.
Edebiyat dergiciliği çok zor. Hele şu zamanda. Büyük bir fedakârlık gerektiriyor. Yakın zamanda peş peşe gelen dergilere yer ayırmak, onları okura sunmak, tanıtmak ve hatta destek olmak önemli. Çünkü bu çabalar yalnız başına sürdürülemez. Zorluklarını, çilesini ancak bizler bilebiliriz.
Eskiden taşra ve merkez başlı başına bir sorundu. Taşra, kıyıda kalmak, ortamı ve sıcaklığı yakalayamamak gibi. Hatta yakın zamana kadar İstanbul Ankara psikolojisi bile belirgindi. Bunu Edebiyat ve Mavera dergileri büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Yakın zamanda ise Hece dergisi aynı doğrultuda, farklı bir tarz ve üslupta yolunu sürdürüyor. Şimdi durum çok farklı, taşra kalmadı. Ne yazık ki merkez bile taşradır şimdi. İstanbul da şimdi bir edebiyat dergisi kaç tane satıyor ki. Mavera çıktığında İstanbul da 1000 adete yakın satıyordu. Şimdi bir derginin toplam baskısı bu kadar. Erzurum da 300 adet satılıyordu.
Gelelim yeni çıkan dergilere.
Edebiyat Ortamı: Bu dergi Mustafa Aydoğan yönetiminde daha önce de çıkmıştı. Yeniden, Ankara da yayıma başladı. Mustafa Aydoğan, derginin çıkışını duyurduğunda, sık karşılaşılan sorunun muhatabıydı elbette. "Dergide kimler var", ya da "kimlerle çıkarıyorsun " gibi. Gülerek: "Ağabey bana bu soruyu soranlara şu cevabı veriyorum: "Ben, sen ve O" Buradaki o Allah ın yardım ve inayeti olarak görülmeli. Dergi çıkıp geldiğinde bir de baktık ki dergide bir çok "o" vardır. Olması da doğal. Bir dergiyi çıkarmak çok zor değildir. Dergi süreklilik ve zamanında çıkmayı ister. Yedi İklim dergisinin en zorlandığı şey zamanında çıkmak. Günler öyle çabuk geliyor ki, insan yetişemiyor. Bundan onbeş yıl önce bir dergiyi çıkarmak çok daha kolaydı. Çünkü, etrafınızda gençler olur, onlar hevesle, heyecanla gelir, derginin mutfağında bulunur, o coşkuyu birlikte yaşardı. Mavera Ankara da çıkıyordu, biz İstanbul da idik. Âlim Kahraman ile ikimiz birbirimizden ayrılmaz ikiliydik. Nevzat ve Müstakim başka yönlerini oluşturuyorlardı. Burada da etrafımızda gençler vardı. Osman Bayraktar, Hasan Aycın, İbrahim Usul ile sık bir araya geliyorduk. İstanbul Pendik te Edebiyat dergisi çevresindekilerle bir aradaydık. Ali Göçer, Mehmet Gelebek, Fuat Altınsoy gibi. Ankara dan Nuri Pakdil gelir, her ayın başında Arif Ay Edebiyat dergisini getirir, kitapevlerine bırakır. Biz Kadıköy de Gençlik kitapevine koşar dergiyi alırdık. Aynı anda gitmez, aralıklarla giderdik. Bu dikkat çekerdi.
Edebiyat Ortamı dergisi, Server Vakfı desteğinde, ya da tarafından çıkıyor. Dergide Mustafa Aydoğan, Arif Ay, Ali Emre, Gökhan Özcan, Turan Karataş, Erdal Çakır, Mustafa Celep, Emer Döğer, Şaban Abak, Dinçer Eşitgin, Sadık Yalsızuçanlar, Osman Özbahçe, Mediha İstanbullu, Gözde Burcu Narin, Habil Sağlam imzaları yer alıyor.
Edebiyat Ortamı sıcak ve sade. Dergiyi okutan önemli şiir ve yazılar var. Zaten imzaların büyük bir bölümü bilinen ustalardan oluşuyor. Bir derginin merkezinde ustaların olması dergiyi canlı ve sürekli tutmayı sağlar.
Arif Ay ın değinileri önemli. Ancak Yedi İklim dergisi adına itirazım var. Sevgili Ay "Edebiyat ateşi" imgesinin ve bir grafik olarak yer alan termometre ile ilgili göndermesi yerini bulmuyor. Yedi İklim dergisi havale geçirmiyor sevgili Ay. Ateşsiz, heyecansız, umutsuz, kırgın, isteksiz, idealsiz, gelecek duygusuz bir topluma bir göndermedir. Aşk ateştir. Yakıcıdır. Her yakan insanı öldürmez olgunlaştırır, coşku katar, dirim sağlar. Türkiye Finans kurumunun reklâmı konusunda bir diyeceğimiz yok. Bu, bizden çok kurumu ilgilendiriyor. Kuruma Yedi İklim dergisi olarak müteşekkiriz, özellikle katkılarından ve desteğinden ötürü.
Dergiyi çıkaran sevgili dostlarımı kutluyorum. Dergi iki ayda bir yayımını sürdürecek. Dileriz ki uzun ömürlü olsun. Tel: (0312) 472 07 90
Kuşluk Vakti: Derginin sahibi ve yazı işleri müdürü Salih Güzel. Editör: M. Sait Türkoğlu. Dergi Manisa da çıkıyor. Edebiyat dergisi tarzında. İki yaprak sekiz sayfa. Tabii bur tarz ürün bakımından oldukça yararlı. Mizanpaj ve düzen bakımından kolaylık sağlıyor. Yayın Kurulu derginin ana kanavesini oluşturuyor. M. Said Türkoğlu, Nihat Dağlı, Recep Şükrü Güngör, Şemsettin Yapar, Musa Güner, Fatma Zehra, Mustafa Oğuz ve Salih Güzel. Dergide yeni imzalar da yer alıyor. 2. Sayıda Mustafa Armağan ile bir söyleşi var. Derginin logosunun altında: "Aylık edebiyat ve şiir seçkisi" yer alıyor. Dergide öykü ve denemeler de var. "Şiir seçkisi" vurgusu diğerleri ni gündeme getirir. Buna gerek var mıdır. Söyleşi yapılan Mustafa Armağan şair değil. Hatta dergi, içeriği bakımından bir bütün. Deneme ağırlıklı. Şiir üzerine yazı yok, şiirler var. Böyle bir durumda "şiir seçkisi" vurgusunu kullanmamak gerekir.
Dergiler çoğaldıkça ürünlerini yayımlamakta zorluk çeken, yer bulamayan yeteneklere fırsat doğuyor. Tabiî şunu vurgulamada yarar var. Kuşluk Vakti dergisi gençler ve genç yetenekler için iyi bir fırsattır.
Burada da bir çatı oluşuyor. Sevindirici bir durum. Umarız ki uzun soluklu olur. Bu tarza en iyi örnek Bir Nokta dergisidir.
Dergiye ulaşmak için ancak: [email protected], ya da P. K. Manisa adresinden edinilebilinir. Uzun ömürlü olmasını diliyorum.
Değerlendirmeyi düşündüğümüz diğer dergileri sonraki yazıma bırakıyorum.