Biz anayasa profesörü değiliz.

Hukukçu da değiliz.

Milletvekili de değiliz.

Ama bizim de görüşlerimiz var. Hazır yeni anayasa için

herkesten görüşler isteniyorken biz de kendi görüşlerimizi köşemizden arz

edelim istedik. Bir ilgilenen bulunursa ne ala. Yoksa da tarihe not düşmüş

olacağız. 

Özet olarak ifade edeceğimiz ve toplumu rahatlatacak olan şu

hususlar yeni anayasaya maddeler halinde konulmalıdır.

Bütün insanların, canları, malları, ırzları, namusları

mukaddestir ve koruma altındadır. Hiç kimse bu mukaddeslere dokunamaz.

Toplumumuzu en çok karıştıran ve adalet mekanizmalarını en

çok meşgul eden bu kangrenin mutlaka anayasal tedbirlerle çözülmesi gerekir.

Biliyoruz ki, can konusu bugüne kadar cinayet işleyen

kişilerin lehine çözüldü. Ya da çözülmüş gibi yapıldı. Hapse giren katil ya

kısa sürede çıkıyor, ya affediliyor, ya da hak ettiği cezayı göremiyor.

Maktulün yakınları da ya çaresizlik içinde bunu kabullenmek zorunda kalıyor, ya

da ihkak-ı hak, yani kendi hakkını kendisinin araması yöntemiyle kan davaları

başlatılıyor. O halde maktullerin geride kalanlarını tatmin edecek bir çözümü

kimsenin bozamayacağı şekilde anayasaya yazmalıdır.

Mal için işlenen suçları da önleyecek ve caydıracak bir

sistem anayasada olmalıdır. Olmalıdır ki, toplumu karıştıracak vukuatlar

asgariye insin. 

Irz ve namus konusunda da tasallutları önleyici, cinsel

istismarları asgariye indirici bir sistem mutlaka bulunup anayasaya

yazılmalıdır.

Böylece Müslümanın canının, malının, ırz ve namusunun en

güzel şekilde korunması, hapishanelerin boşalması sonucunu getirecektir. Bu da

huzurun temininde büyük bir adım olacaktır. Kardeşliğin ve barışın temini bu

şekilde mümkün olacaktır.

Ekonomik sahaya gözlerimizi çevirdiğimiz zaman da enteresan

hususları tespit edebiliriz. Toplumu ekonomik olarak mahveden ve netice

itibariyle de huzurun katili bir mikrobun varlığını görmeliyiz. Bu mikrop

faizdir. 

Enflasyonun, gelir dağılımındaki adaletsizliğin, sömürünün,

pahalılığın, sermayenin tekelleşmesinin, asıl sebebinin faiz olduğunu sağır

sultanlar bile bilmektedir. Faiz gerçek bir zulüm aracıdır. Faiz toplumu ifsat

eden bir mikroptur. Tasarruf edilen fonları yatırıma veya istihdama değil,

sömürü çarkının daha hızlı dönmesine hizmet ettiren faiz mikrobudur. Fakirin

açlığa mahkûm edilmesi, faizcinin ise katmerlenen haram kazançları sebebiyle,

toplumun gerilmesine, suçların artmasına, istismarların çoğalmasına hizmet eden

faizdir.

O halde:

Zulmedenlerin zulüm aracı, zulme uğrayanların zulmedilme

sebebi olan faizin her türlüsü anayasada yasaklanmalıdır.

Toplumumuzu en çok meşgul eden, terör şiddet ve cinayettir.

Kadına şiddet ve tecavüz, çocuklara şiddet ve istismar ve benzeri konulardır.

Medyayı, adalet müesseselerini, hukuk adamlarını, çocukları, kadınları, eşleri,

aileleri en çok meşgul eden konular bu ve benzeri konulardır. Evlenen erkekler

ve kadınların karşı cinse karşı hak ve ödevlerini evlenenlere mutlaka

öğretmeli, bunların mutlaka gözetilmesi, aksi takdirde mesul olacaklarının

belletilmesi şarttır.

O halde:

Devlet evlilerin birbirlerine karşı, hak ve görevlerinin,

kadın, erkek ve çocuk haklarını belirleyip gözetecek bir sistem bulup anayasa

hükmü haline getirmelidir.

Bütün insanların yaratılıştan eşit oldukları, ırkından,

renginden veya soyundan dolayı kimsenin farklı muamelelere tabi tutulamayacağı,

anayasaya münasip bir şekilde konulmalıdır.  

Hiç kimsenin, baba ve evlat bile olsalar başkasının işlediği

suçtan dolayı sorumlu tutulamayacakları açıkça yazılmalıdır.

Biliyoruz, şimdi bir anayasa hazırlık süreci yaşanıyor. Bu

safhada söz sahibi olanların çoğunun kafasında tilkiler dolaşıyor. Bunlar arzu

ettikleri ve kendi işlerine yarayacağını tahmin ettikleri maddeleri anayasaya

yazdırmak için olağanüstü çaba içindeler.

Ortalık kirli bilgilerle kaynıyor. Her kafadan bir ses

çıkıyor. Sonunda korkarız ki, Haçlı ve Siyonist çevrelerin arzu ve işaret

ettikleri, onların işine yarayacak bir anayasa ortaya çıkaracaklar.

Ama hatırlatıyor ki Hacc yolunda insanlara sunulan, temel

fikirleri içine alan kesin çözümler var.

Veda Hacc ında Peygamber Efendimizin yüz bini aşkın sahabeye

irat buyurduğu hutbeye Veda Hutbesi denilmekte ve Müslümanların evlerinin

duvarlarında çerçeveli bir şekilde asılı durmaktadır.

Toplumumuzu barışa, huzura, adalete ve refaha kavuşturacak

olan gerçek hükümler işte o belgede kaydedilmiştir.

Bizce yeni anayasa hazırlanırken Veda Hutbesi nde hükme

bağlanan hususlar göz önünde bulundurulacak bir ana metin kabul edilmelidir.

HAÇ VE HACC

İnsanlık er veya geç anlayacak,

Ki, asıl müfsit Siyon dur, Haç dır;

Bir gün yönelecek beyin ve bacak,

Ki çözümün olduğu taraf Hacc dır