77 yıllık bir NATO.
74 yıldır da sırtımızda ur olarak bize taşıttırılan şer odağı NATO teşkilatı. Önümüzdeki günlerde üye ülkelerin liderleri Türkiye’ye gelerek NATO Zirvesi akdedilecek. Bu vesile ile NATO’nun Türkiye ile çok önemli olan münasebetlerinin başlıklar halinde hatırlayarak not edelim.
Türkiye’yi NATO’ya girmeye ikna etmek için oynanan “Kars ve Ardahan'ın Rusya tarafından istila tehlikesi” mizanseni.
NATO’ya girmemizin bedeli olarak, Kore Savaşı’na asker gönderip ABD askerlerine muhafızlık etmemiz ve binlerce Mehmetçik’in bu uğurda şehit düşmesi.
Yıllarca köhne ve hurda silah, araç ve gereçlerin ordumuza kakalanıp, bedellerinin ödettirilip, savunma sanayimizin kurulmasının engellenmesi.
NATO silahlarını kullanamazsınız, diyerek kendi savunmamızı kendimizin yapmasını engellediler. Mesela Kıbrıs’ta uğradığımız katliamları önlemek için 1964 yılında bir teşebbüs yaptık, hemen “Johnson mektubu” ile ABD bizi adice azarladı. 1974 Kıbrıs Harekâtı’nı da engellemeye kalkıştılar fakat Erbakan Hoca’mızın kıvrak zekâsı ile bu engelleri ancak aşabildik.
Bu NATO, devletimizin istikrarını bozan ve dünyaya karşı bizi rezil eden cuntacıların tüm darbelerinin ve darbe teşebbüslerinin fikir ve destek babalığını yapmıştır.
1991 yılında Demirel hükümetinin de onayı ile NATO’nun yeni düşmanı olarak “İslam dünyasını” dolayısıyla Türkiye’yi hedefe koydular.
1992 yılında Ege Denizi’nde silahlı tatbikat yapan NATO donanması Türkiye’yi temsil eden Muavenet gemimize iki füze ile saldırarak, aralarında gemi komutanı yarbayımız da dâhil 5 seçkin askerimizi şehit ettiler, gemimiz hurdaya çıktı.
1995 yılında Bosna Savaşı’nda çatışmaları önlemekle görevli NATO askeri gücü, 10 bine yakın yaşlı, çocuk, kadın ve silahsız masumlardan oluşan Müslüman halkı Sırp kasaplarına teslim ederek Srebrenitsa’da katlettirdiler.
2001 yılında “İkiz Kuleler” mizansenini tertip ederek İslam dünyasına karşı Haçlı Seferi başlattılar. Bu seferin vurucu gücü olarak elbette NATO’nun kullanılması planlanmıştı. Bu seferin adı BOP olarak belirlendi ve İslam dünyasından da iş birlikçiler tayin edildi. İlk olarak Afganistan’ı işgal ettiler. Milyonlarca masumu katledip akla hayale gelmeyen tecavüz ve şiddet olayı vuku buldu. NATO gücü altında bizim de askerlerimiz oraya gönderildi ama tıpkı Kore’de olduğu gibi birliğimize canilerin emniyetini sağlama görevi verildi. Afganistan’da bulunan NATO güçleri birçok defa “yanlışlıkla” kardeş Pakistan’ın çeşitli şehirlerini ve askeri üslerini bombalayarak katliamlar yaptı.
Hemen arkasından ve eş zamanlı olarak Irak’ın işgali gerçekleşti. BM Güvenlik Konseyi, ABD, Avrupa Birliği ve gizli aşikâr NATO’nun iş birliği ile. Düzmece raporlar, yalan ithamlar, aslı olmayan ihbarlar ve hedef saptıran açıklamalarla, milyonlarca Müslüman katledildi.
Çeşitli vaatlerle aldatılarak Türkiye’nin oyu temin edilip “İslam ve Peygamber düşmanı Rasmussen” iki dönem üst üste NATO genel sekreteri seçtirildi. Vaatler tutulmadı.
Dünyanın çıbanbaşı İsrail NATO’ya gözlemci üye olarak kabul edildi.
Libya; haksız, mesnetsiz, hukuksuz olarak işgal edildi, katliam yapıldı, Lider Kaddafi vahşice şehit edildi. NATO üyesi olarak donanmamız da oraya gönderildi, Kore’de ve Afganistan’da olduğu gibi istilacı güçlerin emniyeti sağlattırıldı.
NATO, 15 Temmuz hain darbe girişimini planlayan ve yürütenleri himaye etmekten sabıkalandı.
İsrail birçok defa “NATO toprağı ilan edilen” Türkiye’yi hedef alacağını açıkladığı halde NATO sessiz kaldı. Ama İran ile İsrail gerginliği ortaya çıktığında, İran füzelerine karşı İsrail’i korumak için topraklarımızda tedbirler aldılar. Kürecik’e bu maksatla erken uyarı üssü kurdular. Halen de İsrail’e hizmet ettirildiği herkes tarafından dillendiriliyor. Şimdi de en stratejik mevkilerimize yeni üsler, tesisler ve askeri birimler kurulması için çalışmalar yürütülüyor.
7-8 Temmuz tarihinde NATO’nun Ankara Zirvesi yapılacak. Yetkililerimiz bu zirveye “yeni havaalanları” inşa edecek kadar önem veriyorlar.
Çok garip bir durum ki; hem NATO’ya üyeyiz, hem de NATO’nun nihai hedefindeyiz.
Şimdi:
Kardeş ülke İran ABD ve İsrail’in burnunu feci bir şekilde sürtmüş, uçak gemilerini yakmış, birçok kritik üslerini yerle bir etmiş, yenilmezlik imajlarını toprağa ve denize gömmüştür. Yani İslam coğrafyası “ekim, dikim ve hasada hazır” hale gelmiştir. NATO gibi sırtımızdaki urdan kurtulmak için ortam müsait durumdadır. Şimdi lazım olan; çok akıllı ve şuurlu bir yönetim ve de kıvrak zekâlı diplomatlar bu tarlayı kullanıp hiç vakit kaybetmeden peyderpey gerçek savunma paktını hazır hale getirip, sırtımızdaki uru temizlemeye başlamalıdır. Bu yüzyılların önümüze çıkardığı büyük bir fırsattır.
Tarih bahaneler bulunmasını affetmeyecektir.
NATO SİLİNDİR GİBİ
Batının genlerindeki bilgi notu;
Vur, kır, yak, yık, öldür, sömür, sil, indir!
Haçlının silahlı gücü şimdi NATO;
Üstümüze gelen koca bir silindir!