Yıllar önceydi...

Mısır ülkesinde genel seçimler olmuş “Kardeş Müslümanlar” topluluğunun siyasi kanadı iktidar olacak kadar oy alarak yönetime gelmişti. Mısır halkı ve dünya Müslümanları seviniyordu. Çünkü ülkede özlemi çekilen “Adil Bir Düzen” artık kurulabilecekti. Türkiye’de Millî Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın tarif ettiği ve kurmaya çalıştığı “Yeni Bir Dünya” diye adlandırdığı “İslam Birliği” kurulması çalışmaları hız kazanabilir, böylece Siyonistlerin yönettiği Amerika’nın başını çektiği, kaba kuvvete dayalı savaş ve terör merkezli bir blokun karşısına “Barış ve Huzur” merkezli bir dünya kurulabilirdi. Böylece tüm dünya rahata ve huzura kavuşabilirdi.

Seçimi kazanıp ekibini kuran “Kardeş Müslümanlar” kolları sıvayıp çalışmalara başlamıştı. Bütün dünya, bu çalışmaları dikkatle izliyordu. Elbette dünyanın baş belası çıban başı Siyonistler de pürdikkat gözlerini Mısır’a dikmişlerdi. Çünkü bu çalışmalar onların geleceğini tehlikeye atan ve sömürü çarklarını parçalamaya aday olacak çalışmalardı. Bunu durdurmalıydılar. Her zaman yaptıkları gibi ekibin içinden birilerini satın almalıydılar. Aradılar, taradılar; bu yeni kurulan iktidar ekibinin içinden, karakteri zayıf, servete düşkün, ihanete elverişli ve önemli görevleri olan bu hain Sisi’yi buldular. Onu belli bir sürede çeşitli vaatlerle yönlendirip ifsat ettiler. Sonra da o tüm iyi niyetleri ile gece gündüz çalışan ekibi sırtından vurdurarak, devirip zindanlara attırmakla yetinmediler, halk nezdinde itibar kaybettirmek için her yalanı ve iftirayı kullandılar. İslam dünyasında ve dahilde bırakın “Barış ve Huzur” merkezini kurmayı, oluk oluk kan akıttırarak “Büyük İsrail” kurulması için çabalamaya devam etmekteler.

Hain, dönek, utanmaz, muhteris, yalancı Sisi’ye bunları yaptırdılar.

Böylece Mısır’ı, savaş ve terör merkezinin emrinde hareket eden bir ülke haline dönüştürdüler.

Mısır’a gidip de dönenlerin anlattıklarına göre, ülke dahilinde halk muzdarip, sömürü had safhada, eğitim felç, sanayi bitik, aile hayatı çökük, ahlaksızlık ve vurgun tavan yapmış, adalet muhterislere hizmet eder duruma getirilmiş, mafya ülkeye karabasan gibi çökmüş durumda.

Dış politikada ise daha beter fecaatler yaşanıyor.

Sarı aygır Trump, İslam dünyasındaki bu ve bunun gibi bazı liderleri; işgalci İsrail ile ölüm kalım mücadelesi vermekte olan Filistin’in HAMAS kuruluşuna musallat ederek, İsrail lehine bir ateşkes anlaşması sağlamayı denedi. Bu görevi alan liderlerden biri olan Sisi, “Barışın Mimarı” pozlarına bürünüp, “Dünya Lideri” edası ile harekete geçti. Elbette para ile beslediği yandaşlarını tam mesai çalıştırarak kendini halkına pazarlama işini de ihmal etmeyerek. HAMAS’ı, Trump’ın hazırladığı ve tuzaklarla dolu olan ateşkes taslağını kabul etmeye razı etmek için bütün gücünü harcadı. Onları şöyle ikna etti:

“İki yıldır çok yoruldunuz. Çok insan zayiatı verdiniz. Evleriniz ve yurtlarınız harabeye döndü. Açlıkla pençeleşiyorsunuz. Sizi toptan imha etmeye çalışıyorlar. Sınır kapıları açılacak, yardım ve destek konvoyları serbestçe Gazze’ye girecek. Size bunun sözlerini veriyoruz. Ateşkesi kabul edin. Burada sizin silahlı olarak savaşmanıza gerek kalmayacak. Biz güçlü ordularımızla işgalci İsrail’in önüne dikileceğiz. Artık size saldıramayacaklar. Biz garantör olacağız. İsrail bu anlaşmaya uymayıp tek kurşun bile atmaya kalksa, bedelini ona biz çok ağır ödetiriz. Siz ise yaralarınızı rahatça saracaksınız. Bize güvenin, güçlü ordularımıza güvenin, rehineleri serbest bırakın, gerisini biz halledeceğiz.”

Bu arada dünyaya da inandırıcı olmasına özen gösterdikleri mesajlar vermeye başladılar. Mesela:

“Ateşkes sürecinin garantörü biz olacağız. Bu durumda İsrail’in tekrar soykırım ortamına dönmeye kalkışmasının bedeli çok ağır olacaktır.”

Bu Sisi günlerce HAMAS heyetini ikna için çalıştı. HAMAS heyeti bu güvencelere pek kanmasa bile, İslam dünyasının kodamanını reddetmiş olma pozisyonuna düşmemek adına, imzayı attı ve rehineleri geri verdi.

Sonunda Trump’a müjde gitti. O da bunun sırtını alay edercesine okşayarak tebrik etti. Ama İsrail’i de bu kandırmacayı ayarladığı için zaferlerini tebrik etti.

Sisi’nin görevli elemanları baş döndürücü bir propaganda bombardımanı başlattı:

“Sisi bir dünya lideri.”

“Trump bile Sisi’yi kucakladı.”

“Mısır’ın garantör olması İsrail’i dehşete düşürdü.”

“İsrail, en çok Mısır ordusundan korkuyor.”

“Mısır, yeni icat ettiği silahlarla üç günde Tel Aviv’e girecek kadar güçlü orduya sahip.”

“Liderimiz Sisi, katil Netanyahu’ya unutamayacağı bir ders verdi.”

“Biz Sisi’yi Mısır’ı yönetsin diye seçmiştik, o dünyayı yönetiyor.”

Kendi halkını böyle kandırdı.

Bu arada işgalci İsrailli yöneticilerin bir kısmından bir açıklama geldi:

“Biz rehinelerimizi almayı başardık, artık savaşa geri döneceğiz.”

Döndüler. O günden beri Gazze ve Filistin’in her yerini bombardıman edip binlerce çoluk çocuk ve sivili şehit ettiler ve halen de devam ediyorlar. Sahte kahraman Sisi, bırakın garantör olarak bu katliamı durdurmayı, kilitlenesice ağzını açıp tek laf bile edemiyor. Çünkü efendisi öyle istiyor.

Geçen Ocak ayında Sisi; efendisi pedofili Trump’ın emriyle kurulan “Barış Kurulu’na girdi. Kurula dahil olan Netanyahu ile bu defa Kassam Tugayları’nın ellerinde bulunan silahlarını almak için çalışacaklar.

Sanırsınız kendisini kendisi değil, Trump ve onun temsilcisi Barrak yönetiyor.

İki de bir diyor ya, “ordumuz şöyle güçlü, böyle güçlü, yeni modern teknolojimiz dünyayı şaşırtıyor, İsrail’i 24 saatte mahvedebiliriz.” İşe bakın ki katil İsrail burnunun dibinde Irak’ta bir değil birden fazla gizli üs kurmuş, buradan kardeş ülkelere, onları Iran aleyhine savaşa sokmak için füzeler atıyor; modern silahları ile övünen bu Sisi, çobanların bile bulabildiği bu üsleri ne tespit edebilmiş ne de füzelerin buradan atıldığını anlayabilmiş.

İsrail ve Amerika birlikte İran’a saldırıp lider ve ekibini şehit edip, yüzlerce çocuğu okullarında yakarak şeytan ritüeli ile en büyük savaş suçlarını işlerlerken, bu utanmaz Sisi onları kınamak yerine, düşman ile iş birliği yapan yapay devletlerin yanında yerini aldı. Mecburdu çünkü efendisi öyle istiyordu.

Şimdi bu Sisi için hak ettiği sıfatları yazacak olsak buradan köye yol olur.

Kısaca demek gerekirse “Müslüman Mısır’ın Sisi’si, utanmaz birisi!”

KALE

Dışarıdan bir kale mi satın alacaksın?

İçeriden bir kalemi satın alacaksın!