Erbakan Hoca’mızın yol ve dava arkadaşlarından, Milli Görüş’ün önemli isimlerinden, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi Yasin Hatipoğlu anlatıyor:
“Amasya’da Necip Fazıl Kısakürek’in konferansı var, gidelim mi, dediler. Tabii gitmez olur muyuz. Hemen hazırlandık, yola düştük gittik. Amasya’da da bir yağmur var, sormayın. Üstadı tanıyanlar bilirler, ehli keyiftir.
‘İstanbul’dan Amasya’ya uçakla giderim’ demiş. Tabii Amasya’ya gidemiyor, Samsun’a gidecek, oradan da Amasya’ya geçecek. ‘Amasya ile Samsun arasını da Cadillac marka otomobillerle giderim’ demiş. Tabii o gün yağmur yağıyor, vakit yaklaşıyor, millet heyecanla bekliyor, üstad ortada görünmüyor. Ortalık ana baba günü, meydanlar taşmış.
Birisi demiş ki: ‘Yasin Hatipoğlu burada, üstad gelemiyorsa Yasin Bey konuşsun.’ Gelip beni buldular: ‘Eğer üstad gelmezse, biletleri de parayla sattık, kaldık ortada. O parayla imam hatip okulunun temelini atacaktık. O niyetle biletleri parayla sattık ama ne üstad var ortada ne bir şey. Üstadın yerine sen konuş!’ ‘Deli misiniz, üstadın yerine ben nasıl konuşurum?’ dedim.
Geleni münasip bir lisanla inandırmaya çalışırken Halis Ayhan Bey girdi araya. ‘Peki, bir şart ile yaparım. Millet salonun etrafında dolanıp duruyor, spor salonunun önüne kadar beraber yürüyeceğiz. Siz benim yanımda olacaksınız ve etrafı da kolaçan edeceğiz tavır nedir, ne değildir. Eğer bir yanlışlık olur, bir yanlışlık olacağı anlaşılırsa arabada hazır bulunacak yanımızda. Ben arabaya atlayıp kaçacağım, haberiniz olsun’ dedim.
Uyguladık bu metodu, işe de yaradı. Salona girdik bir kıyamet koptu. ‘Üstad üstad!..’ diye öyle bir üstad karşıladılar ki! Millet üstad kim bilmiyor ki! Yanımdakilere, ‘Gidin ve ses çıkarmayın’ dedim. Geçtim kürsüye, Allah yardım etti ve 1.5 saat orada üstad diye alkışlandım, konuştum. Böylece Amasya’yı bir dertten kurtardık.
Sonra oraya okul yapıldı elhamdülillah, büyük okul oldu. Tabii o arada üstad merak ediyor. Sormuş, ‘Ne oldu, ne yaptınız?’ diye. Demişler ki: ‘Efendim müthiş bir konferans oldu.’ ‘Hayrola, kim geldi?’ diye sorunca, ‘Efendim, Yasin Bey buradaydı, o konuştu’ demişler.
Aradan bir, iki hafta geçti. Ben Ankara’ya geldim. Milli Nizam Partisi’nin çalışmalarını yapıyoruz. O zaman Tunalı Hilmi Caddesi’nde bir yerde çalışıyorduk. Orada içeri girdim ki üstad da orada oturuyor. Gittim, elini öptüm. Şöyle bir baktı, ‘Yasin!’ dedi. ‘Emredin üstadım’ dedim. ‘Yahu sen bilmiyor musun ki bizim şubemiz, taklidimiz yoktur. Sen gitmişsin Amasya’da alkış toplamışsın!’
‘Aman üstadım estağfirullah, ben öyle şey yapar mıyım?’
Sonra gönlümü aldı. ‘İyi etmişsin Allah razı olsun, beni de onları da bir dertten kurtarmış oldun!’ dedi.”
TANK PALETİ!
Erbakan Hoca bir gün yakın çalışma arkadaşlarına haber yolladı:
“Arkadaşlar hazırlanın bir yere gideceğiz.”
Hoca’nın yakın çalışma arkadaşlarını sardı bir merak! Nereye gideceklerdi, acaba?
Bindiler arabalara. Hedef Adapazarı... O sıralarda çok konuşulan Adapazarı paletlere. Bir yere geldiler. Erbakan Hoca, “Arkadaşlar buraya dikkat edin, neler göreceksiniz!” dedi.
O sırada bir tank geldi, höyüğün bir ucundan girdi, öbür ucundan çıktı, sonra da döndü kayboldu.
Erbakan Hoca daha o zaman yakın çalışma arkadaşlarına paletin ne olduğunu söylemiş, anlatmış, örneğini göstermiş idi...
Erbakan Hoca’nın ideali ülkeyi kurtarmak idi. Ülkenin kurtuluşu ise imam hatip okullarından yetişecek nesillerle gerçekleşecekti.
ABDURRAHMAN EFENDİ’NİN İŞARET ETTİĞİ O SAHA!
Hasan Aksay... Millî Görüş partilerinin tamamında kurucu olarak yer aldı. Devlet eski bakanlarından… Hasan Aksay, imam hatipli yıllarından bir anısını şöyle paylaştı;
* “Cemil Meriç’in abisi Rıfkı Meriç vardı profesör, o bizim sanat tarihi dersine geliyordu, beni çok seviyordu. ‘Senin mutlaka yurt dışına gitmen lâzım’ diyerek yurt dışı imtihanlarına girmeme vesile oldu.”
* “Kazandım imtihanları. Oradaki tanıdıklarına, ‘Bunun mutlaka yurt dışına hatta İspanya’ya gitmesi lâzım’ dedi. Bana da, ‘İspanya’nın sömürgesi çok, bir sürü mazlum coğrafya İspanyolca biliyor. Oraya gideceksin, bana da bir söz vereceksin. Oraya gidince oradan Fransa’ya gideceksin, otobüsle. İspanya ile Fransa arasındaki dağların arasında iki yüz metre yükseklikten bir düzlük görürsün. Fakat sen iki yüz metre daha tırmanacaksın. Orada Abdurrahman Efendi’nin Fransa’yı fethetmek için askerine karargâh yapmak üzere kullandığı bir saha vardır. Orada bir ezan okuyacaksın. Bana da dua edeceksin’ dedi.”
* “Hay hay hocam, dedim. İmtihanları kazandım ama ‘Eylül’de geleceksiniz’ dediler bize. Eylül’de gittik, ‘İlahiyatçılara yurt dışında gerek yok’ dediler. Gidemedik maalesef!”
Merak ettim, Abdurrahman Efendi’nin Fransa’yı fethetmek için askerine karargâh yapmak üzere kullandığı o sahayı...
***
(Not: Yukarıda geçen anekdotları, Fatma Gülşen Koçak’ın hazırladığı ve Önder Yayınları arasında çıkan, İmam Hatip Neslinin Önderleri (Öncüler) kitabından aldım. Kurgu bana aittir. A.Ö.)
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
* Henadi el-Halawani… 1980 Kudüs doğumlu. Kudüs Murabıtası…
* Siyonistler tarafından yirmi altı defa tutuklandı, üç kez zindana atıldı, on kez evi basıldı.
* Siyonistlerce ev hapsine, yüksek para cezasına çarptırıldı.
* Sağlık sigortasının bir süreliğine iptali gibi büyük sıkıntılarla karşı karşıya kaldı.
* Terör devleti İsrail’in engellemeleri nedeniyle 7 yıldır Mescid-i Aksa’da namaz kılamıyor.
* Terör devleti İsrail mahkemelerinde çeşitli ithamlarla yargılanması devam ediyor.
* Fakat buna rağmen Aksa’nın kapılarında nöbet tutmaya ve mücadeleye devam ediyor.
***
İşte bu Henadi el-Halawani bugün (2 Haziran 2021, Çarşamba) ikindi namazını Ayasofya Camii’nde kılacak.
