Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak denilen olay tam da bu olsa gerek!
Ülke siyasetini istikrara kavuşturmak isterken yaşanmaya başlanan büyük istikrarsızlıktan söz ediyoruz.
Bir süre önce parlamenter sistemin istikrarsızlığa yol açtığını ileri sürerek başkanlık sistemine geçilince istikrarın sağlanacağını savunanlar, bu yolda oldukça ileri adımlar attılar.
Ülke siyasetinin istikrarlı bir şekilde yürümesi için yeni birtakım kurallar ihdas ettiler.
Ve başkan seçilebilmek için yüzde 50 artı 1 kuralını getirdiler.
Bu kuralları getirirken elbette o günlerdeki sayısal üstünlüklerini göz önünde bulunduruyorlardı.
Yüzde 50 artı 1’i çantadaki keklik olarak görüyorlardı!
Ama o günlerden bu yana köprülerin altından çok su aktı!
Ne güvendikleri sayısal üstünlükleri kaldı ne de yüzde 50 artı 1’i aşacak güçleri!
İşte bu noktada müthiş bir istikrarsızlık ortaya çıktı!
Geçmişte üç dört siyasi parti arasında yaşanan görüşmeler bu sefer dokuz on parti arasında yaşanmaya başladı!
Geçmişte örneğine rastlamadığımız ittifaklar ortaya çıktı!
Öyle ittifaklara tanık olduk ki her ittifak ortağı ayrı bir telden çalıyor ve ayrı bir hesap peşinde koşuyor.
Evet, ülke siyasetine istikrar getiriyoruz denilirken çok daha büyük istikrarsızlıklara kapı aralanmış oldu.
Şimdi yaşadıklarımız, bu istikrarsızlığın ortaya çıkardığı tabii sonuçlar.
Elbette bu sorunlar da aşılır ama alınan önlemlerin istikrarı sağlamada bir işe yaramadığı da görülmelidir.
Söz gelimi yüzde 50 artı 1 gibi bir kural getirilmemiş olsa şimdi böyle bir sorun yaşanmıyor olacaktı.
Yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak derken içine düştüğümüz durumu anlatmaya çalışıyoruz.
İyi niyetle atıldığından hiç şüphe etmediğimiz kimi adımlar ülke siyasetini öyle bir noktaya getirdi ki!
Artık “aramızda hiçbir pazarlık olmamıştır” şeklindeki açıklamalara kimse inanmıyor.
Herkes kıran kırana bir pazarlık yaşandığını düşünüyor.