Avrupa kanunları, evliliği cezalandırdığından birçok
delikanlı evlenmeden birlikte yaşamayı tercih ediyordu.
Nikâhsız yaşayan iki kişinin aldığı işsizlik parası,
çalışan bir kişininkinden fazla olduğundan Avrupalıların bir çoğu resmi nikâh
kıydırmaktan kaçınıyorlardı.
İşin inceliğini bilmeden konuşan ve yazanlar da
Avrupalıların yüzde bilmem kaçı nikahsız yaşıyorlar diyerek ev hayatlarının
olmadığı imajını veriyorlardı.
Halbuki öyle değildi.
Evleri var, çocukları var ve çocuklar ikisinin üzerine
kayıtlı ama resmi nikahları yoktu.
Sonunda Avrupa daki işçiler de bu hilenin farkına vardı
ve otuz yıllık eşinden resmi olarak boşanmaya başladılar.
Boşanan eş de işsizlik parası almaya başlayınca bir anda
parasal rahatlama geldi.
İki maaşla geçinmeye başladılar.
Bunun üzerine ülke, Türkleri Takip Timi kurdu ve
ayrılan eşlerin bir araya gelmelerini suçüstü yapmaya başladı.
Devlet bu sefer de kendi kanunlarını çiğneme durumunda
kaldı.
Hani rıza ile olan zina ilişkileri suç değildi..
Avrupa Birliği kriterleri arasında Türkiye ye ilk kabul
ettirdiğiniz kanunlardan biri buydu...
Boşanmış bir erkekle kadının zina etmesine neden karşı
çıkarak kendi kanunlarınızı çiğnemeye başladınız
Aynı kanun Türkiye de de kabul edilince babasından veya
annesinden kalan emekli maaşını kaybetmemek için resmi nikah yapmayan, ölen
kocasından kalan emekli maaşından mahrum kalmamak için resmi nikah yapmayanlar
olduğu gibi resmi olarak boşanan ve maaşı kazandıktan sonra evliliğe devam eden
insanların sayısında çoğalma başladı.
Rahmetli baba veya annesinden miras kalan maaşı
kaybetmemek için resmi nikâh kıydırmadan evlenen kadın sayısında artış olması
toplumsal bunalımların artmasına sebep olmaya başladı.
Komşusunun şikayeti, komşuluk ilişkilerini bozduğu gibi,
kimin şikayet ettiği bilinmediğinden bütün komşular zanlı durumuna düşüyor.
Her an basılma tehlikesinin, maaşın kesilme korkusunun bu
ilişki üzerindeki olumsuz etkisi.
Her baskın, aynı zamanda zina serbestisini getiren kanuna
yapılan bir baskındır.
İslam da devletin varlık sebebi, halkının iki dünyasının
güzel olmasını sağlamak olduğundan, halkı Yaratan ın hukukunu uygulayarak,
hakkı batıldan, hayrı şerden, iyiyi kötüden, helalı haramdan ayırt edecek,
toplumsal dengeyi bozmayacak insanlar yetiştirdiğinden onlara güvenmeyi esas
aldığından bu tür hilelere kapı açmamaya dikkat etmiştir.
Kendi nabzını kontrol edemeyen insanlar, milletin ve
milletlerin nabzını tutmaya başladığı günden beri sosyal hastalıklar aids,
verem, kanser hastalığından daha fazla yaralar açmaya devam ediyor.
Üniversiteler, Avrupa nın beş yüz yıl önceki şiddetini,
engizisyonunu, yüz yıl önceki canavarlıklarını ele alıyor da günümüzdeki ihanet,
devlet terörü, insanı insanlıktan çıkarma merkezlerini araştırıp dünyanın önüne
koyma tarafına gitmiyor.
26/12/2007 tarihli makalemde Hazreti Ömer döneminde
çalışanların ve çalışamadığı halde muhtaç durumda olanların maaşının en
düşüğünün Hazreti Ömer in maaşı kadar olduğunu kaynaklarıyla beraber yazmıştım.
İmanlı, edepli, sosyal adaletli bir toplum meydana
getirmeye çalışmalı.
Halkı takip kurumları ve onların teknolojik masrafları,
halkın eğitimine harcansaydı devleti yönetenler, kendilerini ve halkı bağlayacak
kanunlarla başı derde girmezdi.