Savcı Serdar Coşkun, “Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” dediği bu örgütle ilgili, 15 Temmuz alçak ve işgalci darbe teşebbüsünden önce, 17 Aralık bağlantılı bir iddianame hazırladı.
Savcı, iddianamede çok önemli bir hususun altını çizdi; “Bu örgütün evinde kalan, yurtlarında barınan veya okul ya da dershanelerinde öğrenim gören gençler, dershane, özel okul ve yurtlarda faaliyet yürüten öğretmenler ve yöneticiler, aynı şekilde örgütün emrinde faaliyet yürüten dernek, vakıf, banka veya ticari şirket çalışanları, bu örgütün elindeki işyerlerinde ücretli çalışan, emeği ile geçinen kimseler, açıkça bir suça karışmadıkları sürece sırf bu irtibatları ceza sorumluluğu doğurmadığından özellikle soruşturma dışında tutulmuştur. Fethullah Gülen örgütünün sempatizanı olup bu örgütü dini bir kuruluş sanarak cemaate gönül bağı bulunanlar da sırf bu harekete mensup olmak cezalandırma için yeterli değildir...”
Bu iddianame, 22 Temmuz’da, yani darbe teşebbüsünden sonra, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi.
***
15 Temmuz darbe girişiminin ortasında, sağında, solunda -neresinde olursa olsun- yer alanlar elbette yargılansın!
FETÖ Soruşturması kapsamında bana da o kadar çok “mağduriyet” mailleri geliyor ki, ne yapacağımı şaşırıyorum…
Başbakan Binali Yıldırım’ın, “Mağdur olanların hakları iade edilecek” yaklaşımı ile bakanlıklarda “ayıklama” işleminin başlayacak olmasını bu alanda umut verici gelişmeler olarak görüyorum…
2 FULLBRİHT ARAŞTIRMACISINA KAPILAR NASIL AÇILDI?
Türk Eğitim Sistemi 1949 yılından bu yana Amerikalılara teslim edildi.
ABD ile imzalanan ikili anlaşma gereği, sekiz kişiden oluşan bir Eğitim Komisyonu kuruldu.
Bu komisyonun adı Fullbright Eğitim Komisyonu idi.
Buraya dikkat! Fullbright Eğitim Komisyonu, hâlen yürürlükte olan bir komisyon!
Bu konudaki yazımdan sonra bu Fullbright Eğitim Komisyonu üyelerinden Prof. Dr. Ahmet Ademoğlu, “Komisyon üyeliğinden geçen Mayıs ayında ayrıldığını” açıkladı. Peki ama Şehir Üniversitesi Rektörü ve Fullbriht Eğitim Komisyonu Üyesi Prof. Ahmet Ademoğlu, 2 Fullbriht araştırmacısına kapıları nasıl açtı?
Rektör Ademoğlu, üniversitenin ilk mezunlar töreninde yaptığı konuşmada, ‘Şehir Üniversitesi’nin 4 yılda, TÜBİTAK ve İstanbul Kalkınma Ajansı destekli 28, AB destekli 8 araştırma projesine ve yurtdışından gelen 2 Fullbright araştırmacısına ev sahipliği yaptığını’ ifade etti.
***
* İlk merak ettiğim husus şu; o iki Fullbright araştırmacısı Türkiye’de neleri araştırdı, acaba? Bu isimler kimlerdi?
* İkincisi de, komisyon üyeliğinden geçen Mayıs ayında ayrıldığını açıklayan Prof. Ahmet Ademoğlu’nun yerine acaba kim atandı?
***
Konu hakkında bir not daha;
Okurlardan Levent Sarı bu konuda duygularını şöyle ifade ediyor;
“Adnan Bey, bu yazınızı çok dikkatle takip ediyoruz ve bu konuyu çok önemsiyoruz. Gündemde tuttuğunuz için size çok teşekkür ediyoruz. Bu konuyu gerekli mercilere basın yoluyla ulaştırmanızı rica ediyoruz. Bu işi yapsa yapsa zaten Milli Gazete (Milli Görüş) yapar. Saygılarımla.”
BAŞBAKANDAN İLGİNÇ ANILAR
Başbakan Binali Yıldırım, Erzincan’da yeni eğitim öğretim döneminin başlaması dolayısıyla öğrencilerin arasındaydı. Çocukluk anılarını paylaştı, burada Binali bey.
Binali beyin neler anlattıklarına bir bakalım mı;
* “Okullarımızda böyle imkânlar yoktu. Okula giderken soba yakmak için herkes odununu yanında getirirdi. Odun getirmeyeni öğretmen cezalandırırdı. Gider odunu getirir, sobayı yakardı.”
* “İlkokul 2’nci sınıftayız. Okul başladı, sınıfa girdik. Cazim bey diye eğitmenimiz var. Oldukça yaşlı bir eğitmen abimiz. Masaya oturdu, biz de oturduk. Çocuklar okuyun, yazın, dersinize bakın. Gerisi yok. Ne okuyacağız, ne yazacağız, ne öğreneceğiz orası Allah kerim…”
* “Bir gün, beş gün böyle zaman ilerliyor. Karne zamanı bir müfettiş geldi. ‘Cazim bey nasıl, çocuklar nasıl, öğretmiyor mu diye denetlemeye geldi. Sınıfta soru soruyor. Tek tek coğrafya, tarih, hayat bilgisinden sorular soruyor. Hiç birimiz bilemiyoruz. Bizim Cazim Bey boncuk boncuk terliyor. Sıkıntıdan ter basıyor. Sonunda müfettiş bir hinlik yaptı, bir soru daha sordu. Çocuklar şurada su var, burada da saman var. Bunun ortasında da bir duvar var, duvarın üzerinde horoz var. Horoz suya mı yumurtlar, samana mı? Şimdi soruyu duyunca aynı sizin gibi bizim çocuklar da hep bir ağızdan ‘samana’ diye bağırdılar.”
* “Biz de bağırdık. Bu sefer Cazim beyin keyfi yerine geldi. Soru kolay olunca nasıl da bildiniz? Hemen müfettiş Cazim beyin emekli olması için rapor yazdı. Çok üzülmüştük. Bize hiç vurmuyor, ödev de vermiyordu, günlerimiz geçiyordu.”
* “Bakın siz şanslısınız. Biz okula gittiğimizde derse başlardık. Kapı tık tık vurulurdu. ‘Kim o’ diye bağırıyor. Kapı açılıyor, babam kapı arasından kafayı uzatıyor. ‘Muallim bey çocuğa müsaade et tarlaya gidip tohum ekeceğiz.’ Biz milletin içinden kalkıp gidiyoruz. O kadar kötü duygu içinde oluyor ki insan.”
***
Esasen, hepimizin başından geçen ortak yaşadıklarımız bunlar! Öyle değil mi?
GURBETÇİNİN ÇİLESİ
Gene mağduriyet!
AK Parti hükümetine, Maliye Bakanlığı’na ve İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Sayın Mustafa Yeneroğlu’na ve muhalefet partilerine seslenmek istiyorum;
Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’dan, AK Parti’nin vermiş olduğu vaatleri yerine getirmesini rica ediyoruz. 3201 sayılı yurtdışı borçlanma yasasından faydalanarak Türkiye’den emekli olanlar aynen Türkiye çalışmalarıyla emekli olanlar gibi Türkiye’de çalışabiliyorken, yurtdışında 1 Euro’luk gelir getirecek işlerde çalışması bile şu anda yasak!
AK Parti gerek 7 Haziran gerekse 1 Kasım seçimleri öncesi bu yasağın kaldırılacağı sözünü vermişti. Bu konuda mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesin bekliyoruz.
Bu mağduriyetin giderilmesinin hükümet tarafından son seçimler öncesi gerek seçim beyannamesinde gerekse meydanlarda ve Meclis’te vaat edilmesine rağmen bir gelişme yok. Hükümetimizin seçimler öncesi gurbetçiye verdiği birçok sözü tutarak yasal ve idari düzenlemeleri yaptığı gibi bu konuda da sözünü tutacağına inanıyorum. Umarım bu mağduriyet giderilir.
3201 sayılı yasaya istinaden yurtdışından borçlanarak emekli olan kişilerden herhangi bir işyerinde iş akdi ile çalışmama şartı aranıyor olması. Biz Avrupa’da yaşayan Türklere büyük haksızlık yapılıyor. Bu eşitlik ilkesine aykırı, çünkü Türkiye’de çalışmış bir vatandaşımız emekli olmuş ve Almanya’ya evlilik akti ile geldiği zaman, hiç aylığı kesilmeden Almanya’da çalışabiliyor, bir tek yurt dışı borçlanma yapan emekliler çalışamıyor.
Die Welt gazetesi, Türkiye’den Almanya’ya yapılan para transferinde ciddi artış olduğunu duyurdu. Para transferi şirketi Western Union’ın Almanya şefi Claudia Westermayr, Ocak 2013’te Die Welt gazetesine yaptığı açıklamada, “Türkiye’den Almanya’ya yapılan para transferinin giderek arttığını gözlemliyoruz” dedi.
Araştırmalarımda gördüğüm, Türkiye’den emekli olanlar, Almanya’da geçimine katkı olsun diye aylıklarını yaşadıkları ülkeye transfer ediyorlar. Aylıkları kesilmesin diye çalışmayanların parası Die Welt gazetesinin haberine konu olan paralardır.
Özetle, çalışmanın serbest olmasını istiyoruz, bu iş ve maaşlarından dolayı emeklilerin Türkiye’deki maaşlarından herhangi bir kesintiye ve yasağa tabi tutulmamaları sağlanmalıdır.
Full/time iş aktiyle çalışanların Türkiye’deki emeklilerde olduğu gibi emekli aylıklarından kesinti yapılmadan çalışmalarına müsaade edilmeleri ve emeklilik hallerinin devamı sağlanmalıdır. (Şaban Turhal/Almanya-Münih)
MESAJ PANOSU
* Balıkesir’in Altınoluk/Şahindere Mahallesi’nde ikamet ediyorum. Her şey güzel ama gelin görün ki, mahallemizde büyük bir cami yok. 4 minareli cami istiyoruz mahallemize. Bu konuda ilgi bekliyoruz. (ŞERİF ALTINEL/ALTINOLUK)