Bir yerde yem varsa kuş da var demektir. Kuşun olduğu yerde kuş avcıları ve de tuzakları beklemektedir.
Oltaya takılmamayı öğrenen balıklar ağla avlanırlar. Ağı da öğrenseler elektrikle avlanırlar. Çağın getirdiği teknoloji hem iyilere hem kötülere yardım eder.
İnsanın kendisi avlanırken av olur avlanır.
Balığa oltayla yem vererek tuzağına düşürürken kendisi de toprağın verdiklerini yutarak toprağa yem olmaya doğru devam eder.
İnsanların da midesi, makam ve mevki hırsı olduğu sürece avlamaya ve av olmaya devam edecektir.
Sevgili Peygamberimiz, "Mümin bir delikten iki defa sokulmaz" demiş, doğru söylemiş. (Buhari, Edep, bab 83, hadis 158) Ama avcılar bizi ayrı deliklerden aynı yere bin defa sokabiliyorlar. Onun için biz, bu tuzaklardan kurtulabilmemiz için avcıyı tanıyalım. Tuzağı tanımanın faydası yok.
12 Eylül 1980 öncesinde piyasayı dolandıran bankerlerden biri, bir sene sonra tekrar televizyonlarda yepyeni bir yüzle reklama başladı ve tekrar dolandırdı. Hatta banka müdürlüğünden emekli bir kişi bu kampanyaya benim de katılmam için çok ısrar etmişti. Milletin milyarlarca lirasını ödemeyen bu insanın hiçbir kampanyasına katılmayacağımı söyleyerek o talandan kurtulmuştum.
Derken Holding skandalı başladı. Avrupa daki işçilerden biri, "Hocam, bundan sonra hiçbir holdinge inanmayız" dedi. Ben de ona "Bundan sonra size hiçbir holding para istemek için gelmeyecek. Yepyeni bir isim altında gelecek demeyeyim şu anda yeni para toplama işleri devam ediyordur." Nedir o Dersen benim bu taraklarda bezim olmadığı için o konuda fikir yürütme melekem dahi gelişmemiştir" demiştim. Dediğim gibi oldu. 2005 yılında Türkiye den birileri gitmiş Holdingzedeleri kurtarma adına yeniden dolandırmış.
Hırslı var oldukça hırsız bulunacaktır. Bundan hiç şüpheniz olmasın.
Holdingdeki yüz binlerce doları duruyor, babası veya annesi gözünün önünde hastalıktan eriyip gidiyor holdinge para yatıran oğlu veya kızı "Ben parayı bir seneliğine yatırdım. Şimdi çekersem kârını alamam. Dayan bir sene sonra elli bin dolar alacağım, seni Ankaralarda İstanbullarda tedavi edeceğim" derken baba veya anne ölüyor. Holding batıyor, adam kendini yakıyor.
Ticarette, yani mide işinde durum bu olur da siyasette, yani makam ve mevki işinde durum farklı olur mu Bütün milletlerin siyaseti, ticareti, ilmi hareketi, ahlâkı birbiriyle atbaşı giderler.
Yirmi yıldır içtiği su ayrı giden dostlar aynı makama talip oluyor. Yetkili hangisini seçeceği konusunda tereddüt içinde kalıyor. Çünkü ikisinin de referansları aynı. Derken bu iki dost, birbirlerinin en iyi bildikleri açıklarını bit pazarına döküyor.
Bu solda daha fazla olurken sağ da onlara yetişmeye çalışıyor.
Rabbimiz, Sevgili Peygamberimizin Miracını anlatırken yedi kat semanın ötesini gören, Cenneti seyreden Sevgili Peygamberimizi bize tarif ederken "Göz ne kaydı ne de saptı. And olsun O, Rabbinin büyük ayetlerini gördü. (Necm süresi 17, 18) diyor. Cenneti gören göz bile Cennete iltifat etmeyip Ümmetinin afvını isteyen bir Peygamberin ümmetiyiz.
O cennet ki, bir gülünün güzelliği bütün dünyadan daha güzel. Biz, sevgili Peygamberimiz gibi davranmaya kendimizi alıştırmalıyız. Dünyanın tamamının bir dostumuzun beynindeki bir telinin titremesine değmediğini bilelim ve tuzaklara tutulmayalım.