İttihat ve Terakki ile birlikte Türkiye siyasası gerilim
üzerine kuruludur. Elbette bunun belli başlı nedenleri var. Başta milletimizin
değerleriyle çelişen ve yabancı bir ruhun hayata egemen kılınması gerilimin
temel nedeni. Bu, egemenler tarafından bir baskı durumu oluşturmuştur. Halkın
sindirilmesi, korku ve gözdağı ile insanımızın içine kapanması çabası
gösterilmiştir. İttihat Terakki ve sonrası birbirinin kopyası. Silah, tehdit ve
dışlama. Bu, uzun yıllar sürmüştür. 1946 yılına kadar tek parti düşüncesi ve
dayatması büyük bir öfke birikimine neden olmuştur. Devrim dayatmaları, İslâm
alfabesinin yasaklanması, kültürel baskı, Batı düşüncesinin ithali ve dayatması
on yıllarca sürdü. Halkın nefes almasına bile izin verilmedi.
CHF (Cumhuriyet Halk Fırkası) karşısına Serbest
Cumhuriyet Fırkası girişimi hesapları ters yüz etti. Kurdukları parti
kendilerini bile tedirgin etti, söz konusu partiyi anında kapattılar.
Milli Mücadele nin önde gelen komutanlarından Kâzım
Karabekir ile Fevzi Çakmak hayatın dışına itildiler. Mustafa Kemal in
sağlığında ve ölümünden sonra kendileri dışındakilere de nefes aldırılmadı.
Fevzi Çakmak ın solcular ile işbirliği yapması büyük bir hüsrana neden oldu.
Bir daha da adı sanı duyulmaz oldu, siyaset ve hatta hayat sahnesinden tamamen
uzaklaştı, silindi ve unutuldu. Kâzım Karabekir e bir ara parti kurdurulma
girişimi kısa sürdü. O da Erenköy deki evinde inzivada iken anılarını,
düşüncelerini yazdı. Evi basıldı, yazdıklarına el konuldu. Karabekir daha sonra
yazdıklarını evinin içinde bir merdivenin altında bir tencere içinde toprağa
gömdü. Zamanla gün yüzüne çıktı ama Karabekir Paşa da hayatın dışına itildi.
CHP içinden bir gruba kurdurulan DP nin başında ve
merkezinde Celal Bayar vardı. Bu parti bir muvazaa partisi idi. Danışıklı döğüş
partisi gibi. Aslında bu tam da ruhuna uygun düşüyordu. Çünkü iki parçalı bu
yeni yapı batıdan gelen bir düşünce ile sağ ile sol eksenine oturtuldu. Aslında
birinin diğerinden farkı yoktu. İttihatçı masonik yapı her ikisine de hâkimdi.
Çünkü aynı ruhun çocuklarıydılar. Görünürdeki çatışma ve gerilim bir oyundan
başka bir şey değildi. Merhum Adnan Menderes in farklı bir yol çizmesi
hesapları alt üst etti.
Sağ sol gerilimi büyük bir çatışma ortamı getirdi. Solun
halkın değerleriyle örtüşen milletimizi gerici diye nitelemesi aradaki uçurumu
büyüttü. Bu da masonik ve burjuva, kapitalist sağın işine yaradı. Bundan da
beslendi. Uzun bir zaman bunun dışında bir yapılanmaya izin verilmedi. Kimi
girişimler ise engellendi.
Sağ sol çatışması zaman içinde milliyetçi ve devrimci
çatışmasına evrildi. Bu da büyük bir gerilime ve hatta ölümlere neden oldu.
Binlerce genç öldü. Ruh kökleri bakımından fazla farkları olmayan bu kesimin
zamanla bu kadar kan ve öfke sonrası bir araya gelişlerini anlayabiliyor ve
yadırgamıyoruz. Sağ, sol, milliyetçi gibi Batı dan gelen kavramlar altında
buluşanlar zamanla birlikte olmaları kaçınılmaz.
Bilindiği kadarıyla sol emeğe, işçi ve köylüye değer
verir. Bu topraklarda yıllarca bunun kavgası verildi. Belli bir zamandır sol
artık bir burjuva ve sermaye partisi. Bunu da yadırgamıyoruz.
Milliyetçilerin, Türkçü ve Kürtçülerin, solcuların ve
sağcıların ortak bir hedefi var. Müslüman milletimizi sekülerleştirme.
İslâm dan uzaklaştırma. Hedef bu olunca milletin değerleriyle buluşulmadığından
millete baskı ve şiddet uygulamaktan kendilerini alamıyorlar. Gerilimin asıl
nedeni de budur.