Milli Görüş hareketi 45 yıllık siyasi mücadelesinde hep
zihinlerdeki barajı yıkabilmek için çaba gösterdi. Çünkü topluma sunduğu görüş
ve toplumun sorunlarına getirdiği çözüm tekliflerinin doğruluğu konusunda bir
problem yoktu. Ancak, medya vasıtasıyla oluşturulmuş siyasi yapı içinde
kendisini hapsetmiş, kurulu düzenin bozulmasını, bunun için de yeni bir
alternatifin çıkmasını istemeyen iç ve dış güçler Milli Görüşçülerin sesini
kısmak, topluma duyurmamak için ellerinden geleni yaptılar Buna rağmen
rahmetli Erbakan Hocam 45 yıl boyunca verdiği mücadele sonunda toplumun
zihinlerindeki barajı yıktı ama bir iç ve dış güçler ellerindeki iktidar gücünü
ve çıkarlarını kaybetmemek için hukuk dışı yollardan Milli Görüş ün 4 partisini
kapatarak beşincisini kurmak zorunda bıraktıkları hala hafızalardadır.
Görünen o ki, özellikle medyanın tavrında düne göre fazla
bir değişiklik olmamış durumda. Devlet televizyon kanallarını aldığı bir karar
ile haber bültenlerini Meclis te temsil edilen 4 partiye ayırmış, sabahtan
akşama kadar topluma 4 partinin mesajlarını ulaştırıyor. Ayrıca, iktidar
partisi çok daha avantajlı. Çünkü Cumhurbaşkanı ve Başbakan ın her gün
yaptıkları konuşmalar televizyon ekranlarından verilirken, parti sözcüleri ve
diğer hükümet üyeleri de sahip oldukları pozisyon sebebiyle TRT haber
bültenlerini işgal ediyorlar. Kısacası, Milli İttifak a TRT ekranları kapalı.
Bazı özel kanalların da Kamalak ve Destici ye yer vermeleri Milli İttifak ın
sesini kitlelere duyurmak, zihinlerdeki barajı yıkmaya katkıda bulunmaktan çok
iktidar ile olan mücadelelerinde kendilerini destekleyen açıklamalar almaya
yönelik. Kısacası ittifaka değil, kendi amaçlarına hizmetin peşindeler. Sonuç
olarak TRT ekranları 4 parti dışındaki partilere kapalı, özel kanallar ise
sınırlı ölçüde açık. Bu şartlarda zihinlerdeki barajın yıkılması ittifak
partilerinin teşkilatlarının çalışmasına kalıyor. Bunun kolay olmadığını
biliyorum ama bir fikri ve ideali olan partilerin mensupları daha işin başında
zor olana talip olurlar.
İttifaka televizyon kanlarlının tavrını kısaca
özetledikten sonra gazetelere baktığımızda burada işin daha zor olduğunu
görüyoruz. Çünkü medya büyük ölçüde iktidar yanlısı bir tutum içinde. İktidar
karşıtı olan sermaye gazeteleri ise arada bir muhalefet yapıyor görüntüsü
verseler de iktidar ile ters düşmemeye özellikle dikkat ediyorlar. Geriye kalan
birkaç gazete ise ya bir partinin ya da paralel yapının sözcüsü durumunda.
Meseleye bu açıdan bakıldığında zihinlerdeki barajın yıkılması
hususunda gazetelerden televizyonlar kadar da destek bulmak zor görünüyor.
Bunları söylerken ümitsizliğimi dile getiriyor değilim. Çarşamba günü
katıldığım ittifak liderlerinin toplantısını değerlendirdiğim dünkü yazımın
giriş bölümünü hatırlatmak istiyorum:
Milli İttifak bir engellemeye takılmaz, mesajlarını ve
özellikle de birlikteliğe zemin oluşturan samimiyetlerini topluma
ulaştırabilirlerse bir baraj sorunu yaşamayacaklarını söylemek kesinlikle
abartma olmaz. Medya ambargo koymasa, Kamalak ve Destici toplumla yüz yüze
buluşabilseler samimiyetlerini ortaya koymak için zorlamaya bile ihtiyaçları
yok.
Kısacası, ittifak liderleri ülkenin sorunlarını tespit ve
bu sorunların çözümü konusunda gerçekçi tespitlere sahipler. Zihinlerdeki baraj
yıkılıp insanımız serbestçe karar verme noktasına geldiğinde ittifakın barajı
aşmak gibi bir sorunu olmayacak. Bu ise iktidar olmak demek.