Bu köşede yazılarımı takip edenler bilir ki, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ve Avrupa ile Türkiye arasındaki kara yolu güzergâhında yaşanan sorunları uzun zamandır gündeme getiriyorum.
Bu meseleleri yalnızca masa başında değerlendirmek yerine mümkün olduğunca sahada görmeye, vatandaşlarımızdan, TIR şoförlerinden ve güzergâhtaki yetkililerden doğrudan dinlemeye çalışıyoruz.
Bu yıl gerçekleştirdiğimiz Sıla Yolu saha çalışması da bunun önemli örneklerinden biriydi.
Avrupa Saadet Başkanı Samet Sami Temel, Saadet Partisi İstanbul Milletvekilimiz Birol Aydın, Avrupa Hak Arama Derneği Başkanı Şirvan Ünal ve arkadaşlarımızdan oluşan heyetimizle Münih’ten yola çıktık. Budapeşte, Belgrad, Niş ve Sofya üzerinden Kapıkule’ye kadar uzanan güzergâhı yerinde inceledik.
Büyükelçiliklerimiz ve konsolosluklarımız başta olmak üzere güzergâhtaki yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdik. Sınır kapılarındaki beklemelerden yol güvenliğine, vize sorunlarından trafik yoğunluğuna kadar birçok meseleyi sahada ele aldık.
Saha çalışmamızda ortaya koyduğumuz sorunlar ve çözüm önerileri daha sonra TBMM gündemine de taşındı. Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, Sıla Yolu’nda tespit ettiğimiz sorunları ve çözüm önerilerimizi Meclis’te dile getirdi.
O günlerde güzergâhta karşılaştığımız TIR şoförleriyle de konuştuk.

Bugün gazetelerde okuduğumuz şikâyetlerin hemen hemen aynısını bize o gün anlatıyorlardı.
Türk TIR şoförlerine 90 gün engeli
24 Eylül tarihli Hürriyet gazetesinde yer alan haber, meselenin ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Haberde Schengen bölgesinde uygulanan 90/180 gün kuralı nedeniyle Türk TIR şoförlerinin ciddi sıkıntı yaşadığı belirtiliyor.
Bu kurala göre kısa süreli Schengen vizesiyle seyahat eden bir kişi, herhangi bir 180 günlük dönem içerisinde Schengen bölgesinde toplam en fazla 90 gün kalabiliyor.
Uluslararası Nakliyeciler Derneği Başkanı Şerafettin Aras’ın açıklamasına göre yaklaşık 50 bin Türk TIR şoförünün 25 bini bu uygulamadan etkileniyor. Süresini dolduran bazı şoförlerin sınır kapılarından geri çevrildiği belirtiliyor.
Burada insanın aklına çok basit bir soru geliyor:
Bu insanlar Avrupa’ya tatile mi gidiyor?
Hayır.
Almanya’yı, Fransa’yı, Hollanda’yı gezmek için mi aylarca yollardalar?
Hayır.
Bu insanlar çalışıyorlar.
Türkiye’de üretilen malları Avrupa’ya, Avrupa’da üretilen malları Türkiye’ye taşıyorlar.
Mesleklerinin gereği olarak sürekli sınır geçiyor, binlerce kilometre yol yapıyor ve Schengen ülkelerinde bulunuyorlar.
Sonra şoföre:
“90 günün doldu, artık giremezsin” deniliyor.
İşte asıl sorun burada.
TIR şoförü turist değildir.
Avrupa’ya tatil yapmak için değil, Türkiye ile Avrupa arasındaki ticaretin devamını sağlamak için gidiyor.
Çözüm aslında belli
Türkiye bu meseleyi Brüksel’in önüne münferit bir vize şikâyeti olarak değil, Türkiye-Avrupa Birliği ticaretinin önündeki yapısal bir engel olarak koymalıdır.
Uluslararası taşımacılık yapan TIR şoförleri için mesleğe özel bir “Profesyonel Şoför Vizesi” veya buna eşdeğer özel bir statü oluşturulması müzakere edilmelidir.
Şoförlere uzun süreli, çok girişli ve mesleklerinin gerektirdiği hareketliliğe uygun bir sistem getirilmelidir.
Burada önemli olan vizenin ismi değil, sorunun çözülmesidir.
Uluslararası taşımacılık kapsamında yapılan ve belgelenebilen mesleki giriş-çıkışların turistik seyahatlerle aynı şekilde değerlendirilmesinden kaynaklanan 90/180 gün sorunu giderilmelidir.
AB çapında ortak bir düzenleme yapılıncaya kadar Türkiye; Almanya, Avusturya, Macaristan, Bulgaristan ve taşımacılığın yoğun olduğu diğer ülkelerle ikili çözümler üzerinde de çalışmalıdır.
Kalıcı hedef açık olmalıdır:
Profesyonel TIR şoförleri turistlerden farklı değerlendirilmeli ve yaptıkları işin niteliğine uygun özel bir vize ve hareketlilik sistemine kavuşturulmalıdır.
Avrupa Komisyonu’nun 2026 Vize Stratejisi’nde de TIR şoförleri gibi yüksek hareketlilik gerektiren mesleklerde çalışan üçüncü ülke vatandaşlarının 90/180 gün kuralı nedeniyle karşılaştığı sorunlara dikkat çekiliyor. Dolayısıyla ortada yalnızca Türk nakliyecilerinin dile getirdiği bir şikâyet değil, Avrupa Birliği düzeyinde de çözüm aranan bir mesele bulunuyor.
Türkiye AB’nin 5’inci büyük ticaret ortağı
İşin daha düşündürücü tarafı ise Milli Gazete’de yer alan bir başka haber.
Haberde:
“AB’nin dış ticaretinde Türkiye 5’inci büyük ortak”
başlığı kullanılıyor.
Avrupa Birliği’nin resmî istatistik kurumu Eurostat’ın verileri de Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ticaretin büyüklüğünü ortaya koyuyor.
2026 yılının ikinci çeyreğinde Avrupa Birliği, Türkiye’den 25,5 milyar avroluk mal ithal etti. Aynı dönemde AB’nin Türkiye’ye ihracatı ise 27,3 milyar avro oldu.
Yani yalnızca üç aylık dönemde Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki karşılıklı mal ticareti yaklaşık 52,8 milyar avroya ulaştı.
Bunun anlamı çok açık:
Türkiye, Avrupa Birliği açısından kenarda duran küçük bir pazar değil; milyarlarca avroluk alışveriş yapılan önemli bir ticaret ortağıdır.
Şimdi Hürriyet ile Milli Gazete’deki bu iki haberi yan yana koyalım.
Bir tarafta Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin en önemli ticaret ortaklarından biri olduğu açıklanıyor.
Diğer tarafta bu ticaretin yükünü kara yolunda çeken Türk TIR şoförleri 90 günlük engelle karşılaşıyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Türkiye’den gelen mala ihtiyaç var da, o malı Avrupa’ya taşıyan Türk TIR şoförüne neden kolaylık yok?
Fabrikalar üretim yapacak.
İhracatçı Avrupa’ya mal satacak.

Avrupa’daki şirket Türkiye’den sipariş verecek.
Türkiye de Avrupa’dan milyarlarca avroluk mal satın alacak.
Ama bütün bu ticaretin yükünü binlerce kilometre direksiyon sallayarak taşıyan şoföre sınır kapısında:
“90 günün doldu, geri dön”
denilecek.
Bu çelişkinin artık çözülmesi gerekiyor.
Yurt Dışı Türkler Bakanlığı neden gerekli?
TIR şoförlerinin yaşadığı bu sorun, yıllardır dile getirdiğimiz Yurt Dışı Türkler Bakanlığı teklifinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Yurt dışında yaşayan milyonlarca vatandaşımızın sorunları bugün farklı bakanlıkların ve kurumların görev alanlarına dağılıyor.
Bir tarafta vize sorunları…
Bir tarafta emeklilik ve sosyal güvenlik…
Eğitim, çifte vatandaşlık, ayrımcılık, yatırım ve konsolosluk hizmetleri…
Sıla Yolu’nda yaşanan sıkıntılar…
Şimdi de uluslararası taşımacılık yapan on binlerce TIR şoförünün vize problemi.
Bütün bunların Ankara’da güçlü ve sürekli bir muhatabı olmalıdır.
Yıllardır savunduğumuz Yurt Dışı Türkler Bakanlığı tam da bunun için gereklidir.
Böyle bir bakanlık yalnızca Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarını kayda alan bir makam olmamalı; gerektiğinde Avrupa Birliği kurumları ve Avrupa ülkeleriyle doğrudan görüşen, Dışişleri, Ulaştırma, Ticaret ve diğer ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlayan güçlü bir yapı olmalıdır.
Bugün TIR şoförünün vize sorunu ortaya çıktığında bir kurumdan diğerine gitmek yerine, meselenin takipçisi olacak doğrudan bir siyasi ve kurumsal muhatap bulunmalıdır.
Yurt Dışı Seçim Bölgesi neden önemli?
Bu mesele yıllardır dile getirdiğimiz Yurt Dışı Seçim Bölgesi teklifinin önemini de bir kez daha ortaya koyuyor.
Yurt dışında yaşayan milyonlarca vatandaşımız Türkiye’deki seçimlerde oy kullanıyor. Ancak kendilerini doğrudan yurt dışından seçilmiş milletvekilleriyle temsil edebilecekleri ayrı bir seçim bölgesi bulunmuyor.
Almanya’da yaşayan vatandaşımızın sorununu Almanya’daki hayatı, kurumları ve mevzuatı yakından bilen bir milletvekili neden doğrudan TBMM’ye taşımasın?
Fransa’daki vatandaşımızın, Hollanda’daki vatandaşımızın, Belçika’daki veya Avusturya’daki vatandaşımızın karşılaştığı sorunların Meclis’te sürekli takipçisi neden olmasın?
Sıla Yolu’ndan vize sorunlarına, emeklilikten vatandaşlığa kadar Avrupa’da yaşayan insanlarımızın karşılaştığı meseleleri sürekli takip edecek bir temsil mekanizmasına ihtiyaç vardır.
Yurt Dışı Türkler Bakanlığı yürütmede, Yurt Dışı Seçim Bölgesi ise yasamada bu meselelerin sürekli takip edilmesini sağlayacak iki önemli adım olacaktır.
Mal geçiyor, şoför geçemiyor!
Bugün önümüzde iki gazete haberi var ve aslında tabloyu bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.
Milli Gazete: “AB’nin dış ticaretinde Türkiye 5’inci büyük ortak.”
Hürriyet: Türk TIR şoförlerine 90 gün engeli.
Bir tarafta milyarlarca avroluk ticaret.
Diğer tarafta o ticaretin yükünü taşıyan şoförün önüne konulan vize engeli.
Bu mesele yalnızca TIR şoförlerinin sorunu değildir.
Türkiye’deki ihracatçının, sanayicinin, nakliyecinin ve Avrupa’daki ticaret ortaklarının da sorunudur.
Ve bütün bunlar yıllardır söylediğimiz bir gerçeği yeniden hatırlatıyor:
Yurt dışında yaşayan milyonlarca vatandaşımızın ve Türkiye ile Avrupa arasında çalışan insanlarımızın sorunları günübirlik müdahalelerle değil, kalıcı kurumlarla takip edilmelidir.
Bunun için Yurt Dışı Türkler Bakanlığına ihtiyaç vardır.
Bunun için Yurt Dışı Seçim Bölgesine ihtiyaç vardır.
TIR şoförlerinin meselesinde ise Ankara artık Brüksel’in karşısına açık ve somut bir taleple çıkmalıdır:
TIR şoförü turist değildir.
Uluslararası taşımacılık yapan profesyonel şoförler için mesleğe uygun özel bir vize ve hareketlilik sistemi oluşturulmalıdır.
Çünkü o direksiyonun başındaki insan yalnızca bir TIR kullanmıyor.
Türkiye ile Avrupa arasındaki milyarlarca avroluk ticareti taşıyor.