Cibran Halil Cibran’ın (1883-1931) eserini 1985 yılında tanıdım.

Onu Türkiye’ye ilk tanıtan Mehmet Akif Ersoy merhumun damadı Ömer Rıza Doğrul’dur. 1985’de sahaflarda bulduğum kitabın üzerinde Hak Erenler yazıyordu ve Ömer Rıza’nın terceme ettiğini ve de 1946’da yayınlandığını yazıyordu.

Küçük hacimli kitap olduğundan o gün bitirdim ama yeniden üzerinde düşünerek okumaya başladım.

Gelen dostlarıma o kitaptan bahsediyordum ki Erman Alrona isimli dostum, dinledi ve ikinci gün kitabın İngilizcesini getirdi. 500’üncü baskısıymış. O hacmi küçük içeriği/muhteviyatı büyük kitabı iki senede yazdığını ve üç senede kelime seçimi için uğraştığını ve ondan sonra 1923’te basıldığını Erman Bey merhum söyledi. Bir gecede beş yüz sayfalık kitap yazanlara ithaf olunur.

Ben İngilizce bilmediğim halde piyasada bulamadığımdan kitabın fotokopisini aldım.

Arabayla hacca giderken Bağdat’ta Cibran’ın eserlerinin bir kısmını bir kitapta toplamışlar ve 1983 yılında Nahda Yayınları arasında basmışlar ve adını “el Mecmuat’ül-Kamile li Müellefat’ı Cibran Halil Cibran” koymuşlar. Hemen satın aldım ve hac dönüşü okudum. Tefsir yazmaya başlamadan önce tefsir kitaplarını satın aldım koydum.

Mevlana’nın Mesnevi’si, Sa’di Şirazi’nin Gülistan’ı, Yunus Emre’nin  divanı, İbni Haldun’un Mukaddime’si, Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet’inde geçen ayetleri tespit etmiştim. Cibran’ın kitaplarını okurken birçok sözün alıntı olduğunu gördüm ama insan çok okuduktan sonra sözlerin sahibini unutmak ve kendi malı gibi zannedip kendi kalıbında söylemek de vardır ve intihal sayılmaz. Nakil de olsa çok güzel söylemiş.

İbn’ül Farid’dan bazen adını vererek bazen de adını anmadan ondan nakiller var.

(Cibran’ın anlattığı bir adaletsiz hakim hikayesinin benzeri bu Üsame bin Münkız’ın (1095-1188) Yusuf Ziya Cömert tarafından İBRETLER KİTABI adıyla Türkçeye terceme edilen ve SES Yayınevi tarafından 1992’de basılan kitabın 186’ncı sayfasında geçmektedir)      

Amerika’da yüzlerce baskı yapan THE PROPHET isimli eseri Türkçeye Hak Erenler diye ilk defa terceme eden Ömer Rıza Doğrul merhum, önsözünde Cibran Halil Cibran için, “Mevlâna’nın batıya attığı bir oktur” diyordu. Daha sonra aynı eser Aytunç Altındal tarafından 1982’de Ermiş diye terceme edildi. Lübnan’da Hıristiyan bir ailede dünyaya geldi. Amerika’ya göç etti.

Kilise tarafından aforoz edildi ve bir otel odasında aç ve bîilaç öldü. Kolay mı? Sen çıkacaksın The Prophet Türkçesi Rasül, Elçi adında bir kitap yazacaksın.

Kitabında kahramanının adını, İsa koymayacaksın ve Müslümanların peygamberinin adı olan Mustafa’yı koyacaksın.

Hatta doğrudan “Mustafa” demeyeceksin, İngilizlerin “The” gibi olan Arapların “el” takısını başa getirip “The Mustafa/el-Mustafa” diyeceksin. Yani herkes tarafından bilinen Muhammed Mustafa’yı çaktırarak yücelteceksin.

“Yesu’ oğlu İsa” isimli kitap yazacaksın  ve “fe hüve lem yekün ilahen, kane insanen mislene/O, İlah değildir. O bizim gibi insandır” diyeceksin ve bu cümleyi art arda iki paragrafın başında tekrarlayacaksın. Bu cümlenin ardından gelen cümlelerin “Dirhemini yiyen …kudurur” onları yazmadım.

Sen, özgür Amerika’da Müslümanların peygamberi (Muhammed) Mustafa’ya, çağdaş Orfalis (Washington) halkının sorunlarını çözdüreceksin.

Özgür Amerika sana bunun bedelini ödetir. Önce açlıktan öldürür sonra eserlerin para kazanmaya, yüzün üstünde dile çevrilmeye başlayınca, para putu önünde bütün inançlarını da kurban eder.

 Not: Yeni ve genç yayıncılarımızdan Muhammet Yasin Can, Muarrib adıyla bir yayınevi kurmuş ve Cibran Halil Cibran’ın, Ermiş, Kırık Kanatlar ve Fırtınalar isimli eserlerini Türkçe ve Arapça olarak yayınlamış.

Aynı sayfanın bir tarafında Türkçesi karşı tarafında Arapçası basılmış, karşılaştırmalı olarak okunabilir.

İsteme telefonu: 0530 225 21 81 veya 0850 304 17 58