Okumak, dünyaya başkalarının gözüyle bakmayı denemektir, insanı ve kainatı keşfetmek çabasıdır. Okumak, düşünmeye ön hazırlıktır, insanın ufkunu genişletmek için yaptığı en aktif faaliyettir.
Okumak, aydınlanma ve çevresinde olup bitenleri sorgulama gayretidir; entelektüel bir ihtiyaçtır. Kur ân, adı bile okumakla ilgili olan bu kutsal kitap, ümmî bir Peygamber e inerken, Cebrail in getirdiği ilk ayet ikra, yani oku emri olur: "Oku!... Seni bir kan pıhtısından yaratan Rabbinin adıyla oku!"
Bu ayet, Kur ân ayetlerine olduğu kadar kainatta görebildiğimiz her şeye işaret etmektedir. Kitap okunduğu gibi, kainat da okunabilir: Allah insanlardan bunu istemektedir. Akletmiyor musunuz. düşünmez misiniz gibi ifadelerle Kur ân bize seslenirken, "esatîr-i evvelin" yani eskilerin masalları zannedilen olayları, kıssaları ve öğütleri yeniden anlatır. Nazım ve nesir türlerinin üstünde, hem anlatı hem din ve düşünce içeren bu kitabı anlamak için, onu anlayacak zihinsel donanıma sahip olmak gerekir.
Okuma alışkanlığı ve tatil kitapları
Kültür Bakanlarından biri, on yıl önce, benim de üzerinde çok durduğum şöyle bir söz söylemişti; "Kendi klasiklerini okuyamayan aydın, yalnız bizim ülkemizde bulunabilir."
Bunu bir Kültür Bakanı nın söylemesi önemlidir. Bu söz, ülkemizdeki yazarların neden yeterince okunmadıklarını çok açık bir biçimde değerlendirmektedir. Kendinden önceki metinlerden habersiz olan yazarların, başkaları tarafından okunmak istekleri gerçekten anlamsız...
Gençlerin okuma alışkanlığı kazanamamasının pek çok sebebi var: Gençlerin okuyacağı kaynaklara ulaşamaması, kültür hayatımızdaki parçalanmışlık ve okuma çabasına ihtiyaç bırakmayan testlerle bozulmuş eğitim sisteminin çarpıklıkları... Bunlara ilave edilecek daha pek çok husus var. Ama şunların da, okumanın yaygınlaştırılmasını önleyen ikinci derecede etkenler olarak sıralanması gerekir:
Gazetelerin düzenlediği yanlış promosyonlar, medyatik çarpıklıklarla televizyonun kötü kullanımı ve toplumu yabancı dillerin istilasına uğramış tabela okuyucusu haline getiren, yarı aydın yetiştiren yabancı dille eğitimler... Aileler bütün bunları dikkate alarak çocuklarının eğitimiyle bizzat ilgilenmelidir.
Milli Eğitim Bakanlığı nin ilk ve ortaöğretim için hazırladığı 100 Büyük Eser listeleri. Türkçe ve Edebiyat derslerinde yardımcı kitap olarak okunacak veya ödev verilecek kitapları belirlediği kadar tatillerde okunabilecek metinleri de tavsiye niteliğindedir. Bunların arasından gençlerin seçeceği kitaptan tatilde okumaları, tatili de anlamlı bir boş zaman değerlendirmesine dönüştürebilir.
Yaz ayları her şeyin bir yana atıldığı boş zaman değil, başka meşgalelerle kendini geliştirme imkanıdır. Bu anlamda yazın kitap okuma, gençlerin kendini yetiştirmeleri için en verimli imkanıdır.
Camilerde yaz kursları
Yaz döneminde açılan Kur ân kursları da dinimizin öğrenimi için iyi bir imkan... Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı yönetiminde camilerde sürdürülen din öğreniminin isteğe bağlı olmasından ötürü, hiçbir engelle karşılaşması da mümkün değil. Burada ana-baba tercihi ve kurs görevlilerinin öğretme yeteneğiyle çocukların isteklendirilmesi çok önemli. Çeşitli hediyelerle çocuklar özendirilebilir.
Çocuklarda öğrenme yaşı -birçok anaokulunun savunduğu gibi- beş-altı yaşlarında başlar. Bunu bilen laikçiler, İslâm ın eğitim ve öğretimini baltalamak için bu yasağı koydu, öteki dinler serbest...
28 Şubat döneminde 11 yaşından küçük çocuklara camilerdeki Kur an Kurslarına katılmanın yasaklanmasından daha kötü bir din hürriyeti gaspı olmayacağı bilindiği halde, birçok konuda özgürlükçü kanunlar çıkaran hükümet nedense bu yasağa dokunamıyor. Yahudi ve Hıristiyan çocukları ise özgür...
Hükümet, Milli Güvenlik Kurulu nun tavsiyeleriyle Meclisten geçirilmeye çalışılan Türk Ceza Kanunu ile Terörle Mücadele Kanunu gibi konularda kamuoyu ile uzmanların tepkisinden değil, AB nin itirazlarından çekiniyor. Bu türden zaaflar hiçbir hükümete olduğu gibi AKP iktidarına da yakışmıyor.
Görüldüğü gibi, iktidar olmakla muktedir olmak meselesi her alanda kendini gösteriyor.
Madem İmam-Hatip Liselerinin katsayı zulmü kaldırılamıyor, başörtülü kızların üniversite kapılarında bekletilmesi önlenemiyor, hiç değilse 11 yaşından küçük çocuklara camilerdeki Kur ân Kurslarına katılma yasağı kaldırılmalıdır. Bu değişiklik, toplumun vicdanında tıpkı DP nin Arapça Ezan okuma cezasını kaldırması gibi kabul görecektir: Çünkü bu tam anlamıyla bir din özgürlüğüdür.
Bu konuda da AB nin itirazlarıyla Müslüman halkın çocuklarına dinini öğretme hürriyeti verilirse, sonuç hiç de şık olmaz... O yüzden, halkımız bu kurslara her bakımdan sahip çıkmaya çalışmalı.