Eskilerin deyimiyle; ehemmi mühimme takdim etmek (en
önemliyi öne almak) için ille de Jüpiter den başlayalım (Ab Jove principum)
algısından çok, Abdullah Öcalan ile uzun süreden beri yapılan dolaylı
görüşmelerde, toplumun algısını değiştirmeye yönelik verilmeye çalışılan
subliminal mesajın artık daha açık ve seçik şekilde dillendirilmesi üzerine,
dikkati bu nokta üzerinde yoğunlaştırmada fayda görüyoruz.
Bu konuyla ilgili olarak, Barış ve Demokrasi Partisi
(BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Belediyelerimiz, demokratik özerkliği
fiilen hayata geçirme aşamasına gelmiştir diyerek bir bakıma çözüm sürecinin
asıl hedefini kuvveden fiile taşıyacaklarının işaretini vermiş oldu.
Aslında İmralı ile sürdürülen görüşmelerde görüldüğü
üzere; Osmanlı Sultanı, Hicaz kumandanlığına atanan Ferik Osman Nuri Paşa nın
atama yazısının arkasına: Kat iyen muhabere memnudur şerhini düşürerek bir
bakıma Taif mahkûmlarının olağan dışı haberleşmelerinin önü kesilmeye çalışılsa
da, bu sefer Taif kaytanları vasıtasıyla gayr-ı resmi haberleşme el altından
sağlanmaya çalışılıyordu. İmralı da ise, devletin özel izni ile Abdullah
Öcalan ı ziyaret eden BDP milletvekilleri, özel ulak gibi hareket ederek, bütün talimatları Kandil e veya ilgili makamlara
iletmekle mükellef kılınıyorlar.
Bu bağlamda, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ın
verdiği demeçlerin büyük çoğunluğu dolaylı olarak İmralı nın talimatlarını
kapsamakta olup, deyim yerindeyse son günlerde sadece Abdullah Öcalan ın
sözcülüğünü yerine getirme çabası içerisinde olduğu ifade edilebilir.
BDP nin bir diğer uzantısı konumundaki Halkın Demokratik
Partisi (HDP) ise, ortaya koymaya çalıştığı kuşatma politikası işareti ile
İmralı nın isteklerinin yerine getirilmemesi durumunda, Batı da silaha dayalı
mücadele hararetinin uzaklığında ve yokluğunda (absente febre) Gezi olayları benzeri isyan ve çatışma politikası ile
sonuca gidilebileceğinin ipuçlarını vermeye çalışmaktadır.
BDP ise, Mahalli Seçimler öncesi ön plana çıkardığı;
Özyönetimle özgür geleceğe ve Özyönetimle özgür kimliğe sloganları ile neyi
kastetmeye çalıştığını, bizzat BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ın en son
ana çerçevesini ortaya koyduğu; demokratik özgürlük ile ifade etmeye
çalışmasına rağmen, aslında asıl olan emrü iradenin sadece ve sadece İmralı daki
Abdullah Öcalan a ait olduğunu göz ardı etmeye çalışmaktadır.
BDP, demokratik özgürlük söylemi üzerine mebni yeni
Yerel Yönetim anlayışını gerçekleştirebilmek amacıyla aday belirlerken, büyük
oranda Ahmet Türk, Gülten Kışanak, Osman Baydemir gibi en tanınmış ve kamuoyu
gündeminde en fazla yer alan şahsiyetleri aday gösterme yoluna giderek muhtemel
kazalardan korunmaya çalışmaktadır.
Burada dikkat çeken bir başka konu ise PKK, sözde 750.000
Süryani katliamı savıyla hareket eden SEYFO CENTER adlı örgüt başkanı Sabri
Atman ile yapmış olduğu anlaşma gereği, Süryani asıllı birisini Mardin
Büyükşehir Belediye seçiminde eş başkan belediye adayı olarak düşünmesidir.
Burada, başından beri bu tür asılsız soykırım iddialarının içerisinde olmayan
Mardin ve İstanbul daki mukim Süryanileri ayrı tutmak gerekir kanaatindeyiz.
BDP, Güneydoğu da Arap, Türk vb. unsurları dışlayıcı bir
yaklaşım içerisinde iken, Batı da daha fazla Kürt nüfusu nereye koymayı
düşündüğü ise doğrusu merak konusudur. Ayrıca, Güneydoğu da yaşayan bütün etnik
unsurların BDP dışındaki partilere yönelik destekleri ve BDP nin bu bölgede
total bazda birkaç il dışında salt çoğunluğu söz konusu değil iken, her kesimi
yok hükmünde sayıp, her şey benim dediğim şekilde cereyan eder tutumuyla,
diğerleri için oyun sona ermiştir (acta est fabula) mantığını mı yürütmeye
çalışmaktadır, doğrusu merak konusudur.