Yavuz Sultan Selim, babasıyla görüşemeden ama uzlaşmış
olarak, sancağına geri dönüyordu. Kırım sınırına geldiğinde kendisini Kırım
Hanı Mengli Giray Han karşıladı. Atını çekip durdu. Selim Han ın kendisine
gelmesini bekledi. Ama Selim han da atını çekip durdu. Onun niyetini anladığı
için yanına gitmedi. Kırım Han ı yürüdü. Selim han da yürüdü. Han ikinci defa
durdu. Selim de durdu. Sonunda Kırım hanı Mengli Giray Selim in yanına geldi ve
tokalaştılar. Sonra Selim Han ı teselli etti ve: Yenilmenden ve devlet
adamlarının Sultan Ahmed tarafına meyletmesinden üzülme. Eğer istersen Tatar
askerlerini size vereyim. Varınız ezici bir kuvvetle tahta sahip olunuz. dedi.
Selim kabul etmedi ve: Biz dünya arzusu ve saltanat hevesi için o tarafa
varmamıştık. Atamız ihtiyar olup, daimi bir hastalığından dolayı memleket
işlerini yapamamaktadır. Bu işlerini vezirlere, emirlere yaptırmaktadır. Bu
yüzden de din ve devlet düşmanları her taraftan başkaldırıp, isyan çıkartmakta,
bunların bıktırıcı isyanları ve düşmanların saldırısı ile devlet iyice
karışmıştır. Kardeşlerim de naz ve bolluk içinde yaşamaya meyilli
olduklarından, düşmana karşı devleti savunmayı tehlike addederek, her birisi
istirahate çekildiklerinden hanedanı korumak, nam ve namusunu himaye etmek bize
düştü. Bu niyetle hem babamızı ziyaret edelim hem de biraz asker isteyip,
isyancıları yok edelim, fitne çıkaranları yurttan söküp atalım. Devlet adamları
izin vermediler. Gayemizin saltanat olduğunu düşünerek, bizim atamızla
görüşmemize mani oldular. Takdir olunan ne ise o olur. Asker çekip atamızın
üzerine yürümek bize yaraşmaz. dedi. Kırım Hanı nın yanından ayrılıp çadırına
geldiğinde: Han bize böyle söyledi. Biz saltanata geçmeyi arzu etsek bile
ecdadımızın aldığı memleketlere sel gibi Tatarları akıtmak ve yağmacı Tatar
ayağını memleketimize sokmanın hata olduğu açık değil midir Saltanat talep
edilse, Allah ın yardımıyla bunlarsız da olur. Diyerek konuştu. Sultan,
saltanata değer vermediğini Selimî mahlasıyla yazdığı şiirlerindeki şu beyit
ile çok güzel anlatır:
Ey Selim! Dünya padişahlığından maksat bir şan ve
şöhrettir. Bu murdar dünyaya hiç rağbet edilir mi Biz onu ka le bile almayız
Sözünü bile etmeye değer bulmayız. (Selimî, Yavuz Divanı; Çev. Ali Nihat
Tarlan, s. 81)
Saltanat için bile olsa memleketini düşünüp, yurduna
zarar verecek olan iş birliklerden her zaman kaçınmasını bilmiştir Yavuz Sultan
Selim. Peki ya diğerleri Onlarda da saltanat için gözlerini kırpmadan Şiilerle
işbirliği edecek hatta Kızılbaş olacak kadar hırs, diğerinde de Rodos Şövalyelerine
sığınmayı düşünecek kadar saltanat sevgisi ve tamah vardır. Rodos Şövalyeleri
ve diğer düşmanlar da ağızları açık, içine düşürecekleri ballı lokmayı
beklemektedirler.
Kul Nerede Biz Oradayız
Artık Ahmed in padişahlığı kesin gibiydi. Ancak bir şeyi
unutuyordu Ahmed taraftarları: Yeniçerileri. Yeniçeriler Selim i çok seviyorlar
onun cengâverliğine, dürüstlüğüne hayranlardı ve İlle de Selim i payitahtta
görmek isteriz. diye kazan kaldırdılar. Bunu duyan Ahmed, Maltepe ye kadar
gelmişken geri döndü ve ilk iş olarak Karaman daki kardeşinin vefatı üzerine
babaları II. Bayezid tarafından yerine vali tayin edilen yeğeninin üzerine
yürüdü. Karaman ı kuşatarak orayı aldı. Ahmed in taraftarları olan devlet
erkânının bazısı Ahmed i tahta geçirmeyi başaramayınca, bu defa Şehzade
Korkut u İstanbul a çağırdılar. Entrika üstüne entrika çeviriyorlardı.
İstanbul a gelen Korkud a yeniçeriler Selim in padişahlığını istediklerini
bildirdiler. Bunun üzerine Şehzade Korkut can güvenliğinin sağlanması halinde
tahtı Selim e terk edeceğini bildirdi. Çünkü ağabeyi Ahmed kendisini
öldürecekti saltanat uğruna. Ona bu güvence verildi ve o da sancağına geri
döndü. Nihayet II. Bayezid le yeniçeri ağası görüştü. Kul nerede, biz
oradayız. diye oğlu Selim i başta görmek istediklerini anlattı. Bunun üzerine
II. Bayezid ferman çıkararak ve Oğlumu askerime baş diktim buyurarak, Selim i
çağırdı ve tahtı ona bıraktı. Dualarla, nasihatlerle.
Eğer sana itaat edilmesini istersen daima hak sahibine
hakkını ver ve herkese mütevazı ol, kimseye zulüm etme. Allah ın kulu isen onun
emrine uyarak adaletli ol. Adaletten ayrılma. Allahu Teâlâ seni bu ülkelerin
saltanatına nail kıldığı için kendine gaflet uykusunu haram kıl. Zira halkın
sana itimat edip uyumaktadırlar. Kimseyi zulmün ile zarar gösterme, memleket
ehlini bizar eyleme, huzursuz kılma, canından bezdirme. İntikam almayı terk et,
öç alıcı olma, zira intikam, yüreğinden sevgi çizgisini söküp çıkarır. Serçe
kuşunun yumurtasını kem gözden koru! Reaya ki onlar senin çocuklarındır, ululuk
bağında her biri bir dalındır. Her zaman saygı göster sen şeraite, ötekiler yan
işler temelde o gerçekte. Öç alıcı kılıçla gazayı işin bil. Din çerağı onun
nurundan od un yaksın. Eyleme kardeşlerine sakın cefa, onlar kılıç çekmedikçe
sen de onlara kılıç çekme! diye oğluna sıkı sıkıya tembihledi II. Bayezid.
Devlet tahtı ile berhudar olasın! diye dua ederek tahtını genç padişaha
devretti. Sonra yeni sultana bütün erkân, askeri kumandanlar, âlimler ve ayan
usul üzerine el öpüp, biat ettiler ve saltanatını tebrik ettiler. Sultan
Bayezid, Edirne yakınındaki Dimetoka şehrine doğru yola çıktı.
Selim! Gam vadisinden saltanat tahtına düştüğün için
neye üzülüyorsun Ne yapalım bu da Allah ın takdiri imiş. (Selimî, Yavuz
Divanı; Çev. Ali Nihat Tarlan, s. 59)