Tarih ahkam kesenleri hatırlamaz. Tarih konuşurken

mangalda kül bırakmayanları değil, hayallerini icraate dökebilenleri hatırlar.

Siz nasıl hatırlanmak istersiniz

Dilin harbiden kemiği yok. Umarsızca savurabiliyoruz

sözcükleri havada asılı kalsalar da. Susmak bazen büyük bir nimet. Fark

edebilmek için sessizliği buyur etmek gerekiyor. Suskunlukta gizli çok kelime

vardır. Haykırışlar vardır, özlem vardır, umut vardır. Çok gürdür aslında sesi

sessizliğin. Eller açıldığında semaya sessizliğiniz dile geliverince dünya sallanır.

Ümmetin acizliğini en üst makama şikayet ediverirsiniz. Elinizden geleni

yapmışsınız, sesinizi yükseltmişsinizdir öncesinde. Haykırmak için susmanız

gerekir.

Birkaç tane sessizlik çığlığından bahsedeyim size. Benim

duyduğum o yüksek sesi siz de duyabilecek misiniz

Bir millet düşünün. Sırf Müslüman oldukları için vatandaş

kabul edilmiyorlar. Çalışamıyorlar, evlenemiyorlar, çocuklarını okula

gönderemiyorlar. Yetmezmiş gibi yakılıyorlar. Kadınları kapatılmış kamplara.

İnsanlık dışı muameleler kitapçığı sayfasız kalmış. Ve susmuş kadın. Sessizlik

ülkesinden haykırıyor. Bizi şikayet ediyor Rabbine. Duymuyor musunuz

Zafer işareti yapmış eller semada. Adımlar zalimin üstüne

üstüne tazelenir önce. Ayak seslerini duyarsınız sadece. Gözleri ufukta seni

beni ararlar. Göremeyince susarlar. Bakışları yere çevrilir. Utançlarından

değildir bu yere bakış. Taş arar yerde. Toplarken o taşları sessizliğinin

içinde ebabil duaları yankılanır. Siz yine duymazsınız

Mahalle baskısı altında ezilmiş bir genç vardır. Sınıfında

içkiyle tanışmamış tek öğrenci olmanın utancı ile eğer başını. Sessizlik

lügatinde nedenler büyütür. Burası nasıl bir ülkedir. Yanlışları yapanların

sayısı belirler olmuş literatürü. Sorulması gereken sorular rafa kalkmış,

cevaplar Fizan a sürgün edilmiştir. Sanki bir filmdir yaşadığı. Senaryosunu kim

yazdıysa replikler odur. Değiştirmeye gücünün yetmeyeceğini düşünür.

Sessizliğinin içinde bulur gerçek senaryoyu. Biri bizi gerçekten de

gözetliyordur. Hesabı sorulacak zamanları özlemek boşa değildir.

Daha anlatılacak çok sessizlik öyküsü var aslında. Sadece

gündem dışı birkaç kelam olsun istedim. Herkes anlaşmış gibi aynı şeyleri

söylemeye başladı. Başka dert keder kalmadı sanki. Ümmet meselesi sınır tanır

mı zannediyorsunuz Hayatın mengenesinin sizi sıktığını düşünüyorsanız kabir

azabını unuttunuz derim. Hatırlayın. Neden yaşadığınızı ve imtihanı

Sözcükleriniz tükendiyse susun. Daha çok kelime bulacaksınız.

Güney kutup ayısı ile kuzey kutup ayısı ekvatorda

buluşmuş lak lak yapıyorlar. Biz de çölde seyre dalmışız. Size de tuhaf

gelmiyor mu durum. Gezi park eylemlerine katılsa CHPli oluyorsun, katılmasan

AKPli. Ben ikisi de değilim arkadaş ne olacak Kimim ben Sen kimsin Biz bu

düzeni de bozarız arkadaş. Her ayıyı göndeririz kutuplarına. Çöl rüzgarlarının

estiği bir lügat de okuruz OKU emrinden başlayıp. Biz okumaya başlayınca tüm

susmuşlarla kesişir yollarımız. Rabbim OL emriyle buluşturuverir bizi kim

bilir. İşte o zaman neler olur aklınız kesiyor mu Seçim yatırımına dökülmez

iş. Sen o kadarsan ben bu kadarım cehaleti sergilenmez perdesiz gösterilerde.

Sadece kaldırırız ayaklarımızı ve vuruveririz aynı anda yere. Filistin den

kopar gelir bir taş Ebabiller uçuverir üzerimizde. Ezanları Bilal okur. Biz de

okuya okuya başlarız hesap sormaya. Arakan da tecavüz kamplarında sessizliğin

sesi aminler oluverir. Her attığımız adımda işte o zaman DÜNYAyı sallarız.

Güneşe, aya, yıldızlara, incire ve zeytine hatta ikindi vaktine yemin olsun

ki... duramaz kimse önümüzde

Bir daha ki vakte dek; kalbinizin sahibine emanet olun

EYVALLAH!!!