Batılıların gerçek yüzlerini görmek için şu Suriye olayına bakmak yeterli. İki yılı aşkın bir süredir, başlayan bu süreç giderek karmaşık bir hâl almaya başladı. Türkiye’nin heyheylenmelerinin bir karşılığının olmadığı gerçeği daha bir belirginleşti.

Müslümanların temel sorunu oynanan oyunları görememeleri. Bir anlık bir duygu ile veya bir itilmeyle, bir sırt sıvazlanmayla ortaya atılabiliyorlar. Sonuçların nereye varacağı kestirilemiyor. Bu, bir doğu duygusallığı. Bunun sonucu ise Suriye ile yaşananlar ve Türkiye’nin içinde bulunduğu çıkmaz.

Abede’nin önde gelenleri daha çok bu son buluşmada psikolojilerimize yönelik davranışlarda bulundular. Barack Obama’nın Sayın Başbakan’ın sırtına dokunması, bir diğerinin Türk misafirperverliğini ve sıcak karşılamalarını vurguyla ve ısrarla dile getirmesi, bir diğeri de başta Sayın Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Dışişleri Bakanı’nın çocuklarının Abede’de aynı kentte okumalarını ifade edişindeki ironi. Bu da doğrusu bizim duygularımızı ne denli öncelediğimizin bilincindeydiler. Bu da orada bulunanların hoşuna gitti. O anda alkışlar koptu. Bu ironiyi bile göremiyoruz, anlayamıyoruz.

Adamlar yöneticilerin bütün yönlerini araştırtıyorlar. Bu ve benzeri durumlar yeni de değil.

Batılılar hemen her durumda soğukkanlı ve acımasızdırlar. Boston olayında kendi insanları için ne kadar duyarlı ve ne kadar feveran hâlinde oldukları görüldü. Elbette bu tür olaylar kabul edilemez. Ancak, onların ölen üç insanı için dünya ayağa kalktı. Reyhanlı olayı uluslararası servisleri gerçeği bile göz ardı edilebiliyor. Bu olasılıklar hiç göz önünde bulundurulmuyor. Olayları yapanlar ve yaptıranlar, süreci çarpıtabiliyorlar. Ve bu da anında kabul görüyor.

Türkiye’de işlenen cinayetler, sürekli olarak Müslümanların üzerine yıkıldı 1980 sonrasından beri. Öldürülen bir aydının ardından “Kahrolsun şeriat”, “Kahrolsun İran” veya “Araplar” diye bağıranlar ile bugün Reyhanlı olaylarından sonra dolaylı ve benzer bir psikoloji içindedirler. Reyhanlı olayının yapıcıları olarak anında İran veya el-Muhaberat diye işaret etti. Bugün içerideki örgütler bile kendi başlarına değil. Türkiye’yi otuz yılı aşkındır kasıp kavuran örgütlerin hangisi kendi iradesiyle hareket ediyor ki

Türkiye’nin en önemli sorununda ve kardeş savaşında on binlerce insan öldü. Köylüler evlerinden, barklarından oldu. Bu yeni süreçte, kavganın biteceğine ilişkin çabaları iyi niyetle karşılıyor olmamıza karşın, bundan sonrasının ne olacağını daha çok merak ediyoruz. Emperyalizm, kuşkusuz kendi çıkarlarını düşünüyor. Bir olayı bitirirken bir yenisine başlangıç yapacak anlamına geliyor. Bu da bizim endişelerimizi haklı çıkarıyor.

Müslümanlar elbette ki duygularını yitirmeyecekler, insanî özelliklerini korumalıdırlar. Ancak emperyalizm ve büyük oyunlar karşısında daha soğukkanlı, duyarlı ve dikkatli olmalıdırlar.

Sayın Başbakan ve ekibinin Abede ziyareti bu anlamda tam bir düş kırıklığı. Suriye olayı yeniden sürüncemeye terk edildi. Ne Beşar Esad zalimi ile ilgili bir çözüme gidildi, ne de olayların bitmesine dönük bir adım atıldı. Suriye’de bundan böyle bir çatışma ve savaşın bitmeyeceği kesin. Bir taraf bu savaşı ve süreci kazanmış olsa bile diğeri için mücadelenin süreceği kesin.

Savaşlarda kitleler ve taraflar keskin bir biçimde karşı karşıya getirilmeye devam ediyor. Suriye’de taraflar kıyıma devam edecekler.

Tabii salt Suriye olayı bir başına düşünülemez. Bölgenin en önemli sorunu İsrail’siz düşünülemez. Sayın Başbakan’ın aylardır Gazze ziyaretine Batı Şeria da Abede baskısıyla dâhil edildi. İsrail ile olan son gelişmeler de bu psikolojik baskının ardından yumuşadı.

İsrail ise Suriye’de Müslümanların, yani İslâmcıların iktidara gelmelerini engelleyici bir çaba içinde. Onlar, kendi deyimleriyle Müslümanları “şeytan” olarak niteliyorlar. Beşar Esad onlar için bilinen belli başlı bir şeytan, oysa onun yerine gelecek şeytanların nasıl olacakları bilinmez. Bir bakıma radikal Müslümanların iktidarından çok kendi çıkarlarına uygun davranacak olanlar tercihleri. İsrail’in Suriye’ye olan müdahaleleri en etkili olabilecek durum gruplara. Bu müdahaleye ise hiç kimse nedense tepki vermiyor.

Bu yeni sürecin daha karanlık olacağı kesin.