Sivil toplum kuruluşlarında genel olarak bir vizyon arayışı olduğu açıktır. Uzun vadeli plan yapamamanın oluşturduğu handikaplar, iletişim ve diyalog mekanizmalarında da önemli sorunlar oluşturmaktadır. Y kuşağı olarak adlandırılan 1980 sonrası doğumlu gençlerin bu noktada sivil toplumda yöneticilik yapacak düzeyde olması önemli bir potansiyel içermektedir. Başkan ya da yönetim kurulu üyesi genç sayısının artması, uyum ve istişarenin de sağlanmasıyla örnek çalışmaların ortaya konma zamanı gelmiştir.
Sivil toplum gençlikten ne beklemektedir Öncelikli olarak gençlikten sivil toplum gelişimi ve STK’ların kendine güvenini arttırmaya yönelik hamleler beklenmektedir. Bu sayede, benimseme, müzakere, gönüllülük, beceri gelişiminin artması sağlanacak ve multidisipliner yaklaşımlar sergilenebilecektir. Diğer bir önemli beklenti ise, insan kaynağının verimli kılınması, derneklerin kuruluş ile yürütme aşamasındaki zorluklarının kısa sürede aşılmasıdır. Küçük başarılara yer vermek ve küçük fonlarla önemli katkılar sunabilmek bu açıdan gençlerin yeteneklerine bağlıdır.
Gençlik sivil topluma ne verebilir Sivil toplumda özellikle prestij kazandırmaya yönelik adımlar, gençlerin sivil topluma katkısında öncelik olacaktır. Başkan merkezli değil üye merkezli yapılanmaların artması, katılım ve yönetişim noktasında her konumda ve her branşta insana ulaşabilme ve birlikte çalışabilmenin arttırılabilmesi önemli katkılar olarak gençlerin omuzlarında yükselecektir. Gençlerin sivil toplumda etkin rol almasıyla özellikle fon arayışında farklı bir boyut ortaya çıkacaktır. STK’ların sürdürülebilir fon arayışı, veri tabanı uygulamalarıyla “kara düzen”den kurtulacak, güven sağlamaya yönelik geri bildirim formatları oluşturularak şeffaflığını topluma sunan kurumların sayısı artacaktır.
Gençlerin çevrelerinden istifade etmesi ve bunu sivil topluma yönlendirmesi ise diğer önemli bir katkı olacaktır. Derneklere avukat ve muhasebeci gibi teknik düzeyde destek sağlama noktasında genç çevreler devreye girecek, derneklerin cazibesini arttırmaya yönelik yeni bilgi ve sistemler uygulamaya konarak proje bazlı uygulamaların önü daha da açılacaktır.
Hepimiz biliyoruz ki; ortak çalışma kültürüne vurgu yapacak örneklere bugün her zamankinden fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Herkesi kuşatacak ve “iş” odaklı çalışılmaya teşvik edecek adımlar gençlerin sivil topluma verecekleriyle doğru orantılı gerçekleşecektir. Sahadaki sıkıntıları çözmeye yönelik eğitimlerdeki artış gençlerle daha fazla tetiklenebilecek, ihtisaslaşma amacıyla durum değerlendirmesi ve yönlendirme yapılarak topluma rehberlik yeni bir boyut kazanacaktır.
Bütün bu hamleler gençlerin yeteneklerinin sivil topum tecrübelerinin buluşmasına bağlıdır. Sadece tecrübelerle yol alınamadığı gibi, sadece gençlerin yetenekleriyle de yol alınamaz. Bu açıdan gençlerin sivil topluma neler verebileceği, sivil toplumun neye ihtiyacı olduğunun gençler tarafından iyi bilinmesiyle anlam bulacaktır. Gençler, sivil toplum menüsünü bilmeli, geliştirmeli ve sivil olmasına önem vermelidir. Aksi taktirde sivil toplum, devletin iki dudağı arasına bakmaktan kurtulamayacaktır.