Bismillahirrahmanirrahim

Yaratan, yaşatan, yöneten, iki cihan saadetinin tek çaresi İslam’ı bir hayat nizam olarak gönderen âlemlerin Rabbi Allah (c.c)’a hamd, Peygamberimiz, muallimimiz, liderimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve ashabına salât ve selam ederiz.

Gerçek, Allah (c.c.) ve onun sünnetidir. Allah ve Sünnetüllah dışında gerçek yoktur. Mülk Allah’ındır. Biz insanlar da O’nun mülküyüz. Bizimle ilgili her türlü tasarruf hakkı Allah’a aittir. Allah insanı niçin yaratmışsa, yaratılış gayesini gözeterek ömür sürmesi fazilettir. Allah, yarattığı kullarına, dünya ve ahirette mutlu olsunlar diye İslam dinini bir hayat nizamı olarak göndermiştir. İslam, insanlık için tek kurtuluş yoludur. İslam’a bağlanmak hidayettir. Aksini yapmak dalalet ve sapıklıktır. İslam’dan başka hak din yoktur. İslam’dan başka ne varsa hepsi batıldır. Batıl, gerçek olmadığı için batıldır. Batılın hiçbir dayanağı, gücü, kuvveti ve hikmeti yoktur. Batıl: kâfirlerin, müşriklerin, İslam’ı reddeden kitap ehlinin, münafıkların, facirlerin, fasıkların, zalimlerin yoludur. Bu yolun başı da sonu da felakettir. Batıl olan bir şeyle huzur ve saadet bulunmaz. Faiz, zina, içki, kumar, domuz eti yemek, çıplaklık gibi konular bir medeniyet değeri olamaz. Bunlar cahilliğin ve sapıklığın alametidirler.

İslam’a bağlanmış insana Müslüman denir. Müslüman Kur’an ve Sünnete muhalefet etmez. Müslüman faiz yemez ve faize dünya gerçeği demez. Müslüman içki içmez, zina yapmaz, kumar oynamaz, çıplak ve tesettür kurallarına uymaksızın sokağa çıkmaz. Müslüman İslam’ın marufunu emretmeyen, münkerini yasaklamayan bir düzen ve yönetimden razı olmaz.

Bir Müslüman gayrimüslimleri memnun edeceğim diye İslam’a muhalefet etmez. Allah ve Resulünün emirlerine muhalefet ederek İslam düşmanlarıyla içli dışlı olmak Müslüman bir toplum için zilletten başka bir sonuç doğurmaz. Bir Müslüman Allah’a, Resulüne ve dolayısıyla İslam’a düşmanlık besleyenleri dost edinmez. Mücadele suresi 22: “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa- Allah’a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin…” Bir Müslüman İslam’dan başka hak din vardır diyerek Allah’ın hükmü karşısında haddini aşmaz. Müslüman olmamış Hıristiyan ve Yahudiler de cennete girer demez. Ali İmran suresi 19: “Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam’dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık ve hakka başkaldırma yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.” Bir Müslüman, Müslüman olmayanları sırdaş ve yoldaş edinerek inançlarıyla çelişmez. Ali İmran suresi 118: “Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, ayetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.”

Biz Allah’ın kuluyuz ve Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ın ümmetiyiz, bütün peygamberlerin birer İslam peygamberi olduklarına inanırız. Bidat ehli olamayız, ehlisünnet vel cemaat olmak zorundayız. Ehlisünnet vel cemaat olmak, Peygamberimiz ve ashabının üzerinde olduğu yol üzerinde olmaktır. Kur’an bizi tarif etmiştir. Fetih suresi 29: “Muhammed Allah’ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler…” Kâfirlere karşı merhametli, birbirlerine karşı çetin olan bir topluluk Müslüman bir toplum olabilir mi Bir Müslüman toplum izzet ve şerefi kâfirlerin dostluğunda değil Allah’ta ve müminlerin yanında aramak zorundadır. Nisa suresi 139: “Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.”

İslam Düşmanları

Azgın şeytan insanın en büyük düşmanıdır. O, Allah’ın hidayet yolu üzerine oturmuş, insanları İslam’dan uzaklaştırmak ve saptırmak için beşerden dostlarıyla birlikte gece gündüz çalışmaktadır. Araf suresi 16-17: “İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, yemin olsun ki, ben de onları (insanları) saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!” dedi.” Şeytan, hür iradesiyle gerçekleştirdiği isyanında Âdem’e secde emrini veren Allah’ı “beni azdırmana karşılık” sözüyle suçlamış, kibirlenmiş, insandan üstün olduğunu ileri sürüp ırkçılığa sapmış, secde emrini düşmanca bir tavır olarak görmüş ve Allah’a isyan etmiştir. Araf suresi 11-13:“...Âdem’e secde edin, diye emrettik. İblis’in dışındakiler secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı. Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi. Allah: “Öyle ise, in oradan. Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın” buyurdu.” Şeytanın insana düşmanlığı Allah’a olan düşmanlığındandır. İnsan şeytanları da tıpkı cin şeytanları gibi Allah’ın, Peygamberlerin, İslam’ın ve inananların düşmanıdırlar. İfsat ve bozgunculuk için çalışırlar. Bunlar inananların karsısına inkârcı kâfirler olarak çıkarlar. Bakara suresi 98: “Kim, Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mikail’e düşman olursa bilsin ki Allah da inkârcı kâfirlerin düşmanıdır.” Kâfir mefhumu bütün İslam karşıtlarına verilen müşterek bir sıfattır. Kâfir kelimesi, Kur’an’ın bu sıfatla tanımladığı inkârcı Yahudiler, Hıristiyanlar, müşrikler, Budistler, şamanlar, bütün batıl din mensupları, münafıklar, facirler, fasıklar, İslam’ın bir hayat nizamı olduğuna inanmayanların tamamı için kullanılır. Bunların İslam ve Müslümanlara olan düşmanlıkları arasında şiddet ve kin farkı vardır. Maide suresi 82: “İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın…”

Biz Milli Görüşçülerin İnkârcı Yahudilere, müşrik Hıristiyanlara, bütün İslam düşmanlarına karşı oluşumuzun temelinde, İslam ve Müslümanlara karşı takındıkları tavır bulunmaktadır. Onlar bizlere “ya bizim kölemiz olursunuz ya da ölürsünüz” dayatmasından başka bir hayat hakkı tanımıyorlar. Budistler Arakan’da, Siyonistler Filistin’de, Haçlılar Afganistan’da, Pakistan’da, Irak’ta, Suriye’de, dünyanın her yerinde insafsızca Müslüman kanı akıtıyorlar. Biz onlara adil değil, zalim oldukları için karşı çıkıyoruz. Bu ise bizim hem insanlık, hem de Müslümanlık görevimizdir. Verdiğimiz mücadele onların da hayrına olan bir mücadeledir. Ali İmran suresi 112: “Onlar (inkârcı Yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ahdine ve (mümin) insanların himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur; Allah’ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkûm edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.”

Müslümanca Duruş

Müslüman’ca duruş, Allah ve Resulünün emirlerine itaat etmekle olur. Müslüman için din, Allah ve Resulünün emir ve yasaklarıdır. Bu emir ve yasaklara uymayanlar, gereğini yapmayanlar dinden dönmüş olurlar. Maide suresi 54: “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir.” Müslüman’ca duruşun özünde İslam düşmanları karşısında onurlu ve zorlu bir toplum olmak bulunmaktadır. Ben Müslümanlardanım diyebilmektir. Ahzab suresi 1 ve 48: “Ey Peygamber! Allah’tan kork, kâfirlere ve münafıklara boyun eğme. Elbette Allah her şeyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadır. Kâfirlere ve münafıklara boyun eğme. Onların eziyetlerine aldırma. Allah’a güvenip dayan, vekil ve destek olarak Allah yeter.” Bakara suresi 120: “Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.”

Irkçı Emperyalizm ve batı haçlı ittifakı Kur’an nizamını kurmak ve yürütmek için değil, Allah’ın nurunu söndürmek için çalışıyorlar. Tevbe suresi 32-33: “Allah’ın nurunu ağızlarıyla (çeşitli vasıtaları kullanarak) söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Resulünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir.” Allah hükmünü icra edecektir. Allah’ın bir kulu olarak Müslüman bugün, azgınlaşan kavmi karşısında Nuh, Nemrut karşısında İbrahim, Firavun karşısında Musa ve Harun, İnkârcı hahamlar karşısında İsa, Ebu Cehil karşısında Hz Muhammet Mustafa ve mübarek ashabının sergilediği duruş ve direnişi sergileyen kahraman olmalıdır. İnkârcılara karşı mücadele etmek Müslüman olmanın gereğidir. Enfal suresi 39: “Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! (İnkâra) son verirlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.”

Bu asrın hak batıl mücadelesi Milli Görüş ile Irkçı Emperyalizm, haçlı ittifakı ve işbirlikçileri arasında geçmektedir. Milli Görüş ve kuruluşları Müslüman’ca duruşun tek adresi konumundadırlar. Bizim metodumuz ikna metodudur. Siyasi ve fikri mücadele cihad zeminimizdir. Silahımız iman, ilim ve cihaddır. Bizler bütün dünya milletlerinin hidayet bulması, Müslümanlaşması için çalışıyoruz. Obama’nın, Putin’in, bütün liderlerin yönettikleri halklarla birlikte Müslüman olması arzumuzdur. Biz bütün dünyada barışın yani İslam’ın hâkim olmasını istiyoruz. Biz ifsat için değil; ıslah için çalışıyoruz. Türkiye’de Adil Düzen, yeryüzünde Yeni Bir Dünya tesis edilmeden insanlık huzur bulmayacaktır. Bu ise Müslüman milletimizin Milli Görüş’ün tek siyasi temsilcisi SAADET PARTİSİ’ni iktidara taşımalarıyla başlayacak bir olaydır vesselam.