Raporun adı; "Suriye Raporu: Öngörüler, Teklifler Ve Çözümler"

Cihannüma Derneği öncülüğünde, İHH desteği ile hazırlanan bir rapor.

Hazırlayan isimler şunlar; Prof. Dr. İsmail Şahin, Doç. Dr. Bekir Gündoğmuş, Doç. Dr. Yaşar Kahraman ve Mehmet Altıntaş.

Raporda, Suriye'de siyaset ve uluslararası ilişkilerde kısa vadede yapılması gerekenler şöyle sıralanıyor:

* Geçiş döneminde temel hedef, uzlaşma yoluyla geçiş hükümetinin iç meşruiyetini güçlendirmek, güvenliği sağlamak ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı Kararı’nın uygulanmasına başlanması için Birleşmiş Milletler’in tam desteğini temin etmek olmalıdır.

* Suriye ve Lübnan’ın güvenliğinin birbirine bağlı olduğu gerçeğinden hareketle, Suriye’nin Lübnan’la güvenlik koordinasyonunu artırarak sınır güvenliğini ortak mekanizmalarla güçlendirmeli ve devlet otoritesini tesis edecek düzenli bir ulusal ordu inşasını hızlandırmalıdır.

* İsrail’in güvenlik boşluklarından faydalanmasını önlemek amacıyla bölgesel ve uluslararası aktörlerle diplomatik kanallar etkin biçimde kullanılmalı ve siyasi-hukuki bir caydırıcılık zemini oluşturulmalıdır.

* Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığını, toprak bütünlüğünü esas alan güvenlik yaklaşımı çerçevesinde diplomatik kanallarla tamamlayarak Şam’ın kurumsal ve güvenlik kapasitesinin güçlendirilmesine destek vermelidir.

* ABD’nin Şara yönetimine yönelik “koşullu normalleşme” stratejisi, Suriye’yi İran etkisinden uzaklaştırmayı ve güvenlik risklerini kontrol altına almayı amaçlayan işlevsel bir ilişki modeli sunarken, Şara yönetimi bu süreci çok taraflı diplomatik açılımlarla destekleyerek tek yönlü bağımlılığı azaltmalı ve dış politikada manevra alanını genişletmelidir.

***

Raporda, eğitim alanında kısa vadede yapılması gereken bazı öneriler şunlar:

* Hasar görmüş okullar hızla onarılmalı; geçici ve prefabrik eğitim yapılarıyla eğitime erişim acilen yaygınlaştırılmalıdır.

* Öğretmenler için acil hizmet içi eğitimler düzenlenmeli; pedagojik, psikososyal destek ve travmaya duyarlı eğitim yöntemleri yaygınlaştırılmalıdır.

* Eğitim alanında çalışan kamu personeline maaş ve sosyal teşvikler sağlanarak mesleğe dönüşler desteklenmelidir.

* Ders kitapları ve temel eğitim materyalleri ücretsiz olarak temin edilmelidir.

* Türkiye, sahip olduğu kurumsal kapasite ve tarihsel-kültürel bağlar sayesinde, askeri olmayan araçlarla etki üretme kapasitesi olan yumuşak güç aktörleri aracılığıyla Suriye eğitimine çok boyutlu katkı sunmalıdır. Bu konuda TİKA, Türkiye Maarif Vakfı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Yunus Emre Enstitüsü, birbirini tamamlayan roller üstlenmeli ve eğitim politikaları geliştirmelidir.

* Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), asgari öğrenme kazanımlarına dayalı geçiş müfredatları hazırlamalı, Suriyeli öğretmenlere hizmet içi ve uzaktan eğitim programları uygulamalı, Suriye’de pilot devlet okulları açmalı ve işletmeli, YLSY benzeri burs programlarında danışmanlık hizmeti vermelidir.

* Türkiye Maarif Vakfı, Kuzey Suriye’deki mevcut okulları güçlendirmeli, Şam ve Halep’te yeni okullar açmalı, ortaöğretimde nitelikli ve sürdürülebilir eğitim modelleri uygulamalıdır.

SURİYE'DE ÖNE ÇIKAN TEMEL RİSKLER!

Suriye Raporu kapsamlı bir rapor. Bu ülkede farklı alanlarda yapılması gerekenler, -teşhis ve tedavi manasında- kısa, orta ve uzun vadede sıralanmış.

Tarihsel alanda öne çıkan temel bazı riskler raporda şöyle sıralanıyor:

* Askerî gücün siyasal alan üzerindeki belirleyici etkisinin kurumsallaşması ve sivil siyaset alanının zayıf kalması.

* Mezhepsel ve bölgesel iktidar mücadelelerin, ortak ulusal kimlik ve üniter devlet yapısının yeniden inşasını zorlaştırması.

* Böl-yönet politikalarının mirası olarak farklı toplumsal kesimlerde çatışmalı ve birbirini dışlayan siyasal taleplerin ortaya çıkması.

* 1925’ten günümüze uzanan isyanlar, katliamlar ve savaş deneyimlerinin kolektif hafızada derin travmalar üretmesi ve bu travmaların özellikle iki kuşağın siyasal ve toplumsal katılımını sınırlaması.

* 20. yüzyıl boyunca İngiltere, Fransa, Rusya, İran, ABD ve İsrail başta olmak üzere dış aktörlerin tarihsel ve güncel müdahalelerinin Suriye’yi kalıcı bir rekabet alanına dönüştürmesi.

* Bu çok katmanlı dış etki nedeniyle Suriye’nin geleceğinin yalnızca ulusal dinamiklerle değil; bölgesel ve küresel güç dengeleri içinde ele alınmasının zorunlu hâle gelmesi...

***

Politika alanında kısa vadede öneriler;

* Devletin güvenlik, istihbarat ve ordu gibi stratejik kurumlarında mezhepsel ve bölgesel dengeyi esas alan kapsayıcı kadro politikaları uygulanmalıdır.

* Devletin hiçbir önemli yapısı tek bir azınlığa bırakılmamalıdır.

* Devlet şiddetiyle özdeşleşmiş sembol, söylem ve uygulamalardan açık biçimde uzaklaşıldığına dair topluma güven verici adımlar atılmalıdır.

* Kolektif hafızayı korumaya yönelik olarak; tanıklıklar, belgeler ve sözlü tarih çalışmalarını içeren ulusal dijital hafıza programları başlatılmalıdır.

* Diasporadaki genç Suriyelilerin tarihsel ve siyasal süreçlere katılımını sağlayacak çevrim içi ve yüz yüze katılım mekanizmaları oluşturulmalıdır.


İNSAN ONURU, ADALET VE BİRLİKTE YAŞAMA VURGUSU!

Rapora göre, Suriye'de toplum alanında kısa vadede yapılması gerekenler:

* Geri dönüşlerin mümkün ve kalıcı olabilmesi için barınma, su, elektrik, sağlık ve eğitim hizmetleri ülke genelinde asgari standartlarda yeniden tesis edilmelidir.

* Yoğun geri dönüş yaşanan bölgelerde altyapı yatırımları önceliklendirilerek hızlı konut onarım ve rehabilitasyon programları uygulanmalıdır.

* Patlamamış mühimmat ve mayın temizliği, yeniden inşa ve tarımsal toparlanmanın ön koşulu olarak ele alınmalıdır.

* Mezhepçi nefret söylemi, provokasyon ve dezenformasyonla mücadele için medya, dijital platformlar ve yerel aktörleri kapsayan etkin izleme ve müdahale mekanizmaları kurulmalıdır.

* Kutsal mekânlar ve hassas bölgeler için özel güvenlik ve erken uyarı sistemleri oluşturulmalıdır.

* Yargısız infaz, toplu cezalandırma ve intikam eylemlerine karşı sıfır tolerans ilkesi açık biçimde uygulanmalıdır.

* Geri dönüşler zorlayıcı değil; güvenlik, yaşam koşulları ve bireysel rızaya dayalı biçimde yürütülmelidir.

* Suriyelileri “yük”, “tehdit” veya “krizin faili” olarak sunan söylemlerle sistematik biçimde mücadele edilmelidir.

* Yanlış bilgi ve genellemelere karşı şeffaf, veri temelli ve düzenli bilgilendirme politikaları uygulanmalıdır.

* İnsan onuru, adalet ve birlikte yaşama vurgusu kamusal dilin merkezine alınmalıdır.

***

Neresinden bakarsanız bakın, İHH tarafından desteklenen, Cihannüma Derneği tarafından titizlikle hazırlanan 60 sayfalık Suriye Raporu, önemsenmesi gereken bir rapor.

Hayırlara vesile olsun...

---