Alaycıların, kendilerini dev aynasında görüp cüceleri hafife alarak eğlenen ve eğlendirenlerin, başarının zirvesinde olanları kıskandığı için onları hafife eğlendirenlerin hiçbiri bize düşman ülkelerin paraşütüyle gökten indirilmediler.
Meydanda leş varsa, leş kargaları oraya dünyanın öbür tarafından gelirler.
Meydanda dolar varsa bütün soyguncular oradadırlar.
Meydan, kısa yoldan köşe dönmeye müsaitse köşe dönücüler hemen yetişirler.
Ortam, alkışlama hastası ise onları harekete geçirecek olan da ortaya çıkıverir.
En iyisi, meydanı, ortamı, eğitimi, çevreyi, yarış yapılacak hayırlı, faydalı, güzelleştirici şeylerle süslemeli.
Gönüllerini imanla süsleyen Müslümanlara Rabbimiz şöyle hitap ediyor:
“Ey iman edenler, hiçbir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin. Belki onlar kendilerinden daha hayırlıdır.
Kadınlar da kadınlarla (alay etmesin). Belki o kadınlar kendilerinden daha hayırlıdır.
Kendinizi ayıplamayın.
Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın.
İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir.
Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Hucurat Süresi, ayet 49/11)
Mekkeli müşriklerin bir zamanlar “Muhammed Emin/sözüne özüne güvenilen Muhammed” dedikleri halde Sevgili Peygamberimiz’in getirdiği ayetler, çıkarlarını ve zulümlerini ortadan kaldıracağını anlayınca, hemen alaya almaya, iftiralar yapmaya başladılar.
“Küfredenlere dünya hayatı süslendi. İman edenlerden bir kısmıyla alay ediyorlar. Halbuki sakınanlar, kıyamet gününde onların üstündedir. Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.” (Bakara Süresi, ayet 2/212)
Rabbimiz hemen Rasülü’ne:
“Senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti. Onlardan alay edenleri, alay ettikleri kuşatıvermişti.” (En’am Süresi, ayet 6/10)
Ayetini indirerek kâfirlerin yaptığı bu olaylar yeni bir şey değil; tarih boyunca peygamberler de alaya alınmış, dalga geçilmişti diye teselli eder.
Sevgili Peygamberimiz, onları alaya almamış, cezalandırma tarafına gitmemiş ve bir gün Müslüman olacakları umuduyla tebliğine devam ederken, Müslüman olanların da başlarına kakmamış.
Hazreti Musa aleyhisselam, insanları alaya alanların, dalga geçenlerin cahiller olduğunu söyler:
Bir olay üzerine İsrailoğullarına bir inek kesmelerini emreder.
İnek, Mısırlıların tapındığı tanrıları idi.
Onun için İsrailoğulları, “Sen bizimle eğleniyor musun” dediklerini Rabbimiz şöyle haber verir Kur’an-i Kerim:
“Bir vakit Musa, kavmine, “Allah size muhakkak bir inek kesmenizi emrediyor" demişti de onlar, "Ay, Bizi eğlence yerine mi alıyorsun?" demişlerdi. Musa da, “Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" demişti.” (Bakara Süresi, ayet 2/67)
Kişileri eğlenceye almak, dalga geçmek, alaya almak… cahillerin başvuracağı şeydir.
Müslüman, başta verdiğim ayete uyarak hiçbir toplumu alaya almaz, dalga geçmez, yanlışını uygun bir dille anlatır, doğrusunu öğretir, ileride iman kardeşi olacağı ümidiyle mahcup olacağı söz söylemez.
Bu konuda da yine Rabbimiz bizi uyarır:
“Allah’a da'vet eden, amel-i salih işleyen ve "Ben Müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kim vardır?
“İyilikle kötülük denk değildir. Sen kötülüğü en güzel olanla defet. Bir de bakmışsın ki, seninle arasında düşmanlık olan kişi sanki sıcacık bir dost oluvermiş.
Buna (kötülüğü iyilikle defetmeye) ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (Kur'ân'dan) büyük bir haz alanlar kavuşturulur.
Eğer şeytandan olan bir kötülük seni kışkırtacak/dürtecek olursa hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” (Fussılet Süresi, ayet 41/33-36)
Şakaya gelince, Sevgili Peygamberimiz’in şaka yaptığına dair çok örnek olduğu gibi onun eğitiminden geçen ashabın da birçok şakası bize kadar nakledilmiştir.
Dostlar arasında şaka yaparken gülmüşler, eğlenmişler, eğitmişler, hoş vakitler geçirmişler. İnkârcılıktan ve ahlaksızlıktan hep uzak durmaya çalışmışlar.
Bir mecliste dinimizle ilgili alay, dalga geçme olursa, vazgeçirmek mümkinse yapılmalı, yoksa hemen orayı terk etmeyi emreder Rabbimiz:
“Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini veya o ayetlerle alay edildiğini duyduğunuzda, onlar bir başka söze dalıncaya kadar onlarla oturmayın. Yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Muhakkak Allah, münafıklarla, kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır diye, size kitap da indirdi.” (Nisa Süresi, ayet 4/140, En’am 6/48))
Düşmana karşı hiciv emredilmiştir:
Sevgili Peygamberimiz, şair Hassan’a, “Onları hicvet, Cebrail seninle beraberdir” buyurmuş. (Buhari, Sünen, K. Bedü’l-halk bab 7)
Şimdi elinizi vicdanınızın üstüne koyun ve Kur’an-i Kerim’le alay eden bir insan mı, yoksa insanların gönül meydanını süsleyen Kur’an-i Kerim’in ahkamının bütün tenleri, canları, meclisleri, meydanları süslemesini engelleyenler mi?