Adı; Yeşim Sönmez

Bilkent Üniversitesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi

mezunu.

Başörtülü.

Telsim de, bir bankada ve CNBC-e de çalıştı.

Sosyal demokrat bir aileden geliyor. Babası aşırı CHP li

ve Atatürkçü...

Yeşim hanım, İstanbul Maltepe de kızıyla birlikte geziye

çıktı.

Ama o anda Gezi ciler nöbette!

Başörtülü Yeşim Sönmez bakın o gün neler yaşadı;

O gün ne oldu

- O gün, Mevlid Kandili ydi. Kızım Zeynep, Balık yemeye

gidelim anne dedi. Tamam dedim, Önce Maltepe Camii ne gidelim akşam

namazını cemaatle birlikte kılalım, sonra da balığımızı yeriz. İstersen sana

dondurma da alırız!.. Çok güzel bir gündü, ana-kız birlikte şahane vakit

geçirdik. El ele yürüyerek eve dönüyorduk. Baktım, karşıdan geliyorlar

Kimler

- Protestocular. Tedirgin oldum ama 9 yaşında bir çocuk

var yanımda, ne yapacaklar. Kapalı tek kadın da ben değilim. Benden bir sürü

var bu ülkede. Ne olduğunu bile anlayamadan, Kızılderililer gibi etrafımızı

sardılar, bizi ortaya aldılar. Kızım Zeynep, korku içinde elimi tutuyordu.

Ellerinde de tencere ve tava vardı. Kontrolden çıkmışlardı. Bana duydukları

nefreti ve öfkeyi hissettim. Oysa ben, onlara bir şey yapmadım, bir şey

söylemedim, sadece kızımla yolda yürüyordum

Sonra ne oldu

- Çekiştirdiler, ittiler. Derken o protestoculardan biri,

elindeki tencereyle kafama vurmaya başladı. Ondan güç alan üç, beş densiz de

tavalarla vurdu. Biri omzuma, biri kafama

Siz ne yapıyorsunuz

- Öylece duruyoruz. Ne yapmam gerektiğini bilemedim

çünkü. Korktum. Sıkı sıkı Zeynep in eline tutuyorum. Daha kötü bir şey olmaması

için dua ediyorum. Bir sürü insan saldırdı, tartakladı, aşağıladı. Sonra da

gittiler Kızım, tir tir titriyordu. Sadece Anne gidelim, anne gidelim

diyordu. Gittik bir yerde oturduk, ona su verdim, sakinleşsin diye.

***

Bu röportaj önceki günkü Hürriyet Gazetesi ne yer aldı.

Röportajı yapan Ayşe Arman.  Peki, Ayşe

Arman ın yaptığı röportajın benim köşemde işi ne Şundan;

Nehrin Kıyısında Bekleyen Adam var ya, hani! Ünlü

sosyolog-yazar, aşk adamı ve dünkü köşesinde kendi ifadesiyle iyi bir

maymun!

Gezi Parkı protestoları sırasında başörtülülerin uğradığı

tacizlere bir türlü inanmıyordu ya, hani!

Belki şimdi inanır..

Zira, Ayşe Arman ı Ayşe Arman yapan bizatihi kendisi...  Ayşe hanıma inanmayacak da kime inanacak!

Yoksa, Hayır, ben maymunum, hem de 3 maymunum! diyerek

bunu da görmezden mi gelecek

Unutmadan...

Bu sosyolog-yazar Mısır daki askeri darbeyi darbe

olarak nitelendirdi mi, acaba

Duyamadım da..

Alo...

Alo...

Alo...

TEDAŞ BU VURDUMDUYMAZLIĞA

EL ATACAK MI

Yozgat/Sorgun İlçesinde yaşayan 80 yaşındaki Zülfi nine

birlikte yaşadığı oğlunu amansız bir hastalık olan Kansere kurban verdi.

Dört yetimle baş başa kalan acılı anne henüz oğlunun

acısını yaşayamadan bir darbede ÇEDAŞ tan geldi. ÇEDAŞ, Zülfi ninenin geçim

kaynağı olan mercimek ekili tarlasına, hasat yapmasına dahi müsaade edilmeden,

izinsiz ve kaçak olarak yüksek gerilim hattı direkleri ve büyük bir trafo inşa

etmeye başladı.

Hasadına iki hafta kalan mercimek tarlasını iş makineleri

yerle bir etti.

2500-3000 kg.lık mahsulün getirisinden mahrum kalan Zülfi

nine, ne yapacağını kara kara düşünmeye başladı.

Hem oğlunu kaybeden ve dört yetimle kalan nine, hem de

geçim kaynağını kaybedince çaresiz kaldı.

Sorgun Cumhuriyet Başsavcısının, duyarlı hareketiyle

hemen olaya el koyması ve soruşturma başlatması acılı annenin yüreğine bir

nebze olsun su serpti.

Ancak ÇEDAŞ tan hiçbir yetkili olayla ilgili bir

açıklamada bulunmadığı gibi faaliyetini hızla sürdürmeye ısrarla devam

etmekte..

Böyle bir sorumsuzluk ve yasa tanımazlık örneği

sergileyen ÇEDAŞ ın bu tutumu Mubarek Ramazan arefesinde Sorgun İlçesinde büyük

tepkilere yol açtı.

Elektrik saatinin izinsiz bir kurşunu koparılsa yüklü

para cezası çıkaran ve dava açan ÇEDAŞ yetkililerinin, bu keyfi ve kanunsuz

davranışları kamuoyunun vicdanını yaraladı.

Akıllara şu soru işareti geliyor: ÇEDAŞ şirketinin bu

pervasız ve kanun tanımaz tutumunu sergilemesinin nedeni ve dayanağı nedir

TEDAŞ Genel Müdürü Haşim Keklik in bu konulardaki

duyarlılığını biliyorum.  Haşim bey bu

konuya bir el atsanız...

FARKLI BİR YORUM

Dershaneler bütün dünyada eğitim sistemlerinin

tamamlayıcı ve takviye edici önemli birer kurumlarıdır. Biz hükümete dershane

sorununa çözüm bulun derken, dershaneleri toptan kapatın demedik. Sınavı

kazanmak için dershaneyi vazgeçilmez kılan, okulun önüne geçen ezberci,

sınavcı, dershaneci eğitim sistemini rehabilite edin dedik. Yoksa arzu eden

yahut ihtiyaç duyan öğrencilerin dershaneye gitme hakkını kimse elinden

almamalıdır. Yoğunlaştırılmış ve pragmatist eğitim veren dershaneler Anadolu da

önemli bir misyonu ifa etmekle birlikte, kapatılması en çok terör örgütlerinin

işine yarayacaktır.

Dershanelerin kapatılması durumunda buralarda çalışan

onbinlerce öğretmen, yönetici, memur, hizmetli, görevli, aile ve çocukları

mağdur ve perişan olacak. Dershaneleri kapatalım demek kolay. 4 bin civarındaki

dershaneden özel okula dönüşebilecek dershane sayısı bir kaç yüzü geçmez. Kaldı

ki dershaneler, asimetrik bir mantıkla eğitimde fırsat eşitliğini sağlayan,

okullarda kaliteli eğitim alamayan yoksul aile çocuklarına sınavları kazandırma

gibi önemli bir görevi de ifa etmektedir. Hükümet eğitimde fırsat ve kalite

eşitliğini sağlamadan dershaneleri kapatırsa yoksul semtlerdeki öğretmeni ve

fiziksel koşulları eksik devlet okullarında okuyan halk çocuklarına kötülük

etmiş olur. Eğitimde fırsat ve nitelik eşitliği sağlanınca zaten dershanelere

de pek gerek kalmayacaktır. (GÜRKAN AVCI- DES GENEL BAŞKANI)

NOT:  Bugün 8

Temmuz 2013 Pazartesi..  İktidar ve

TBMM de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini

yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. TBMM Anayasa Uzlaşma

Komisyonu nda herkes ayrı telden çalıyor. Temmuz 2013 e kadar umutsuz son bir

maraton da bitti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bile, Görülüyor ki, yeni Anayasa

olmayacak! dedi. Yeniden TBMM Başkanlığına seçilen Cemil Çiçek bugünlerde

parti liderlerini dolaşacak. Du bakali n olacak Her şeye rağmen yine de

takipteyiz