Bu ülkede haksızlıklar yapılmıyor mu
Yapılıyor.
Hem de muazzam haksızlıklar yapılıyor.
Ama bu haksızlıkları gidermek, yok etmek, ortadan kaldırmak için şiddete başvurduğunuz, yakıp-yıktığınız, kırıp-döktüğünüz zaman, haklıyken haksız duruma düşüyorsunuz.
Çok iyi hatırlıyorum;
Refah Partisi, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldığında, Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ilk sözleri, ‘partililerin bir taşkınlık yapmaması’ yönündeydi.
Böyle de oldu.
1 Mayıs kutlamalarında başları örtülü, militan giyimli gençler otobüs duraklarını yerle bir etti.
Hızını alamayan bu gençler, gündemle, kutlamalarla, 1 Mayıs’la hiç alakası olmayan büfe sahiplerini mağdur etti, dükkanların-büfelerin çam-çerçeveleri indirildi.
Bu gençler kendilerini solcu-devrimci-halkçı (!) olarak nitelendiriyor.
Ama daha sonra ne oldu, biliyor musunuz
Kendilerini solcu-devrimci-halkçı (!) olarak niteleyen bu gençlerin kırıp geçirdiği otobüs duraklarını temizlemek, kendini solcu-devrimci-halkçı (!) olarak niteleyen Belediye Başkanı’nın adamlarına düştü..
Ne günlere kaldık…
BÖL-PARÇALA-YUT TAKTİĞİ!
Son yıllarda ülkemizde oynanmak istenen oyunların en vahimiyle karşı karşıyayız şu günlerde. Sözde çözüm süreci diye adlandırılan fakat nifak tohumundan başka bir şey olmayan ve masum zihinlere fitne zihniyetini aşılamaktan başka bir niteliğe sahip olmayan bu sürecin tam manasıyla idrak edilmesi gereken iki hususu ele almak durumundayız;
1-Bu sürecin kıvılcım noktası ve kibritin ilk ateşlenme nedeni
2-Alev alev büyüyen bu yangının söndürülme metodu.
Geldiğimiz şu noktada hep tartışılan, çözüm sürecinin metodunun nasıl olması gerektiğinden, yani ikinci maddeden daha önemli bir nokta daha vardır ki, o da ilk maddede zikredilen, bu sürecin patlama ya da kıvılcım noktasıdır.
Şimdi anlaşılması gereken şudur ki; sürecin başlama menşei kesinlikle siyasi bir tesadüf değil; bilakis maksatlı ve dış mihraklı bir planın tezahürüdür. Bütün dikkatlerin çözüm metodunun nasıl olması gerektiğine çekildiği bir dönemeçte, böyle bir sorunun neden ortaya çıktığını sorgulama güdüsü maksatlı olarak mı manipüle edilmektedir
Bugüne kadar hakkın ve hakikatin sancaktarlığını yapmış bazı kalemlerin ve hatta aydınların bile, “yahu biz neden böyle bir sürece girdik” demek yerine, olmayan sorunun çözüm metodunu tartışmaları, belki bilerek belki de bilmeyerek, olmayan soruna çözüm metodu getirmeleri, bu kalemlerin tarihi bir hatası ve bu süreci başlatan hükümetin politikalarına karşı halk tarafından Onlar da bir şeyler yapmak istiyorlar, ancak kontrol ellerinden bazen çıkıyor yorumlarına neden olur ki, bu belki de en tehlikeli yaklaşım tarzıdır.
Öyleyse belki de halkın bilinçlenmeye en çok ihtiyaç duyduğu bu süreçte, tartışılması ve anlatılması geren şeyin metodun değil, olmayan sorunun, sorunmuş gibi gösterilip tabiri caizse eşeğin aklına karpuz kabuğu sokma varyasyonu olduğunun izah edilmesidir. Hayum Nahum Doktirini’nin böl, parçala, yut taktiğine göre önce özerk Kürdistan’ın ardından bağımsız Kürt devletinin ve akabinde de Büyük İsrail’e vilayet olmak için Aziz vatanın sınırlarından koparılma amacı taşıyan güney doğu bölgemizin ne denli sinsi bir oyunla tehlike altında olduğunu anlamak mecburiyetindeyiz.
Zira, yıllardır terorizm ile silah ile Kürdistan bayrakları açanların bugün hangi sebeple ve hangi tavizle çekilme kararı aldıkları büyük bir soru işaretidir.
Silahla yapılamayanın siyasetle yapılma amacı taşıdığı aşikar değil midir sizce de Öyleyse çözümün İslami mi , milliyetçi mi, hümanistçi mi olmasını tartışmaktan öte, durup dururken ortaya çıkan durumun neden patlak verdiğini ve hangi amaca hizmet ettiğini bu aziz millete anlatmak mecburiyetindeyiz.
Zira Siyasette hiçbir şey tesadüf değildir.
Eğer bu durumu bir tesadüfün tezahürü olarak düşünme eğiliminde isek aklımızda yankılanması gereken yegâne cümle şudur: Hayatta ya her şeyin tesadüf olduğuna inanırsınız, ya da hiçbir şeyin tesadüf olmadığına. (HUZEYFE CANDAN)
BAŞAKŞEHİR BELEDİYESİ BU HATAYI DÜZELTMELİ
Değerli Adnan abi, yazılarını takip ediyorum.
Gündeme getirdiğin konularla ilgili birkaç gün sonra ya devlet yetkilisi ya da hükümet yetkilileri tarafından çalışma yapıldığı açıklanıyor.
Sizden ricam, Başakşehir 4 Etap’ta yapılan pazar alanı için sizin veya Milli Gazetenin haber yapmasıdır. Neden diye sorarsanız, tam anlamı ile insanları dolandırmak için yapılmış bir yer burası. Oradan ben ve birçok vatandaş pazar tahtası aldık. Kendim iş yapmak için aldım, iş de yapamadım. Nedeni de pazar düzeninden kaynaklanıyor. Sokak düzeni değil de sıra düzeni yapmışlar. Daha fazla tahta çıksın satalım diye. Hal böyle olunca da öndeki ilk dört sıra iş yapıyor arka sıradakiler ise tabiri caizse sinek avlıyor.
Bir de satışı devre mülk olarak gerçekleştirdiler. Tahtayı iade etmek istedim “geri almıyoruz” dediler. Kiraya verin dedim onu da yapmadılar. Esnaf gelmediği için şu an ben ve diğer alan vatandaşlar mağdur. (RAMAZAN ŞAFAK)
NOT: Bugün 5 Mayıs 2013 Pazar… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Temmuz 2013’e kadar umutsuz son bir maraton daha başladı. Du bakali n’olacak Takipçisiyiz…