Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Yeryüzünde Hz. Âdem’den günümüze hak-batıl mücadelesi devam etmekte ve kıyamete kadar da devam edecektir. Bu, ilahi bir imtihandır. Bu mücadele; hakkın kapısını tutanlarla batılı kendisine yol edinenler arasında oluyor. Bugün batıl denilince akla, Siyonizm gelmelidir. Siyonizm; üstün ırk inancına dayanan bir ideolojidir. Geçmişte Romalılar, fesatlıkları yüzünden Yahudileri dünyanın dört bir tarafına dağıttı. Birlikleri dağılan bu millet, İlluminate‘lerce 1500 tarihinde İslamiyet İspanya’da Endülüs Devleti olarak hâkimiyet sürerken mevcut hoşgörüden yararlanarak örgütlendiler. Aralarında uzun toplantılar yaptılar. “Biz Allah’ın asil kullarıyız ve dünyaya hâkim olacağız” dediler. Bunun için Yahudiler İsrail’de toplanacak, Mescid-i Aksa yıkılacak, yerine Süleyman Mabedi yapılacak, Büyük İsrail kurulacak, biz bunları yaptığımız zaman Mesih gelecek, Hz. Davut’un makamına oturacak ve dünya hâkimiyetimiz perçinlenmiş olacak. Ancak bunları yaparken kaderi zorlayabilir miyiz, yoksa bizim çalışmamızla mı olacak… Alınan karar; bu bizim çalışmamıza bağlı, o halde ne duruyoruz, hadi çalışalım dediler. Planlar yaptılar. Çalışmalarını adım adım yürüttüler. Önce Protestanlık mezhebini kurarak Avrupa’yı Yahudileştirdiler. Sonra Selanik’e geldiler. Oradan İttihat ve Terakki aracılığı ile Osmanlı’ya sızdılar. Kimliklerini değiştirip Sabatayist, dönme oldular. Günümüzde medya, banka ve siyasi parti gibi köşe başlarını ele geçirmiş durumdalar. Bugün yaşadıklarımız tarihten geliyor. 1897 yılında İsviçre’nin Basel kentinde 1. Siyonizm kongresini topladılar. Burada toplantıda 4 maddelik karara vardılar. Toplantıda alınan kararlar; 1. Sultan Abdülhamit tahtan indirilecek. 2. Osmanlı Devleti’ni ortadan kaldırmak. 3. İlk 50 yıl içerisinde İsrail devletini kurmak. 4. 100 yıl sonrada yani 1997 yılında Büyük İsrail devleti kurulacak. Ancak 1997 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nde iktidara Millî Görüş gelmiştir. Basel’de 100 yıl önce yapılan toplantı sonunda Başbakan Necmettin ERBAKAN 100 yıl sonra yani 1997’de İslam birliği toplantısını yapmıştır. Bu elbette tesadüf değildi. Çünkü Yahudiler yeryüzünde bağımsız bir devlet kuramayacaklardı. Bunun için yirmi beş yıllık yeni bir plan yaptılar, Refah Partisi’ni iktidardan indirdiler ve kapattılar. AKP, bu süreç içinde kuruldu. AKP’yi kuranlar, kendilerine yapılan hiçbir nasihate itibar etmediler. Bir kulun müstahakkı varsa Allah, önce onun aklını alır. Böylelikle nefislerini ilah edindiler. Asıl birlik olma döneminde tefrika yaptılar.
İstişare ile alınan kararlara itaatsizlik ettiler. Millî Görüş gömleğini çıkardılar, kırmızı koltuklarda oturmak içim Siyonist işbirlikçiliği gömleğini giydiler. ABD ve İsrail’i stratejik müttefik edindiler. Böylelikle hidayetleri karardı, hayırla şerri ayırt edemez oldular, hayra hizmet zannıyla şerre hizmet ettiler ve ABD ve İsrail ile birlikte yok olmaya koşuyorlar. Siyonist İsrail’in, hedeflerine ulaşmak için başlattığı soykırım ve vahşette en büyük pay AKP iktidarınındır. Bunun önemli delillerinden birisi Kürecik Radar Üssü’dür.

KAFA KARIŞIKLIĞI

İsrail, ABD destekli bu kirli savaşı, lanetli itikadına uygun olarak yürütürken, adı Müslüman topluluklar ve işbirlikçi yöneticiler, İsrail seviciliğine devam ediyor. İsrail, Sünni olsun Şii olsun, direnişin önde gelen liderlerini öldürürken dahi, sahte kınama mesajlarından öte bir adım atmamakta ısrar ediyorlar. Türkiye’de Millî Görüş, Filistin’de HAMAS, Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de Husi’ler ve İran, bu Siyonist vahşete karşı direnirken, bu direniş hattını etkisiz hale getirmek için, yüklendikleri görevleri kusursuz yerine getiriyorlar. Allah, iman edenleri uyarıyor. Bakara 120: “Sen onların geleneklerine, hukuklarına tabi olacak, hayat tarzlarını benimseyecek kadar onlara aşırı tavizler versen bile, Yahudiler ve Hristiyanlar asla seni tercih edip sana boyun eğmeyecekler. Allah'tan gelen, Allah'ın hidayet kaynağı, hidayet rehberi ile öğrettiği dinin tek doğru ve hak din olduğunu söyle. Sana vahiy ile gelen bu kadar bilgiden sonra, onların şahsi arzu ve ihtiraslarına uyacak olursan, ant olsun ki, seni Allah’ın azabından koruyacak ne bir koruyucun, bir dostun, ne bir yardım edenin bulunur.” ABD ve İsrail stratejik ortaklığına dayanan işbirlikçilik yolunun sonunun hüsran olacağını bu ayet net bir şekilde ortaya koyuyor.

SİYONİZM’İ VELİ EDİNMEK

İslam, izzet ve şeref dinidir. Batılı hâkimiyeti altına alır da, o batılın hâkimiyeti altına girmez.

Siyonist Yahudilerin ve Siyonist Hıristiyan ABD’nin İslam düşmanlığı, intikamcı tutumları ve müminlerle alay etmeleri sebebiyle Allah, onları stratejik ortak, veli ve sırdaş edinmeyi yasaklar. Maide 57: “Ey iman edenler, sizden önce kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlardan, dininizi, düzeninizi, medeniyetinizi alay, eğlence ve oyun konusu haline getirenleri, inkârda ısrar eden kâfirleri candan stratejik ortak veli ve müttefik edinmeyin. Eğer müminseniz Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun.” Bir Müslüman bu uyarılara kulak vererek hareket etmediği sürece, adı Müslüman bir zavallı olmaktan kurtulamaz. ABD ve İsrail, Müslüman kanı akıtmaktan zevk alan vahşi bir ruha sahiptirler. Onlar İslam ve Müslümanlara öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. Müslümanların onlara vereceği net cevap; “öfkelerinizde geberin” sözü olmalıdır. Bilinmelidir ki inkârcı Yahudilerin kadim tarihi hep döneklik, ihanet, şiddet, vahşet, katliam ve sürgünlerle doludur. Böyle bir karaktere sahip bir topluluğu veli edinmek, gerçekten büyük bir nasipsizliktir. Çünkü Siyonist Yahudiler ve Hıristiyanlar dostluk ehli değil, ihanet ehlidirler. Haram yiyici, faizci, açgözlü ve nankördürler. Dünya çıkarı ve kırmızı koltuklar ve haram servet için bir Müslüman, Siyonizm’i veli edinir, onların yaktığı fitne, zulüm ve vahşet ateşine odun taşırsa, onlarla birlikte ilahi lanete ve gazaba uğrayacağı muhakkaktır. Selam hidayete tabi olanlara…