Genlerimizde mi bir sıkıntı var,
Bu ülkede en çok konuşulan, yazılan, haberi yapılan konu, yolsuzluk.
Para için onuru, ahlâkı ayaklar altına almalar.
Üstelik bazen en zengin insanlarda rastlanan bu tamahkârlık.
Dünyayı doldurmuş kasasına,gözü hâlâ aç.
Siyasilerin parayla büyük bir gönül ilişkisi bulunmakta.
Çeşmenin başına geçen testilerini doldurmakta,
Artık temiz kalabilen siyasetçi olamayacağı zihnimize kazındı.
En son ünlü futbolcularında karıştığı bahis suçlamalarını duyduk.
Zaten yeterince kazanmaktalar.
Fakat daha fazlası uykularını kaçırdığından kendi oynadığı maçı satacak kadar, şike yaparak, gol atmayarak takımı zarara uğratacak kadar gözünü para hırsı bürümüş futbolcuların geçidini izledik.
Adli emanette çalışan kişi, 147 milyonluk devletin malı altını çalıyor, eşi ile İngiltere’ye kaçıyor.
Karısının başı örtülü.
Nedir baş örtüsü kozmetik mi,saç tokası mı, bez parçası mı,
Bu kadar mı anlamsız, içi boş bir aksesuara indirgendi ki, o haram altını alan eşine engel olmuyor bir de o paraları yemek için çocuklarını toplayıp hırsızın peşine takılıp gidiyor.
Mumla ahlaklı insan aranacak günlere kaldık.
Sonra hayretten ağızları açıkta bırakacak haberlerin arz-ı endamı.
Genç kız, şarkıcı annesinin muhtemelen mal varlığına daha erken kavuşabilmek için en feci ölüm çeşidi ile pencereden atıp katlediyor.
Derken temiz ismine, yazdığı Gazze kitabına toz kondurmadığımız bir TV genel yayın yönetmenine akla gelmedik suçlamaların yöneltilmesi ile şoktayız.
Kadınlara taciz, mobbing, şiddet, daha beter suç isnatları.
Bir anda pek çok kadının itiraflarından illüzyon devreye girip, o rüçhan hakkı, başkalarından önce, ileri, üstün olma hakkı elinden alınıyor.
İnsanın inhitatı başlıyor, kötü adam bulunup sahneye fırlatılıyor.
Ekranların güç imparatoru, hayranlıkla bakılan ışıltılı, pırıltılı makam koltuğundan alınıp adliye koridorunun hükümlü iskemlesine mezbuh edilmiş kurban gibi oturtuluyor.
Uyuşturucu, en hafifi kalmış bu gazeteciye isnat edilenler yanında.
Kalemdan yetişmemekte suçlarını yazmaya.
Gelirini soran jandarmaya ifadesi,
390 bin.
Muhtemelen bu derin, karanlık dünyaların mensupları bu meblağdan çok fazlasını idare ettiğinden ya da bu büyük paraları yönetemediğinden mi.
Ahlâk zafiyeti, güç zehirlenmesiyle ilgili şeytanın aklına gelmeyen fenalıklar birer birer sökün etmekte.
Hâlâ inanmak istemiyoruz.
Bu seçenek daha az acıtmakta zira insan yüreğini.
Yapmamıştır, yalandır limanlarına sığınıyoruz.
Bir insan bu kadar da aşağının aşağısına düşmez, iftiralar zinciri işte deyip ferahlamak istiyoruz.
Para, makam, güç; bu kadar mı kişiyi insanlıktan çıkarır gerçekliğini daha önce defalarca yaşadığımız için,
Kendilerini, onurlarını kolaylıkla israf eden, harcayan onca kişiyi gördükten sonra,
Bu sefer bari iftiradır, yalandır demek istiyoruz.
Keşke vicdanlar, harmandan sap toplayan, damdan kar küreyen sıyırga gibi hataları sıyırıp yanlarına yaklaştırmadan kaldırıp atabilselerdi.