“Hanginizin daha güzel amel yapacağını ortaya çıkartmak için ölümü ve hayatı yaratan yüceler yücesi Rabbülalemin her şeye kadirdir.” (Mülk-1)
“Yaratmak ve emretmek yüceler yücesi Rabbülalemindir” (Araf)
“Hüküm ancak Allah’ındır.” (Yusuf)
“İnsanların hayırlısı insanlara hizmet edenlerdir.” “Halka hizmet, Hakk’a hizmettir.” Allahu Teâlâ Samed’dir. Hiçbir şeye, kimseye muhtaç değildir. Kullarına hizmeti, Zat’ına (cc) ibadetten saymıştır.
“Ümera ve ulema salih olurlarsa toplum salih olur, bozulursa tüm halkı bozarlar” (S.A.V)
“Siz imamınızın dini üzerinesiniz.” (S.A.V)
Siyaset: “Bir topluluğun başına geçmek, onların işlerini yararlarına olacak biçimde yürütmek”, “Toplumları yönetme işi, sanatı, ilmi” olarak tanımlanır. Tanıma aykırılıkta zalim siyaset gündeme gelir. Yönetim biçimi kendine özgü, adalet, ehliyet, emanet, istişare ve biat siyasetin ilkeleridir.
Salih amel: Faydalı, iyi, doğru, güzel, her türlü yanlışlık ve bozukluktan arınmış, barışçı, uyumlu... Olarak tanımlanır
Hilafet sorumluluğu; hukuk, adalet ve kulluk çerçevesinde hizmeti/yönetimi gerektirir. Allah’ın arzında, Allah’ın kulları Allah’ın hukukuna göre adaletle yönetilecek. Halife, Rabbülalemin’e göre kul olarak memur, ümmete göre ise amirdir. O kendi hevası ile değil, vahiyle hükümranlık yapacak.
Partiler, demokratik yönetimlerde iktidara gelme/siyaset araçlarıdır. Partili veya partizan olmadan da siyaset yapılabilir. Siyaset/hukuk hep, her zaman gerekli olan şeyler... Partiler olmadan da siyaset mümkün... Hangi hukukla siyaset sorusu çok önemli! Egemenliğin /hukukun kaynağı beşeri mi, ilahi mi olmalıdır ki adalet gerçekleştirebilsin?
Hz.Davut(A.S), Hz.Süleyman(A.S), Hz.Yusuf(A.S), Hz.Muhammed (A.S.M) hem peygamber hem de siyasetçiydiler... İslam dünyası izzetteyken, bünyesinde partilere yer yoktu.
İbn Haldun: “Dünya işlerinin hepsi, Allah katında ahiret maslahatına yöneliktir. Gerçekte imamet dini korumada ve dünyayı din ile idare etmede şeriat sahibine vekâlet etmektir.” (Mukaddime,190)
İbn Maverdi: “Dini koruma ve dünyayı din ile idare etmekte peygamberliğe vekalettir, imamet.”
Osmanlı’da ıslahatçılar bidatler nedeniyle “nizam-ı alem”in bozulacağı endişesini ifade ediyorlar, halifeleri uyarıyorlarmış.
Birçok cemaat, tarikat temsilcilerinin siyasetten uzak söylem ve duruşlarında samimiyet var mıdır?(Fethullah Gülen örneği) “Gözlerinizi yumun, düşünmeyin. Seçim zamanında benim partime oyunuzu verin” anlayışıyla bağlılarının iradeleri güdümlenebiliyor. Bu zeminde din bezirganlığı maalesef çok mümkün... Onun için “mürid, mürşidini kontrol etmeli” (H. Şaban Efendi (k.s)) sözünün önemini bugün daha iyi anlıyoruz. “Allah’a isyanda kula itaat yoktur” (H.Ş)
İslam’da Peygamberler de, halifeler de birer “kul”durlar. Allahu Teala’nın hududuna saygılıdırlar. Kendi kulluk sınırını aşamazlar. Aşarlarsa bu “şirk” olur. “En büyük zulüm şirktir.” (Lokman) Ve onlar insanları kendilerine değil, yalnızca Allah’a kulluğa (itaate) çağırırlar. “Abduhu ve resulühü”. Batı’da/Hristiyan âleminde ise Hz. İsa ilahtır da. Yine krallar, dini temsilciler ilahlık, Rabblik makamında kabul edilirler. Fransız Kralı 14. Luis “Devlet benim” diyordu. Krallarla kilise arasındaki egemenlik kavgası “Tanrının hakkı Tanrıya, Sezar’ın hakkı Sezar’a” uzlaşmasıyla bitiyordu (laiklik).
“İman edip, salih amel işleyenler” için müjdeler var. Hem kendi nefsimizin ıslahı, tezkiyesi; hem de tüm yeryüzünün ıslahı (adalet), imarı sorumluluğu yerine getirilecek ki, amaçlanan dünya saadetine ulaşılabilsin.
İmansız amel makbul olmadığı için, imansız salih amel de olmaz.
Kendimize, ailemize, tüm insanlara karşı görev ve sorumluluklarımız var. Bu sorumluluklarımızı yerine getirirken, aynı zamanda Allahu Teala (c.c)’ya kulluk yapmış oluyoruz. İbadet yapmış oluyoruz. İşlerimizi güzel yapmak (ihsan) ne kadar önemli! Hem her işimizi güzel yapacağız, hem de iyi işlerde başkalarına iyilikte yarışacağız. Mal, para biriktirmede -başkalarına yardımcı olmaksızın- büyük tehlike var. Ailemizin ihtiyaçlarını meşru yollardan sağlarken de, sokaktaki eziyet veren şeyleri kaldırırken de, kışlada nöbetteyken de, kısaca her şeyde, her işte salih amel olabilir.
İnsana hizmet her yerde her yönden yapılabilir. İnanç, ilim, infak, cihad, ahlak, uluslararası ilişkiler, ticaret... Bunun için yönetimde adil “siyaset”e ihtiyacımız yok mu? Bencillik yok, paylaşmak, dayanışmak var. Böyle bir toplumda kavga, huzursuzluk olabilir mi?
“Emri bil maruf ve nehyi anil münker” yapanlar kurtulacaklar. Hayırda, salih amel işlemede dayanışma, yardımlaşma ve yarışma var. Allah yolunda dayanışma ve birlik halinde cihad var. Ülke, tüm yeryüzü ıslah edilecek, ifsad önlenecek, adalet ve imar gerçekleşecek. Halka hizmet yolundaki tüm kişi ve kuruluşlar (vakıf, dernek vb.) hizmette birbirleriyle yarışacaklar, uyumlu, barışık olacaklar. Ama hep birlikte de batılla cihad edecekler! “Fesadın önlenmesi, salahın sağlanmasından önce gelir. “ “Birbirlerine şefkatli, İslam düşmanlarına karşı da şiddetli” olunacak.
Hizmetin, salih amelin sünnete uygun ve Allah rızasını öncelemesi gerekiyor. Hem kendisine, hem de başkalarının yararına olacak... Kendisine yararı olmayanın, başkalarına yararı nasıl mümkün olabilir?