Her insanın “sevilmeye değer biriyim” gereksinimi ve bununla ilgili beklentileri vardır. İnsan bu gereksinimi öncelikle doğup büyüdüğü ailenin içinde karşılamayı umut eder. Zira yaşı ya da konumu ne olursa olsun, insan kendisini içten ve samimi duygularla seven birinci kişinin anne babası olduğuna inanır. Çünkü anne baba karşılıksız sever, çocuk ise ben değerliyim duygusunu aile içinde yaşar ve sevildiğini hisseder.
Evliliklerde ise eşlerin birbirlerinin sevgi dilini anlamaları ve müşterek bir zeminde buluşmaları, değerliyim ve seviliyorum duygusunu etkin kılar. Bunun için ortak özellikleri ortak beklentileri hobileri yetenekleri keşfederek paylaşım içinde olmak önemlidir. Zira burada yapılan şeyden ziyade birlikte geçirilen vakit ve paylaşılan sevgi merkeze alınır.
İnsanlar aile içinde birbirlerinin sevgi dillerini anlayamıyorlar dolayısıyla aralarında çatışmalar çıkıyor. Çünkü her insanın bir sevgi dili vardır. Bunu anlamak için karşınızdaki kişinin hassas olduğu konulara bakabilirsiniz, zira bir kişinin en hassas olduğu konu onun sevgi dilinin kaynak noktasıdır. Mesela, kişi bir hizmet yapmış fakat eşi bunu teşekkürle karşılamadığı için büyük bir yıkım yaşamışsa, bu kişinin sevgi dili ağırlıklı olarak takdir edilmektir.
İnsanın en önemli açlığı sevgi açtığıdır. Her insan bunu öncelikle birinci derecede yakınlarından temin etmek ister bu mümkün olmadığında da bu boşluğu gidermenin yollarını arar. İnsan sevgi açlığını da karın açlığını da ancak bir başkasının desteği ile elde eder. O yüzden doğup büyüdüğümüz toplumda bir zincirin halkası gibi birbirimize bağlıyızdır.
Hayat sadece nefes alıp verdiğimiz bir süreç değildir. Aksine hayat bir dayanışma ve varoluş mücadelesidir. İnsan önce ana rahmine tutunur, orada var olmak yaşamak ister. Doğduğunda anneye ve yakın çevresine tutunarak ayakta kalmaya çalışır. Bu insan türünün ancak toplumsal bir yaşamla hayatını sürdürebileceğinin ilk göstergesidir. Kişiyi tutunma ihtiyacına iten en önemli etken fiziksel ve manevi ihtiyaçlarının olmasıdır. Bu ihtiyaçların yerinde ve zamanında karşılanması ise birinci derecede önem arz eder.