Bir Mübarek Kurban Bayramını daha geride bıraktık.

Yaklaşmak anlamına gelen kurban, Allah’a yaklaşmayı Allah yolunda malların feda edileceğini, Allah’a teslimiyeti ve şükrü ifade eder. Kurban Hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır.

Kurban, Allah’a yaklaşmak maksadıyla ve yalnız O’nun rızasını kazanmak için kesilir. Allah’tan başkası adına hayvan kesmek haramdır. Başka yola tevessül edenleri Hz. Peygamber Efendimiz, “Allah’tan başkası namına hayvan kesene Allah lânet etsin.” (Müslim, Nesâî) buyurmuştur.

Kurban etini, kesen de yiyebilir, fakir zengin herkese de verebilir. Etin üçte birini evine, üçte birini komşulara, gerisini fakirlere vermek müstehabdır. Hepsini fakirlere de verebilir.

Şimdiki dini bayramlar bayram olmaktan çıktı maalesef. Bayramlar tatil günlerine döndü. Turistik yerlerde yaşayanlar dini bayramların nasıl birer tatil günlerine döndüğünü rahatça görebilirler. Bayramların tatile dönmesinde toplumun kendi değerlerinden uzaklaşması olarak ifade etmek mümkündür. Küçük de olsa bir turistik iş yeri sahibi dedi ki, “Abi buraya sabah gelenler hep Türk Kahvesi istiyor…”

Türk kahvesine olan ilgiyi dinlemek belki kulağa hoş gelebilir ama işletmeci diyor ki, “Abi buralara gelip de Türk kahvesi isteyenler akşam Kapadokya’da (başka yerler de olabilir) diskoda sabaha kadar alkolle zom oluyorlar. Sabah da kendilerine gelebilmek için kahve sipariş veriyorlar!”

Yani sabah gezilecek daha çok yer var. Bu nedenle de bayram tatili ertesi gün ayık kafayla sürmek zorundadır…

Dini Bayram günlerinin tatile dönüşmesinde toplumun değer yargılarının değişmeye başlaması, aile bağlarının zayıflaması bir yana bu bağın koptuğunun da bir göstergesidir.

Bu değişim ahlaki yozlaşma ve doğunun batıya sığınışının da bir işaretidir. Vakti zamanında batının ilmini almak gayesiyle atılan adımlar bir şekilde batının ahlakını taklit ve talep etme hastalığına nasıl bulaştığının da bir sonucudur.

Tatil yapmayanlar (genelde kırsal kesim) ise Kurban Bayramını kavurma gününe çevirmişlerdi. Şimdi bu kavurma bayramına bir yenisini eklediler o da sucuk bayramı.

Cadde cadde, sokak sokak “sucuk çekilir” yazı ve levhaları kapladı her yanı. Bayram da sucuk kuyrukları uzamaya başladı.

Allah için kurban kesen, kestiğinden yoksulara veren, bir kısmını eş dost tanıdıklarla yiyen var mı sahi Bir de tabi ki kurbanlıklara eziyet ederek kurbanlıkların kurban olmaktan çıkmaları... Kurbanlıklara eziyet vermeler, hayvanları uyuşturmalar, çevreyi kirletmeler… Çevremizde kurbanlarının toprağa gömülmesi gereken bazı organlarının orya buraya atıldığına da şahit oluyoruz.

Bu haliyle Kurban kesme dini bir vecibe olmaktan ziyade Bütün bu nahoş vaziyetler İslam Dinine inanan insanların dine sadece inanmalarıyla sınırlı kalmasının yanı sıra dini kendilerine uydurmaları var ki Allah korusun! Hal böyle olunca her insana göre bir din ortaya çıkmış gibi bir durum oluyor.

Nereden bakarsanız bakınız çok vahim bir durum.

Yıllar geçtikçe insanlar iman ettikleri dinden uzaklaşıyorlar ve bu durum toplumun yozlaşmasını bir kartopu gibi yuvarlanarak ve devasa bir hal alarak ilerliyor! Yani her açıdan tehlikeli bir gidiş söz konusudur.

İnsanlar bir şekilde huzur içinde rahat içinde olmak istiyor.

Dini Bayramlar da bir bakıma bu rahatlığa kurban ediliyor.

Bayramın idrakine erenler, huzuru bayramın tatilinde aramazlar. Kurbanın amacına ulaşmayan kesilen kurban etinin yaratıcıya ulaşmayacağını bilirler.

Kurban Bayramı’nda insanların gönülleri huzura ermelidir. Vatandaşlar “mutluluğu ve huzuru” birlikte yaşamalı ve bayramlar bayram olmalıdır. Bir avuç dua, bir kucak sevgi, sıcak bir davranış mesafeleri kapatmalıdır. Gönülleri birleştirmelidir. Bir sıcak gülümseme, bir ufak hediye de olsa daha da yaklaştırır bizi birbirimize.

Temennimiz Bayramların sathilikten uzak, insanlara huzur ve barış getirmesidir…