Yıl 1987…

CHP’den 2014 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir adaylığı neredeyse kesinleşen Mustafa Sarıgül’ün, milletvekili seçildiği seçimler…

Şöyle anlatıyor, o günleri Sarıgül;

“Milletvekili olmak için ikna olmuştum olmasına da, bir mesele vardı.

Aday olmadan önce Petrol-İş Sendikası Genel Sekreteri Özkal Yici’yi destekliyordum.

Onun kazanması için elimden geleni yapıyordum.

Ev ev dolaşıyor, onun için oy istiyorduk.

Hiç unutmuyorum, Bayram Baba’yla karar verdikten sonra, biraz utana sıkıla, Özkal beye dedim ki, “Vallahi beyefendi kusura bakmayın. Ben de aday olacağım, siz de aday olacaksınız. Bundan sonra centilmence yarışacağız.”

Bunu söylemek kolay iş değil.

Özkal Yici’nin milletvekilliği garanti. Arkasında koskoca sendika var. Liste başı, kesin seçilecek.

Karşımdaki rakiplerin hepsi de çok zorlu; Ecevit Hükümetinde Devlet Bakanlığı ve Başbakan yardımcılığı yapmış Hikmet Çetin, İstanbul Milletvekili Tülay Öney, İstanbul Milletvekili emekli Orgeneral Mucip Ataklı Paşa, DİSK’li sendikacı Rıza Güven, Sonradan Star Gazetesi’nin sahibi olan (şimdilerde Akşam Gazetesi, Show TV grubunu satın alan. a.ö.) ve AK Parti’yi destekleyen Ethem Sancak…

Ki en iddialı, ağzı en iyi laf yapan, kürsü hakimiyeti en iyi olan o…

Benim de en çok korktuğum aday o.

Çünkü altı milletvekili adayı seçilecek, 37 milletvekili aday adayı arasından.

***

Biz, bize destek verecek üyelere dedik ki; “Bizimle birlikte Mehmet Ali Eren’i ve Ethem Sancak’ı da yazın.”

Zira, o zamana kadar ikisini de zayıf aday sanıyorduk. “Nasıl olsa en çok oyu biz alırız.” diye düşünüyorduk.

Ama meydana çıktıklarında gördük ki, hiç de öyle değilmiş.

Yarışacağımız İstanbul beşinci bölge öyle bir bölge ki, bir ucu Çatalca’da, diğer ucu Sarıyer’de… Şişli, Kağıthane, Zeytinburnu da bizim bölgede…

Ucu bucağı yok…

Koşturup duruyoruz, propaganda yapıyoruz.

Şişli’de beni tanımayan yok, ama bu koca bölgede en az tanınan aday belki de benim.

Diğer adaylar hem yaşça benden büyük ve tecrübeli hem de tanınan simalar.

Benim tek avantajım gençliğim ve çalışkanlığım.

İnanın o dönem boyunca en fazla üç saat uyuyorduk.

Bayram Baba da, ben de…

***

Sonuçta ön seçim bitti, ben birinci oldum, az bir farkla Mehmet Ali Eren ikinci oldu, Ethem Sancak ise sanırım beşinci…” (Mustafa Sarıgül- Ne Bir Eksik Ne Bir Fazla-Remzi Kitabevi Yayınları- Ekim 2013)

***

Önseçimde birinci gelen Mustafa Sarıgül, 1987 seçimlerinde TBMM’nin en genç ismi olarak, 30 yaşında parlamentoya girdi.

Tam da bu noktada o kritik soruyu sormak isterim;

O mücadele sırasında Sarıgül’e kol kanat geren, sabahlara kadar uykusuz kalarak destek veren, siyasi mücadelesini omuzlayan o isimler şimdi nerede ..

Sarıgül o isimlerden neden hiç söz etmiyor

Daha da önemli ve kritik bir soru daha;

Peki, Sarıgül milletvekili iken hangi icraatlara imza attı

“Uçan tabut” dosyası ne oldu

Mustafa Sarıgül’ün “Ne Bir Eksik Ne Bir Fazla” ismiyle piyasaya yeni çıkan kitabında dikkatli gözler, esasen eksik kalan, kitapta konu edilmeyen birçok noktanın olduğunu ilk anda fark ediyor.

Bu “eksik”lerden biri de “Uçan Tabut”lar dosyası…

Nedir bu dosya

“Uçan tabut” olarak nitelendirilen ve üç ayrı kazada 38 askeri personelin hayatını kaybetmesine yol açan CASA uçaklarının alımında Mustafa Sarıgül’ün SHP milletvekili iken Meclis’te oynadığı rol…

Sarıgül’ün, İspanyol uçak firması için lobi çalışması yaptığı, bu uğurda sahte imza olayına bile girdiği uzun yıllar gündemi meşgul etti, hala da konuşuluyor.

“Uçan Tabut” dosyasının özeti şöyle;

Dönemin SHP milletvekili Tevfik Koçak, TBMM Başkanlığı’na 30 Ekim 1989 günü CASA uçaklarının alımıyla ilgili bir soru önergesi verdi.

Ancak Koçak’ın önergesi 2 gün sonra, 1 Kasım günü sahte imzayla geri çekildi. Bunu yapanın, o günlerde CASA komisyoncusu olarak öne sürülen Zeynel Abidin Erdem’in yakın arkadaşı olan SHP milletvekili Mustafa Sarıgül olduğu iddia edildi.

Tevfik Koçak yıllar sonra, 22 Mayıs 2001 tarihinde şu açıklamayı yaptı:

“Dönemin Milli Savunma Bakanı Sefa Giray kuliste yanıma geldi, CASA uçaklarını askerlerin istediğini söyledi ve önergeyi geri çekmemi talep etti. Ayrıca Turgut Özal, ANAP milletvekili Mehmet Kahraman’la haber gönderip bu konuyu benimle görüşmek istedi. Fakat denk gelmedi ve görüşemedik. Bunlar olurken, ben önergemin sahte imzayla geri çekildiğini bilmiyordum. Bunu 3 ay sonra öğrendim ve Meclis Başkanı Kaya Erdem’e gidip durumu anlattım. Bürokratlarını çağırıp araştırdı ve bana ‘Meclis’in itibarı var. Bu işin üzerine gitme. Ben gerekeni yaparım’ dedi. Hiçbir şey yapılmadı. Ben önergeyi vermiştim. Hemen ardından Mustafa Sarıgül beni Hilton’da kahvaltıya çağırdı. Orada beni CASA uçaklarının komisyoncusu olduğunu öğrendiğim Zeynel Abidin Erdem’le tanıştırdı. Buluşmanın maksadı, soru önergesiymiş. İddialarımın rakip firmanın uydurması olduğunu söylediler ve lütfen işleme koymayın diye önergemi çekmemi istediler. Tabii ki yapmadım. Fakat sonra önergenin sahte imzayla çekildiğini öğrenince, biz SHP olarak Mustafa Sarıgül’den kuşkulandık. Sarıgül inkar etmedi.”

Mustafa Sarıgül, Zeynel Abidin Erdem’le Tevfik Koçak’ı tanıştırdığını doğruladı.

Aynı günlerde CASA uçaklarının alımındaki yolsuzlukları takip eden bir başka isim olan dönemin SHP Edirne Milletvekili Erdal Kalkan da, Sarıgül’ün sahteciliği konusunda açıklamalarda bulundu.

Kalkan, “Partili arkadaşım Tevfik Koçak’ın CASA olayıyla ilgili Meclis Başkanlığı’na verdiği soru önergesi, yine kendi milletvekilimiz Mustafa Sarıgül tarafından imzası taklit edilerek geri çekildi. O zaman anladım ki, bu iş sandığımdan da büyük” ifadesini kullandı.

Konu hakkında son cümlem şu;

Sarıgül CHP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına doğru koşarken kendisini takip edecek ve daha çok su götürecek bir dosya, bu…

Peki, ya sizce

NOT: Bugün 3 Kasım 2013 Pazar… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Cemil Çiçek, liderlerle görüşerek yeni bir süreç başlattı. Son hazırlanan Demokratikleşme Paketi sanki yeni ve sivil Anayasa çalışmalarını sekteye uğrattı, yavaşlattı. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…