2015 Haziran seçimlerinde, “seçim ittifakları” olacak mı, olmayacak mı
Benim düşüncem bu kapının her daim açık olmasından yana.
Bir soru ve bir cevap daha; Anayasa Mahkemesi seçim barajını iptal etmeli mi, etmemeli mi
Elbette ve tabii ki Anayasa Mahkemesi seçim barajını tamamen iptal etmeli ve Haziran 2015 seçimleri barajsız yapılmalıdır…
***
1991’de, RP-MÇP-IDP seçim ittifakını -mitingler dâhil- adım adım izledim.
Gittiğimiz her ilde yaşanan coşkuya tanık oldum.
Şöyle bir şey oluyor; isabetli seçim ittifaklarında sonuç 2+2=4 değil, 5 hatta 6 ediyor. Kartopu misali…
Hatırlayalım, o süreç nasıl gerçekleşti ve nasıl bir sonuç alındı
Bir defa, hiç de kolay olmadı seçim ittifakı. Zaman zaman kopma noktasına geldi ama Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, istişareleri sonucunda son noktayı koyarak olumlu kanaat belirtti ve ortak listeler hazırlandı.
Son geceki uzun maratonun ardından listeler üzerinde de anlaşma sağlandıktan sonra, sabaha doğru, Sakarya’daki Rumeli İşkembecisi’ndeki kutlamada gazeteci olarak ben de vardım. Koray Aydın (MÇP), Hasan Hüseyin Ceylan (RP), Ömer Vehbi Hatiboğlu (RP) işkembeye kaşık sallayanlar arasındaydı…
Büyükşehirlerde yapılan mitinglere Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş ve Aykut Edibali birlikte katıldı.
20 Ekim 1991 Erken Genel Seçimleri’nde Refah Partisi, Türkiye genelinde kullanılan seçmen oylarının %16,90’ını alarak TBMM’ye 62 milletvekiliyle girdi.
RP, TBMM’de grup kuran dört partiden birisi oldu. Türkeş ve Edibali için RP Genel Merkezi’nde oda ayarlamaları yapılırken, “seçim ittifakı” kalıcı bir bütünleşmeye giderken, Milliyetçi Çalışma Partisi’ne ve Islahatçı Demokrasi Partisi’ne mensup milletvekilleri RP’den ayrıldı.
SEÇİM İTTİFAKLARINDA EN “İNCE” NOKTA!
1999 erken seçimlerinden hemen önce…
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile Büyük Birlik Partisi’nin Sıhhiye’deki Genel Merkezi’nde bir Ağustos günü (yanılmıyorsam Ağustos’un ilk haftasıydı) laflıyoruz.
Hava sıcak, hele hele Ankara’nın puslu havasıyla birleşince daha bir bunaltıcı…
Konu, erken seçimler ve seçim ittifakları…
Ben sordum, merhum Yazıcıoğlu cevapladı;
-Seçimde bugünkü tablonun fazla değişmeyeceği ve dolayısıyla etkin bazı güçlerin yakın planda seçim istemedikleri yönünde görüşlere ne diyorsunuz
Bu ihtimalleri gündeme getirmek bile demokrasiye zarar verir. Seçim olmalı, Türkiye böyle bir atmosfere girmiştir. 24 Aralık 1995’deki millet iradesi şu anda kaybolmuştur. Birinci parti kapatılmıştır, yeni kurulan bir parti ana muhalefet partisi olmuştur. 24 Aralık’ta hiç olmayan bir parti hükümette temsil edilmektedir. Onun için millet iradesi tersyüz edilmiştir, milletin ne düşündüğünü görmemiz lazım. Bunu yaparken adil bir Seçim Kanunu gerekli.
Bugünkü seçim sistemi temsil adaletini sağlamadığı için yönetim istikrarını getirmiyor. 24 Aralık (1995) seçimlerinde yüzde 14,5 oy Meclis dışında kalmıştır. Yüzde 12 de sandığa gelemeyen varsa yüzde 27’lik kesimin görüşü Meclis’e hiç yansımamıştır. 1991’de ve geçen seçimlerde koalisyon çıkmıştır sandıktan. Şimdi yapılan kamuoyu anketleri de seçimden yine koalisyon çıkacağını gösteriyor.
Zorlamalarla tek başına bir partiyi iktidara getirmek istikrar getirmez. Tek partiyle istikrar getirilmek isteniyorsa o zaman en iyi istikrar totaliter rejimlerde olur. Hâlbuki biz demokrasi içinde istikrar arıyoruz. O zaman Türkiye gerçeğini göz önünde bulundurmamız lazım. İttifakları yasak ettiler, gizli ittifaklar yapıldı. Birbirine yakın siyasi partiler bir platform oluşturarak hükümet programı yayınlamak suretiyle biz iktidara gelirsek inceliğimiz şudur’ diyebilirler.
Vatandaş onları iktidara getirir. Bu aynı zamanda siyasete hoşgörü getirir, siyasi partilerin ilerde bütünleşmelerini sağlayabilir. Mademki Türkiye’nin gerçeği koalisyonlardır, o halde koalisyonları seçim meydanlarında kurabilelim. Vatandaş kimin kiminle koalisyon yapacağını önceden bilir. Mesela bugünkü hükümet ortakları birlikte pekâlâ seçime gidebilirler.
-Sistem nasıl işler böyle bir formülasyonda
Her siyasi parti kendi amblemiyle seçime girebilir, partnerini de rahatlıkla açıklayabilir ise o zaman kendi partisi tabanın istekleri doğrultusunda adaylarını belirler. İşbirliği yapan partilerin oyları birlikte sayılır ama hangi parti ne kadar oy aldıysa o oranda milletvekili çıkarır ve hükümette de aynı oranda temsil edilir.
-Son Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde ülkücüler de tehdit unsuru olarak yer aldı…
Birincisi, suçun burada da siyasetçilerde olduğuna inanıyorum. Eğer siyasetçiler milletten aldıkları yetkiyi aralarında uzlaşarak dirayetle kullanabilseler, tıkandıkları noktada millete başvurmayı becerebilseler, darbelerden medet ummasalar herhalde asker de bu işlere müdahale edemez. Önümüzde 28 Şubat’tan bu yana bir realite var. 27 Mayıs’ı, 12 Mart’ı ve 12 Eylül’ü görmüşüz. Siyasetçiyle orduyu, siyasetçiyle medyayı, orduyla iş dünyasını, sermaye ile devleti, din ile devleti ve orduyu sanki birbirlerinin düşmanıymış gibi bir noktaya çekmemiz ülke yararına değildir. Bunların hepsi de var olacaktır. Ama kendi kuralları içinde biri diğerinin hayat alanını dağıtmadan beraber yaşamanın yolunu bulacaklar. Demokratik uzlaşma da, çoğulculuk da budur.
***
Sormak gerekir; aradan bunca zaman geçti. “Seçim ittifakları” konusunda ne yapıldı
“Sandıktaki hırsız”ı engellemek ve millet iradesinin gaspını önlemek için bir çalışma sergilendi mi
Hadi koalisyonlar döneminde adım atmak, anlaşmak belki zor ama son 12 yıldır Türkiye’yi tek parti yönetiyor, bu süreçte hangi adımlar atıldı Hiç!
Peki, niçin yeni bir Seçim Kanunu çıkarılmadı Niçin olacak, statüko devam etsin diye!
Oysa siyasi partiler “yasal” olarak kendi varlıkları ile seçim ittifakı yapabilmeli. Bu yol açılmalı. Millet iradesinin parlamentoda temsili ancak bu şekilde sağlanabilir…
NOT: Bugün 24 Aralık 2014, Çarşamba… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!