Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Başbakanlığı döneminde Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda görev yapan Tuğgeneral Fahri Erenel Paşa ilk kez Milli Gazete’ye konuştu.
Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Başbakanlığı döneminde Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda görev yapan Tuğgeneral Fahri Erenel Paşa ilk kez Milli Gazete’ye konuştu. Başbakan Erbakan’ı ile çalışma hatıralarını ve döneme ilişkin izlenimlerini Gökçen Göksal’a anlatan Erenel Paşa “Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız son derece kibar ve belirttiğim özelliklerle karşısındakine kendisi kadar değer veren müstesna liderlerden biri olarak hafızama yer etmiştir.” dedi.
Erenel Erbakan Hoca’nın İsviçre’den dönüşünde kurduğu Milli Selamet Partisi’nin ABD karşıtı politikaların uygulanmasının önünü açtığını da söyledi.
‘GÖREVE DAHA İYİ MOTİVE OLMASINI SAĞLAMIŞTIR’
28 Şubat sürecinde Erbakan’a yapılanların doğru olmadığını ifade eden Erenel Paşa ”O tarihlerde Silahlı Kuvvetlerin önemli bir kısmında bu görüşlere katılmayanların olduğunu biliyorum.” ifadelerini kullandı. Başbakan Erbakan’ın TSK personeline yaptığı tarihi zammın ordu içindeki yansımasını da değerlendiren Erenel Paşa “…Yapılan zam, çok iyi karşılanmış, askeri personelin ve ailelerinin ferahlamasını ve göreve daha iyi motive olmasını sağlamıştır.” şeklinde konuştu.
‘ASLA SİNİRLENMEDEN VE NEZAKETİNİ BOZMADAN CEVAPLAR VERMİŞTİR’
“Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, Başbakan olarak Genelkurmay Başkanlığına her gelişinde daha önceki gibi Başbakanlara gösterilen saygı ve nezaket kurallarına uygun olarak karşılandığını gördüm. Bu karşılamalarda ve toplantılarda zaman zaman görevim gereği bulundum. Asla nezaket kuralları dışında bir davranış olmadı. Zaman zaman söylemlerden dolayı ortam gerginleşir gibi olsa da saygısız davranışta bulunulmamıştır. Toplantılarda asla sinirlenmeden ve nezaketini bozmadan cevaplar vermiştir.”
………………………..

- Prof. Dr. Necmettin Erbakan’la nasıl ve ne zaman tanıştınız?
Kendilerini Refah Partisi Genel Başkanı olarak çeşitli nedenlerle Genelkurmay Başkanlığına gelişlerinde 2 kez, Başbakanlığı döneminde ise 30 Ağustos 1996 yılı Zafer Bayramı kutlama törenleri kapsamında Genelkurmay Başkanlığı Karargahına gelişlerinde protokol subayı olarak karşıladım. Günümüzde Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılmakta olan Zafer Bayramı kabul törenleri malumunuz o tarihlerde Genelkurmay Başkanlığı Karargahında yapılıyordu. Bu karşılamalarda her zaman belirlenmiş olan saatten önce gelmiştir. Bu davranış şeklini her zaman göstermiş olduğu tevazu, zamana riayet, görüşme yapacağı kişiye ve görevlilere saygının bir yansıması olarak gördüm. Aracından iner inmez doğrudan karşılayan kişinin gözlerinin içine bakarak gülümseme ile ilk teması sağlaması, tokalaşması ve mutlaka rütbeniz ile hitap ederek hatır sorması en önemli özelliği olarak hafızamda yer etmiştir. Kutlama veya toplantı yerine giderken sohbet ederek gitmiştik. Bu sohbette görevimi, tayin yerlerimi sormuştu.
- İlk izlenimleriniz ne oldu?
Lider, siyasi düşünceniz ne olursa olsun, karşınızdaki farklı görüş ve düşüncelere sahip olsa da, iş yoğunluğu ne kadar fazla olursa olsun asla yüzünden gülümsemeyi eksik etmemelidir. İyi bir Lider karşısındaki ile yüz yüze olan görüşmesinde asla başka bir işle uğraşmadan doğrudan muhatap olduğu kişiye odaklanan ve bugün birçok liderin uygulamaktan imtina ettiği aktif dinleme becerisine sahip olmalıdır. Kısacası karşısındaki dinlemeli ve anlamalıdır. Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız son derece kibar ve belirttiğim özelliklerle karşısındakine kendisi kadar değer veren müstesna liderlerden biri olarak hafızama yer etmiştir.
- Kendisinde diğer siyasetçilerden farklı olarak neler gözlemlediniz?
Farkı oluşturan Liderin sadece o görevi yaptığı zaman süreci içindeki davranışları değildir. Liderin, davranışları zaman içinde olgunlaşır. Bu tür davranış ise birikim ve tecrübe ile ülkenin değerlerine sıkı bağlılık gerektirir. Hocamız derin bilgi birikimini tecrübesi ile birleştiren ülkemizin her türlü değerlerine saygılı, sakin konuşmayı seven, gerginliğe yol açacak söylemde bulunmaktan uzak duran, saygılı ve karşısındakine değer veren, kıyafeti ile ve davranışı ile karşısında kilerde de saygı uyandıran nadir siyasetçilerden biri olarak Türk Siyasi Hayatında asla silinmeyecek bir yer edinmiştir. Sade ve karşısındaki insanlara görüşlerini anlamalarına sağlayacak hızda konuşarak, asla sinirlenmeden, kendisi ile aynı fikri içermeyen söylemlerde bulananlara karşı bile nezaketinden asla vazgeçmeyen bir yapısı vardır.
- 12 Mart’tan sonra Orgeneral Turgut Sunalp İsviçre’de bulunan Erbakan’ın yanına ülkeye dönmesi ve siyasete devam etmesi için Muhsin Batur Paşa’yı göndermişti? Erbakan’ın Türkiye için önemi neydi?
1970’li yıllarda Türkiye her açıdan istikrarsız bir durumda bulunuyordu. Siyasi istikrar sağlanamamış, sürekli el değiştiren iktidar, gerçekleştirilemeyen hükümet programları, siyasi görüş farklılıklarının çatışmaya dönmesi, artan kutuplaşmalar ve artan ekonomik sorunlar ülkeyi tam bir açmaz içine sokmuştur. Dış ortamda ise soğuk savaş olunca gücüyle devam ediyor, ABD komünizmle mücadele adı altında Rusya’yı çevrelemek istiyor ve bunun içinde Türkiye merkez ülke seçilmiş görünüyordu. Milli Nizam Partisi’nin kapatılması üzerine İsviçre’ye giden Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, ülkeyi milli ve yerli bir çizgiye çekebilmek, ülke içi istikrarı sağlayabilmek ve özellikle ABD karşıtlığı bilindiğinden ve tam bağımsız Türkiye için ülkeye davet edildiği söylenmiştir. Prof. Dr. Erbakan, dönüş sonrası Milli Selamet Partisi’ni kurmuş ve ilk seçimde 48 milletvekili çıkarmış, ve CHP ile koalisyon kurarak, Başbakan yardımcılığı görevini üstlenmiştir. Sayın Bülent Ecevit ve Sayın Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın birlikte görev yaptığı bu süreçte ABD’ye karşı Kıbrıs Barış Harekatı’nın icrası ve haşhaş ekimi gibi birçok kararlar alınmış ve uygulamaya dahil edilmiştir. Kısacası, Erbakan Hoca’nın dönüşü ile birlikte ABD ‘ye karşı bir politika uygulanmaya başlanılmıştır.
- Bunun daha sonra gelen TSK personeli tarafından kavranamadığını söyleyebilir miyiz?
Zaman içinde gelişen olaylar, ABD’nin tekrar artan etkisi konunun öneminin görülmemesine yol açmış, ABD karşıtı karar ve uygulamalar yerini ABD yanlısı karar ve uygulamalar bırakmaya başlamıştır.
- Erbakan Hoca ailevi kökleri ve içinde doğduğu ortamdan ötürü Türkiye Cumhuriyeti’nin kodlarını bilen bir insan. Babasının ağır ceza hâkimi olması, ailesinin köklerine bakıldığında, bir devlet nosyonu aldığı ortada. Hep saygı görüyor. 28 Şubat sürecinde ise kim olduğu, nereden geldiği, kökü belli olmayan askeri üst rütbeli personelin basma kalıp söylem/hitap/ ve eylem şekilleriyle hareket ettiğini gördük. Sizce bu irtifa kaybının sebebi ne olabilir?
Bu görüş farklılıklarının temel nedenini, 12 Eylül 1980 öncesi başlayan, bizim çocuklar yaptı dedikleri 12 Eylül darbesi ile zirveye ulaşan ABD etkisinde aramak gerekmektedir.

- Erbakan’ın Başbakanlığı sırasından TSK personeline hatırı sayılır bir zam yaptı. 1970’lerde astsubayların eşleriyle birlikte hayat şartlarını düzeltilmesi için yaptıkları eylemler ve Batur Paşa’nın astsubaylara verdiği cevap düşünüldüğünde bu rakam öncesiyle ve sonrasıyla bir ilkti. Ordu için nasıl yankı bulmuştu?
Artan enflasyon nedeniyle toplumun genelinde olduğu gibi askeri personelin satın alma gücünde de önemli azalmaya neden olduğu bir dönemdir. Ve aynı zamanda artan terör eylemleri nedeniyle personelin sık sık tayin olduğu, yolluk ve yevmiyelerin artan fiyatlar nedeniyle taşıma masraflarını karşılayamadığı, borçlanma oranının giderek arttığı bu süreçte yapılan zam, çok iyi karşılanmış, askeri personelin ve ailelerinin ferahlamasını ve göreve daha iyi motive olmasını sağlamıştır.
- Erbakan Hoca 28 Şubat sürecinin hemen sonrasında “Hükümetin önünde iki seçenek vardı. Birincisi ordunun tavırlarına rest çekip hükümetten ayrılmak, ikincisi de uzlaşmayı ve iknayı denemekti. Biz uzlaşma yolunu seçtik ve sonuçta kazanan ülke oldu, hükümet oldu” dedi. Ordu içinden birileri bazı hizip ve gruplar bunun tam tersini mi istiyordu? Ordu ve milleti karşı karşıya getirmek isteyen odakların hevesini Erbakan kursaklarında bırakarak tarihi bir görev mi yaptı?
Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bu aşamada liderlik özelliklerini sergileyerek sürecin en az zararla atlatılmasında önemli rol oynamıştır. ABD merkezli düşünenlerde tam tersini düşünenlerin olduğunu medyadan zaten biliyoruz. Sadece Silahlı Kuvvetlerin içinde değil, medyada üniversitelerde, iş dünyası dahil bu görüşte olanlar vardı.
- 28 Şubat sürecinde öne çıkan isimler iki elin parmağına geçmez? O dönem TSK’da Erbakan’a yapılanların yanlış olduğunu düşünen subaylar var mıydı?
Elbette vardı. O tarihlerde Silahlı Kuvvetlerin önemli bir kısmında bu görüşlere katılmayanların olduğunu bizzat ben biliyorum.
- 28 Şubat döneminde Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı olan Korgeneral İzzettin İyigün, bir gazeteye verdiği röportajda, “28 Şubat’ta Sincan’da tankları yürüten, balans ayarını yapan benim. Öncesinden ne Karadayı’nın haberi vardı, ne de Çevik Bir’in.” bunu orduda emir komutanın kaybolduğu olarak mı değerlendirmeliyiz. Bir komutan üslerinden habersiz bunu nasıl yapabilir?
Ben o tarihte Genelkurmay Başkanlığında görev yapıyordum. Bu tür bir faaliyetin komuta kademesinin bilgisi olmadan yapılması pek mümkün değildir. Ancak, bu olayın yaşandığı anda Komuta Kademesinde bir şaşkınlık yaşandığını hatırlıyorum. Eğer bu durum gerçek ise bu emri veren hakkında Genelkurmay Başkanlığınca gerekli işlemin tesis edilmesi gerekirdi. Bildiğim kadarı ile bir işlem yapılmamıştır.
- MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu’nun 10. maddesinde “Tutanaklar ve görüşmeler açıklanamaz ve yayınlanamaz. Kararlar Milli Güvenlik Kurulu’nun vereceği karara göre açıklanabilir veya yayınlanabilir” ifadesi yer alırken, MGK’da konuşulan her şeyin en detayına kadar gazete sütunlarında yer alması, MGK tarafından açıklanmamış olan “tedbirler paketi”nin yine gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanması ahlaki bir zafiyeti de göstermiyor mu?
Evet, bu durum ülkenin bekasını tehlikeye atmak demektir. Çok kötü bir örnektir. Bu tür toplantılarda bulunan herkes bir devlet görevi kapsamında ve yasaların verdiği yetki ile yer almaktadır. Üstelik MGK devletimizin en üst güvenlik kuruludur. Bu konuların açıklanması suçtur ve işlem gerektirir.
- Erbakan Hoca ile hatırınızda kalan bir anı var mı?
Karşılama sırasında araçtan iner inmez hiçbir şey sormadan doğrudan rütbemi belirterek hitap etmesi ve ardından hatırımı sormuş olması önemli bir anıdır. Liderlik örneğidir.
- Size etkileyen en önemli yönü ne oldu?
Sakinliği, nezaketi ve görev yapan kişilere saygısı olmuştur.