İmam hatip camiasının geleneksel buluşması olan 23. İmam Hatipliler Kurultayı, 4-6 Eylül 2026 tarihleri arasında Trabzon Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenecek. ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Genel Başkanı Abdullah Ceylan, Kurultay öncesi Milli Gazete’ye konuştu. Ceylan, “bizim eğitim anlayışımızın temelinde sadece bilgi aktarmak değil; ahlaklı, sorumluluk sahibi, kardeşlik hukukunu gözeten ve ülkesinin geleceğine katkı sunan insanlar yetiştirmek var.” dedi.

İmam hatip camiasının geleneksel buluşması olan 23. İmam Hatipliler Kurultayı, 4-6 Eylül 2026 tarihleri arasında Trabzon Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenecek.

Kurultay, Türkiye'nin dört bir yanından imam hatiplileri bir araya getirecek.

Trabzon Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenecek kurultayda, Türkiye'nin 81 ilinden imam hatip derneklerinin temsilcileri, eğitimciler, okul yöneticileri, akademisyenler, mezunlar, öğrenciler ve gönüllüler bir araya gelecek.

Her yıl farklı bir şehirde gerçekleştirilen İmam Hatipliler Kurultayı, imam hatip camiasının ortak aklını güçlendiren, istişare kültürünü geliştiren ve geleceğe yönelik hedeflerin ele alındığı önemli bir buluşma olma özelliğini sürdürüyor.

Kurultay kapsamında gerçekleştirilecek oturum, panel ve değerlendirme programlarında imam hatip okullarının bugünü ve geleceği, gençlik çalışmaları, eğitim faaliyetleri ve sivil toplum alanındaki çalışmalar farklı yönleriyle ele alınacak.

Üç gün sürecek program boyunca katılımcılar, tecrübe paylaşımında bulunma, yeni iş birlikleri geliştirme ve imam hatip camiasının ortak vizyonunu güçlendirme fırsatı bulacak.

Önder Genel Başkanı Abdullah Ceylan Milli Gazete’ye Konuştu “Amacımız Ahlaklı, Sorumluluk Sahibi Gençler Yetiştirmek!”

ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan, Kurultay öncesi yazarımız Adnan Öksüz’ün sorularını şöyle cevapladı;

SORU: Her Kurultayda bir “şiar” açıklıyorsunuz. Bu yılki şiar ne olacak diye sorsam da biliyorum ki açıklamayacaksınız, zira şiarlar Kurultay esnasında açıklanıyor. Peki, ÖNDER Kurultaylarında neden özellikle bir şiar üzerinde duruluyor? Şiarların misyonu nedir?

Şiar, bizim için bir sloganın ötesinde anlam taşıyor. Bir yıl boyunca hangi istikamete yürüyeceğimizi, hangi meseleyi daha fazla gündemimize alacağımızı ve camia olarak o yıl hangi değer etrafında kenetleneceğimizi ifade ediyor. Çünkü büyük bir ailenin aynı hedefe yürümesi için ortak bir söze, ortak bir heyecana ve ortak bir istikamete ihtiyacı var.

Bugüne kadar “İstikamet Üzere”, “Samimiyetle”, “Bilgi ve Hikmetle”, “Ehliyet ve Liyakatle”, “Basiret ve Ferasetle”, “Adalet ve Merhametle”, “Ahde Vefa ile”, “Nitelikli Gelecek”, “Sadakatle” ve son olarak “Ahlak ve Cesaretle” gibi şiarlarla aslında kendi yürüyüşümüzün bir hafızasını oluşturduk. Her biri o dönemin ihtiyaçlarına ve önümüzde duran meselelere bir cevap niteliğindeydi.

Bu yılın şiarını sizin de söylediğiniz üzere 23. İmam Hatipliler Kurultayı’nda Trabzon’da açıklayacağız inşallah. Şimdiden şiarın ne olduğunu söyleyemiyorum fakat şunu ifade edebilirim ki, yeni şiarımızda da gençlerimize, birliğimize ve geleceğe dair sorumluluğumuza güçlü bir vurgu olacak. Çünkü biz geleceği bekleyen değil, geleceği inşa etmeye hazırlanan bir camiayız.

SORU: ÖNDER Kurultaylarına çoğunlukla Millî Eğitim Bakanlığı’ndan Bakan ya da yetkili bürokratlar katılım sağlıyor. Burada karşılıklı istişareler de yapılıyor. Sizler taleplerinizi iletiyorsunuz... Bu görüşmeler Bakanlık nezdinde nasıl makes buluyor?

Biz Bakanlığımızla ilişkimizi sadece talep ileten bir yapı olarak görmüyoruz. ÖNDER olarak bizim en önemli imkânlarımızdan biri, sahayla çok güçlü bir temasımızın olması. 81 ildeki mezun derneklerimiz, okullarımız, öğretmenlerimiz, yöneticilerimiz ve gençlerimizle sürekli iletişim hâlindeyiz. Dolayısıyla sahada gördüğümüz iyi örnekleri, ihtiyaçları, sorunları ve çözüm önerilerini Bakanlığımızla paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Aynı şekilde Bakanlığımızın çalışmalarını ve eğitim politikalarını da yakından takip ediyoruz. Son dönemde de karşılıklı iletişim ve istişare kanallarımızın bu anlamda güçlü olduğunu düşünüyorum. Elbette eğitim gibi büyük bir alanda tüm meselelerimizin bir anda çözülebilmesi mümkün değil. Bizim yaklaşımımız da burada çok net: Meseleyi sadece konuşan değil, çözümün parçası olan bir anlayışla hareket etmek en büyük sorumluluklarımızdan biri.

Kurultaylarımız bu açıdan çok önemli. Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen gönüllülerimizin, aynı davada yürüdüğümüz yol arkadaşlarımızın ve 81 il teşkilatımızın aynı masada buluşması, meseleleri doğrudan konuşması ve ortak akıl üretmesi, Bakanlıkla yürüttüğümüz istişarelerin de zeminini güçlendiriyor.

Bakanlığımızın çalışmalarının yanında bizler de sivil toplum kuruluşu olarak, gönül erlerimizle birlikte üzerimize düşenin en iyisini yapmaya gayret ediyor çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu anlamda ortaokuldan itibaren eğitimin her bir kademesinde öğrencilerimizi ve gençlerimizi destekliyoruz.

Önder Genel Başkanı Abdullah Ceylan Milli Gazete’ye Konuştu “Amacımız Ahlaklı, Sorumluluk Sahibi Gençler Yetiştirmek!”V

SORU: İmam Hatip Liselerinin YKS sınavı ve üniversitelere yerleşimi hakkında neler söylemek istersiniz?

İmam hatip liselerinin üniversite başarısını değerlendirirken yalnızca bireysel derecelere değil, bütün tabloya bakmak gerekiyor.

2026-YKS’ye 186 bin 800 imam hatip lisesi mezunu başvurdu. Bu, yükseköğretim sistemi içerisinde önemli bir öğrenci kitlesinden söz ettiğimizi gösteriyor. Bu yıl YKS’de AYT Sözel Türkiye birincisinin ve YDT Arapça Türkiye birincisinin imam hatip lisesinden çıkması da ayrıca dikkat çekici bir başarı.

Ancak bizim için mesele yalnızca derece yapmak değil. İmam hatip öğrencisinin istediği üniversiteye, istediği bölüme girebilmesi; bilimde, teknolojide, sanatta, hukukta, tıpta, mühendislikte ve sosyal bilimlerde kendisine bir yol açabilmesi önemli.

İmam hatip gençliğinin ufkunu daraltamayız. Biz bir kanadında dünyayı, bir kanadında ukbayı taşıyan bir gençlik yetiştirmek için gayret ediyoruz. Çağın bilgisini kuşanan, bilim ve teknoloji üreten; aynı zamanda sahip olduğu değerlerle dünyaya söyleyecek sözü olan bir gençlik hedefliyoruz. Akademik başarı da bu büyük hedefin önemli bir parçası.

Bu açıdan baktığımızda, 2026-YKS’de imam hatip liselerinin üniversiteye yerleşme oranında son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştığını görüyoruz. Bu da bize yalnızca bireysel dereceler değil, gençlerimizin genelinde ve kitlesel ölçekte bir başarı ivmesi olduğunu gösteriyor.

Dolayısıyla 2026 yılı, imam hatip gençliği açısından hem Türkiye dereceleri hem de üniversiteye yerleşme oranındaki yükseliş bakımından dikkat çekici bir yıl oldu. Bizim hedefimiz ise bu başarıyı daha da ileri taşımak; imam hatipli gençlerimizin akademiden bilime, teknolojiden sanata kadar her alanda daha güçlü şekilde yer almasını sağlamak.

SORU: İmam Hatip Liselerinin bütçe oranlarını, müfredat içeriklerini değerlendirdiğinizde nasıl bir tablo ortaya çıkıyor? İmam Hatip Liselerine ayrılan bütçe ve müfredat içerikleri sizce yeterli midir?

İmam hatip liselerini değerlendirirken meseleyi yalnızca bütçe üzerinden ele almamak gerektiğini düşünüyorum. Elbette eğitim için ayrılan kaynakların, öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayacak fiziki imkânlara, teknoloji altyapısına, laboratuvarlara, yabancı dil eğitimine, sosyal ve kültürel faaliyetlere ve rehberlik hizmetlerine yansıması önemli. Ancak asıl mesele, bütün bu imkânların öğrencinin niteliğine ve geleceğine ne ölçüde katkı sunduğudur.

Müfredat açısından baktığımızda ise imam hatip okullarının kendi kimliğini ve özgünlüğünü koruyan, bunun yanında öğrencileri çağın ihtiyaçlarına hazırlayan bir eğitim anlayışına sahip olması gerektiğini düşünüyoruz. Bugünün gençleri yapay zekâyı, dijital teknolojileri, yabancı dilleri, bilimi ve dünyadaki gelişmeleri bilmek zorunda. Fakat bütün bunları öğrenirken kendi medeniyet birikiminden, değerlerinden ve ahlaki referanslarından kopmamalı.

Biz bunu “çift kanatlı gençlik” anlayışıyla ifade ediyoruz. Bir kanadında dünyayı, bir kanadında ukbayı taşıyan; hem akademik ve mesleki açıdan güçlü hem de karakteri, ahlakı ve vicdanı sağlam bir gençlik yetiştirmek istiyoruz.

Bu nedenle “Müfredat yeterli mi?” sorusuna, “Yeterlidir ve artık üzerinde konuşmaya gerek yoktur” şeklinde bakmıyoruz. Eğitim sürekli gelişen bir alan. Gençlerimizin değişen ihtiyaçlarını takip etmek, mevcut müfredatı ve uygulamaları sürekli değerlendirmek ve daha iyisini ortaya koymak zorundayız. Dolayısıyla burada bir eksiklik aramaktan ziyade, “Nasıl daha nitelikli hale getirebiliriz?” sorusunu sormamız gerektiğine inanıyoruz.

Bu noktada sivil toplumun da önemli bir sorumluluğu var. ÖNDER olarak kendimizi, eğitime katkı sunan ve ihtiyaç halinde çözüm üreten bir paydaş olarak konumlandırıyoruz. Bu anlayışla İHAMER’i, İmam Hatip Araştırma Merkezi’ni kurduk. İmam hatip okullarımızla ilgili araştırmalar yapıyor, sahadan gelen verileri ve ihtiyaçları değerlendiriyor; hangi alanlarda daha güçlü olduğumuzu, hangi alanlarda kendimizi geliştirmemiz gerektiğini ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu çalışmalar doğrultusunda raporlar hazırlıyor ve çözüm önerileri geliştiriyoruz.

Aynı şekilde öğretmen ve yönetici akademilerimiz, çalıştaylarımız ve saha çalışmalarımızla eğitim süreçlerine katkı sunuyoruz. Buradaki temel yaklaşımımız; araştıran, sahayı dinleyen, çözüm üreten ve Milli Eğitim Bakanlığımızın çalışmalarına destek olan bir sivil toplum anlayışını ortaya koymak.

Dolayısıyla bizim için mesele yalnızca “bütçe yeterli mi?” ya da “müfredat yeterli mi?” sorusuyla sınırlı değil. Asıl sorumuz, imam hatip öğrencilerimizi geleceğe daha iyi nasıl hazırlayabiliriz? ÖNDER olarak İHAMER’den akademilerimize, çalıştaylarımızdan saha çalışmalarımıza kadar bütün imkânlarımızla bu soruya cevap üretmeye ve Bakanlığımızın kıymetli çalışmalarına katkı sunmaya devam ediyoruz inşallah.

Önder Genel Başkanı Abdullah Ceylan Milli Gazete’ye Konuştu “Amacımız Ahlaklı, Sorumluluk Sahibi Gençler Yetiştirmek!”S

SORU: Bir İmam Hatipli olarak şu soru hep zihnimde canlıdır; İmam Hatip Liselerinde özellikle Arapça öğretiminde geleneksel yöntemlerin dışına çıkılamaması ve dolayısıyla konuşma becerisinin yeteri kadar kazandırılamamasını neye bağlıyorsunuz? Bir İmam Hatipli, yıllarca Arapça dersini gördükten sonra sizce Arapçayı neden konuşamıyor? Pratik neden yetersiz? Benzer bir durum İngilizce dersleri için de elbette dile getirilebilir…

Öncelikle bir dili bilmekle o dili kullanabilmek aynı şey değil. Meselenin özünde bu var. Yıllarca gramer, kelime ve metin bilgisi öğrenen bir öğrencinin, eğer o dili konuşacağı bir ortam oluşmamışsa, konuşmakta zorlanması çok doğal.

Burada sadece öğrenciyi veya öğretmeni suçlayan bir yaklaşım doğru değil. Ders materyallerinden öğretmen yetiştirmeye, ders saatlerinden ölçme-değerlendirme yöntemlerine kadar bütün sistemi birlikte düşünmemiz gerekiyor.

Dil, sadece sınıfta öğrenilen ve sınavda ölçülen bir ders olmaktan çıkmalı; hayatın içinde kullanılan bir beceriye dönüşmeli. Öğrencinin Arapça konuşabileceği, İngilizce konuşabileceği ortamlar oluşturmalıyız. Uluslararası öğrenci hareketliliği, değişim programları, konuşma kulüpleri, dijital imkânlar ve gerçek hayat pratikleri bu noktada çok önemli.

Bu anlamda imam hatiplerimizin elinde çok büyük imkânlar var hamdolsun. İmam hatip okullarımız 10 farklı programda eğitim veriyor. Bunlardan biri uluslararası imam hatip okullarımız diğeri ise yabancı dil programı uygulayan imam hatip liselerimizdir. Türkiye’de 97 ülkeden 2 bin 87’si yabancı uyruklu olmak üzere toplam 5 bin 695 öğrenci uluslararası Anadolu imam hatip liselerinde eğitim görüyor. Farklı coğrafyalardan gelen gençlerin aynı sınıfta, aynı okulda buluşması sadece eğitim açısından değil, dil açısından da büyük bir fırsat.

Keza yabancı dil programı uygulayan imam hatip liselerimizin de ulusal ve uluslararası alanlarda birçok başarısına şahit oluyoruz.

Biz bu imkânı daha fazla değerlendirmeliyiz. Çocuğa dili sadece öğretmek değil, o dili yaşayacağı bir dünya kurmak gerektiğini düşünüyorum.

SORU: Trabzon’da yapılacak 23. İmam Hatipliler Kurultayı’nın diğer kurultaylardan farklı yanları olacak mı? Biraz ayrıntı rica etsek…

Her Kurultayımız, kendi döneminin ihtiyaçları ve Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar doğrultusunda şekilleniyor. Bu yıl da Trabzon’da yalnızca geleneksel bir buluşma gerçekleştirmeyeceğiz. 23. İmam Hatipliler Kurultayı, “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda eğitimden gençliğe, sivil toplumdan toplumsal bütünlüğe kadar birçok başlığı yeniden değerlendireceğimiz önemli bir istişare zemini olacak.

Türkiye bugün kendi potansiyelini daha güçlü şekilde ortaya koymaya, dünyada daha etkin bir rol üstlenmeye ve kendi geleceğini kendi iradesiyle inşa etmeye çalışıyor. Böyle bir dönemde bizim de gençlerimizi yalnızca bugüne değil, Türkiye’nin gelecek yüzyılına hazırlamak gibi bir sorumluluğumuz var. Bu nedenle bu Kurultayımızın merkezinde gençlik, eğitim, medeniyet tasavvuru ve gelecek başlıkları daha güçlü şekilde yer alacak.

Öte yandan Türkiye’nin son dönemde attığı kardeşlik, birlik ve toplumsal bütünlüğü güçlendirmeye yönelik adımları da son derece kıymetli buluyoruz. İmam hatip camiası da bu süreçte üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye her zaman hazır. Çünkü bizim eğitim anlayışımızın temelinde sadece bilgi aktarmak değil; ahlaklı, sorumluluk sahibi, kardeşlik hukukunu gözeten ve ülkesinin geleceğine katkı sunan insanlar yetiştirmek var.

Kurultayımız bu yönüyle aynı zamanda bir ortak akıl ve istişare platformu olacak. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen imam hatip derneklerimiz, eğitimcilerimiz, okul yöneticilerimiz, mezunlarımız, öğrencilerimiz ve gönüllülerimiz aynı masa etrafında buluşacak. Geçmişten bugüne taşıdığımız birikimi değerlendirecek; “Türkiye Yüzyılı’nda imam hatip okulları ve imam hatip gençliğinin nasıl bir sorumluluk üstlenmesi gerekiyor?” sorusuna cevap arayacağız.

Bu açıdan Kurultayımızın yalnızca kendi camiamız açısından değil, Türkiye’nin eğitim, gençlik ve sivil toplum perspektifi açısından da önemli bir buluşma olmasını hedefliyoruz.

Trabzon’un da bu buluşmaya ayrı bir anlam katacağına inanıyorum. Tarihi, kültürü ve doğal güzellikleriyle Trabzon’da bir araya gelerek hem geçmişimizden aldığımız güçle geleceğe bakacağız hem de Türkiye’nin ortak geleceğine dair sözümüzü ve sorumluluğumuzu yeniden ortaya koyacağız.

Kısacası bu Kurultayda yalnızca “Nereden geldik?” sorusunu değil, “Türkiye’nin geleceğinde ve Türkiye Yüzyılı’nda nasıl bir imam hatip gençliği, nasıl bir eğitim ve nasıl bir sivil toplum anlayışı ortaya koymalıyız?” başlığını konuşacağız.

Önder Genel Başkanı Abdullah Ceylan Milli Gazete’ye Konuştu “Amacımız Ahlaklı, Sorumluluk Sahibi Gençler Yetiştirmek!”G

SORU: 23. İmam Hatipliler Kurultayı’na yönelik iletmek istediğiniz bir mesajınız var mıdır?

İmam hatip camiasına en büyük mesajım şu olur: Bu dava bize geçmişten kalan bir hatıra değil, geleceğe taşıyacağımız bir emanettir.

Bugünün gençleri yarının dünyasını inşa edecek. Biz onlara güveniyoruz. Onların yalnızca başarılı öğrenciler değil; ahlakı, vicdanı ve adalet duygusu güçlü, dünyayı okuyabilen ve gerektiğinde dünyanın gidişatına yön verebilen insanlar olmalarını istiyoruz.

Bizim gençlik tasavvurumuz sadece Türkiye ile de sınırlı değil. Filistin’de, Gazze’de ve dünyanın mazlum coğrafyalarında bizim gençlerimizle aynı yaşlarda çocuklar ve gençler var. Okula gidemeyen, eğitim hakkı elinden alınan, savaşın ve yoksulluğun ortasında büyümek zorunda bırakılan gençler... İmam hatipli gençlerin onlara karşı da bir sorumluluğu olduğuna inanıyoruz. Çünkü bizim gençliğimiz, sadece kendisi için iyi bir gelecek kurmaya değil, insanlığın ortak geleceğine omuz vermeye hazırlanıyor.

Gazze’de yaşananlar bize bunu çok acı bir şekilde hatırlattı. Bir çocuğun okulunu kaybetmesi, aslında geleceğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalması demek. Bu nedenle Filistinli kardeşlerimizin yanında olmak, onların eğitim hakkını ve gelecek umudunu savunmak bizim için insani olduğu kadar ahlaki bir sorumluluk.

Bizim gençlerimize güvenimizin temelinde de bu var. Onların bir kanadında dünyayı, bir kanadında ukbayı taşıyan bir nesil olduğuna inanıyoruz. Bilim yolunda ilerleyecek, teknolojiyi iyilik üzere kullanacak, dünyayı tanıyacak; ama adaleti, merhameti ve emaneti de unutmayacak.

23.İmam Hatipliler Kurultayı’nı bu büyük yürüyüşün yeni bir durağı olarak görüyoruz. Trabzon’da sadece geçmişimizi değerlendirmeyeceğiz, niyetlerimizi birlikte tekrar tazeleyeceğiz.

Çünkü imam hatip davası, bir okuldan çok daha fazlasıdır. Bir neslin hikâyesidir. Biz de o neslin geleceğe karşı sorumluluğunu taşıyoruz. Bu minvalde bizlerle birlikte yol yürüyen dava arkadaşlarımıza, gönüllülerimize ve gençlerimize teşekkür ediyorum.

Teşekkürler…