ŞÜPHESİZ ki, “Allah katında geçerli (hak) din, İslâm’dır.” (Âl-i İmran/19)
Resulullah (S.A.V.): “Allah’a yemin ederim ki, ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan; bu ümmetten birisi benim peygamber olduğumu duyar da, benimle gönderilen gerçeğe iman etmeden ölürse, kesinlikle cehennemlik olur.” (Müslim, iman 240; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 11, 317, 350) “Müslüman olmayan cennete giremez.” (S.A.V.) (Buhari, cihad 182, Rikak 45; Müslim, iman 178, 377; Tirmizi, Hac/44)
Din, hukuktur; toplumu/hayatı düzenleyen yasalar/düzenlemelerdir. Kanunları vaz’eden (egemen/yasama/amir/hâkim) güç ile itaat edenler arasındaki ilişkilerdir.
Din ya ilahi (vahiy) kaynaklı olur veya beşer kaynaklı (Hak ve batıl dinler). İslâm; tek hak din olarak (iman ve ahlâkla da desteklenen) hem biricik hak/doğru yol, hem adil/özgün/evrensel/ekmel bir düzen, hem de güzel/erdemli bir hayat tarzıdır.
Rahman’ın; elçisinin (S.A.V.) diliyle tüm insanlara (özgür iradelerine) sunulan/teklif ve tavsiye buyrulan, sonuçları hem dünyada, hem de ahirette görülecek hayat tarzıdır.
Oryantalizmin, Vatikan’ın “diyalog” projesinin etkisiyle bizde de bir kısım ilahiyatçıların; Kur’an-ı Kerim’deki Bakara/62, Maide/69 ayeti kerimeleri “mümin/Müslüman olmayan din mensuplarının da cennete girebilecekleri” şeklindeki yorumları, elhamdülillah rağbet görmüyor.
“Allah (C.C) ile peygamberlerin arasını ayıranlar, kitabın ve peygamberlerin bir kısmına inanmayanlar kâfirdirler.”
Konuyla ilgili Hac/17. ayetin tefsiriyle ilgili olarak: F.Razi, Elmalılı Hamdi Yazır, Celal Yıldırım, Ömer Nasuhi Bilmen, Mahmut Ustaosmanoğlu, Mahmut Toptaş vb. hocalarımız aynı görüşte/yorumdalar. Özetle: “Hak din, Allah Teâlâ’nın dini İslâm’dır. Öteki dinler batıldır, şeytanın dinleridir.”
Tüm beşeri din ve ideolojilerin “mabudu” şeytandır.
“Tüm dinler arasında yalnız İslâm, ilahi dindir. Bütün peygamberler, ümmetlerine bu dini tebliğ etmişlerdir. Diğerleri muharref (tahrif edilmiş ve batıldır) şeytani bir mahiyettedir. Ahirette hak olan ile iptal edilenler ayrılacaktır. (Ö.N. Bilmen)
“Rahman’a ait tek din, İslâm’dır.” “Kıyamet günü, şeytana ait dinlerle, Rahman’a ait tek din olan İslam’ın mensupları arasında ayırıcı hükmünü verecektir.” (Mahmut Efendi)
“Kur’an’ın tarif ettiği şekilde iman ve salih amel işleyenler ancak, cennete girebilir.” (M. Toptaş)
Tevhide/İslam’a aykırı; tüm dinlerde/düzenlerde/yollarda/ideolojilerde, insan düşmanı (melun) şeytanın imzası var. (Fatiha/6-7, Bakara/256, 257, Âl-i İmran/19, 82-85, Nisa/117-119, Maide/3, En’am/153, Araf/16-17, Nahl/36, Hac/17, 52, Yasin/60-61)
Atamız Adem (A.S.) anamız Havva (R.H.) ile iblis/şeytan düşmanlar olarak cennetten indirildiler. Cennet, düşmanlık, isyan yurdu değildi. İnsan ile şeytan kavgalarını, savaşlarını dünyamızda vereceklerdi. İblis; Rabbimizin Adem’e (A.S.) secde/saygı emrine itiraz etti. Kibirlenerek, haset ederek, kendisinin ondan üstün olduğunu ileri sürerek, Hakk’a itiraz cüretinde bulundu. Üstelik özür de dilemeyip, itirazını savundu da. Bu nedenlerle lânetlenip, cennetten kovuldu. Mademki, kovuldu; düşmanını da bir şekilde aldatarak/yalan ve yeminle cennetten indirilmesine sebep oldu. Düşmanlar arasındaki mücadele, dünya gezegeninde kıyamete kadar sürecek. İnsan da yeryüzünde Rahman’ın halifesi olarak; şeytanla, nefsiyle, dünya nimetleriyle sınava tabi tutulacaktı. İnsan olarak bu zorlu dünya yolculuğumuzda ya Rahman’a (C.C.) veya şeytana kulluk/itaat/tercihlerimizle Rabbimize dönünceye kadar sınavımız sürecek.
Biz ezelde/“bezm-i elestte” Rabbimize sadece kendisine kulluk sözü vermişiz (Araf/172). Bu sözleşmemiz, tevhit sözleşmemizdir. Ancak ve sadece Rahman’a göre bir hayat sürecek/O’nu (C.C) Rab/mabut/ilah/Melik kabul edecek, O’na (C.C.) kulluk edip, şeytana/tağutlara (insan ve cin şeytanlara) kulluk etmeyeceğiz...