Hak ile batıl arasındaki savaşta: “Hizbullah”ın “hizbüşşeytan”a galip geleceğinin; Hakk’a kurulan tuzakların bozulup, tuzakçıların ayağına dolanacağının; zalimlerin zulmünün sonlanacağının; değiştirilemez sünnetullah’tan/Allah’ın (cc) yasalarından olduğunu biliyor ve bu yasalara “yakında” aynel yakin şahitlerden olmak için umutla, heyecanla bekliyor ve dua ediyoruz. Lanetli, insanlık düşmanı, bozguncu/insanlığın başının belası Siyonistler, yakında sığınaklara da sığınamayacak kadar “güven”de olacaklar... (Al-i İmran/54, Araf/167, Mücadele/19, 21, 22; Şuara/227)

SONUNU SEYREYLE Allah Teala; yarattığı evrende/her şey üzerinde, her an tam tasarruf sahibi öyle Kadir ve Muktedir bir Melik’tir ki, O’ndan (cc) izinsiz, habersiz, O’na rağmen, yeryüzünde de hiçbir şey “ol”amaz. İsyana da, itaate de sınav hikmeti gereği izin veriyor. (Kehf/39-40, Yasin/83, Mülk/1-2) Zamanımızın Firavunlarına/Nemrutlarına/tağutlarına, isyan için izin verse de, öncekilerin sonu gibi, Trump, Netanyahu vb.nin sonu da ibret, hüsran ve helak olacak... Allah’ın (cc) kanunu değişmez…” Deme şu, niçin böyle? Bak, sonunu seyreyle; Mevla görelim neyler? Zannetme ki gayreyler… Neylerse güzel eyler...” (İ.Hakkı Hz. ks) 2027’ye ne kaldı?

Saflar ayrışıyor, ayıklanıyor, netleşiyor iken Rahman’ın/adalet tarafında mıyız; yoksa tağutlardan/şeytanlardan/zulümden yana mıyız?

Allah Teala’nın evrene/tabiata koyduğu muhteşem “kevni” nizamına da, bize teklif ve tavsiye buyurduğu şeriat/hukuk düzenine de uyumlu, saygılı olmak ihtiyaç ve sorumluluğundayız. Rabbimiz; iki düzene de aykırılıkları, ihlalleri, bozgunculuğu yasaklıyor. Zamanımızda, iki düzenin de, sapık Siyonistler tarafından çılgınca, fütursuzca ihlal edildiğine şahit, zilletle seyirci durumundayız. Her şey, bütün değerler hem de “ıslah” adıyla “ifsad” ediliyor. Ne yazık ki, bu ihlaller, Müslüman yöneticiler elleriyle de yapılabilmektedir. Elbette, bu böyle gitmeyecek, adalete dayalı yeni bir dünya düzeni kurulacaktır, inşaallah

REFAH Sınır Kapısı’nın kapalı, Hürmüz Boğazı’nın da açık olmasını isteyenlere göre, petrol, insandan/kandan daha değerli değil midir? Ne diyordu, Cemil Meriç?: “Medeniyet seviyesi, insana verilen değerle ölçülür. Bir damla kan, dünyadan değerlidir.” “Bir insanı öldürmek, bütün insanları öldürmek gibidir.” (Maide/32) Kur’an’ın hayat veren ilkelerine, kurallarına ne kadar muhtacız, değil mi? (Enfal/24, İsra/82)

HÜRMÜZ Boğazı’nın açılması, İran’ın teslim olarak boyun eğmesi için çabalayan iş birlikçi yöneticiler; Mescid-i Aksa’nın, Refah Sınır Kapısı’nın açılması, ABD’nin bölgemizden defolup, kendi evine dönmesi, Arz-ı Mev’ud’un önlenmesi için ne yapıyorlar?

DEVLET’E/DİYANET’E SORULAR: Hakk’ın ve halkın iradesine aykırı olarak; kardeş, komşu ve mazlum İRAN’a yardım ve dua etmemekle; “hak”kı gizlemekle; zulüm ateşine yaklaşarak, Allah’tan (cc) yardım alabilir miyiz? (Bakara/42, Hud/112, Muhammed/7)

ABD’nin bölgemizden defolarak evine dönme zamanı gelmeyecek mi? Yaşadığımız zillet ne zamana kadar? D-8’e muhtaç değil miyiz?