Bir yandan depremin sebep olduğu acılarla başa çıkmaya çalışırken, bir yandan da benzer bir felaketi tekrar yaşamamak için çözümler araştırılıyor. Aslında çözüm olarak tespit edilip gündeme getirilen konuların bilinmeyen bir tarafı da yok. Kısacası deprem ile ilgili konuları millet olarak genellikle biliyoruz. Yaşanan acılar ister istemez öğretti. Ancak bu bilinen sorunların çözümlerine sıra gelince bir türlü gerekli adımları atmıyoruz, atamıyoruz. Hemen belirteyim ki; bunun sorumluları sadece müteahhitler, belediyeler, kontrol firmalarının mühendisleri de değil. Kısacası genel bir vurdumduymazlık yaşıyoruz. Bunun sonu olarak da her sarsıntının ardından büyük acılar yaşıyoruz. Hemen belirteyim ki; bugüne kadar depremleri önleyecek bir formül bulunmuş değil. Bundan sonra da bulunma ihtimali görülmüyor. Öyle olunca yapılacak işler elden geldiğince depremin tahribatını azaltacağı belirtilen adımların atılması gerekiyor.

Bu tedbirlerin başında zayıf konutların depreme karşı güçlendirilmesi geliyor. Çünkü son depremin ardından güçlendirilmesi gereken 5 milyondan fazla konut olduğu belirtiliyor. Bu rakam ne kadar doğru bilmiyoruz ama var olan konutların büyük bir bölümünün güçlendirilmesi gerektiğinde depremin yaşandığı iller, ilçeler ve köylere bakıldığında sayıları çok fazla. Tekrar belirteyim ki bu husus ilk defa gündeme geliyor değil. Ancak şimdiye kadar bu alanda ciddi bir mesafe alınamadı. Çünkü güçlendirmenin ortaya çıkan maliyeti, ev sahipleri ilk başta bu güçlendirme işini yapmaya karar vermelerine rağmen ortaya çıkan rakam geri adım attırıyor. Hâlbuki bu işin geri adam atarak atlatılacak bir yanı yok. O zaman bu konunun gerçekleşmesi için devletin devreye girmesi, evini güçlendirecek olanlara destek vermesi gerekiyor. Hatta gerekirse insanların hayatlarını kaybetmelerini engellemek adına devletin devletliğini göstermesi gerekiyor. Ne var ki bu iş şimdiye kadar sağlanamadı. Son depremde 41 binden fazla insanımızın hayatını kaybetmesi sanıyorum konuyu gündeme getirmenin ötesinde çözümün hayata geçirilmesinin zorunluluğunu da göstermiş bulunuyor. Medyaya yansıyan haberlerde güçlendirilmesi gereken riskli binaların sayısının 5 ile 6,5 milyon arasında olduğu belirtiliyor.

Aslında haberlerde riskli binaların güçlendirilmesi için devletin düşük faiz oranıyla iki yıl ödemesiz kredi imkânı sağladığı bilgisi de yer alıyor. Ancak bu uygulamadan toplumun büyük bir kesiminin haberinin olmadığını düşünüyorum. Deprem sebebiyle konu kamuoyunun gündemine gelmiş durumda. Böyle olunca şimdiye kadar binaların güçlendirilmesinin 20 bin TL’den başladığı da gündeme gelmiş durumda. Zaten dar ve sabit gelirlilerin yaşadıkları ekonomik sıkıntı sebebiyle binaların risk araştırmasını yaptırmak ve tespit edilen riskli binaların güçlendirilmesi yoluna gidilmesi büyük oranda vatandaşların tutumu yüzünden sürüncemede kalıyor. Çünkü bir binada her mülk sahibinin bu konuyu çözüme kavuşturulması ya imkânsızlıktan ya da elindeki paranın harcanmasını istemediğinden dolayı bazı mülk sahipleri olumsuz tavır sergilediğinden dolayı, binaların bir bütün olarak güçlendirilmesi işi sonuçlandırılamıyor. Böyle olunca uygulanmakta olan iki yıl ödemesiz kredi olayında gerekirse bazı avantajlar daha devreye sokularak ülkemizin mümkün olduğunca riskli konutlardan kurtarılması gerekiyor. Çünkü depremlerin ortaya çıkardığı kayıpların bedelini sadece para ile ölçmek mümkün değil. Sonuç olarak; hiç olmazsa bu deprem gerçeği görmemizi sağlamış olur. Sorunun imkânlar içerisinde hatta imkânlar zorlanarak çözüme kavuşturulması mecburiyeti var.