24 Haziran 2018 seçimlerine şunun şurasında ne kaldı ki…

Liderler meydanlarda…

Milletvekili adayları sahada…

Saadet Partisi milletvekili adayları da uzun yıllardan sonra barajsız bir seçime giderken duydukları heyecanla köy köy, ev ev dolaşarak oy ve destek talebinde bulunuyor.

Bu isimlerden biri de Abdullah Aydın Demir…

Abdullah’ı, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Milli Gençlik Vakfı (MGV) Yayınları’nda üstlendiği önemli görev ve sorumluluk yıllarından hatırlayacaksınız…

Abdullah, bir süre önce Milli Gazete ekibine dâhil oldu.

24 Haziran seçimlerinde de memleketi Hatay’dan Saadet Partisi milletvekili adayı gösterildi.

Hatay deyince aklıma ilk gelen isimlerden; Dr. Necmettin Çalışkan.

Necmettin Çalışkan, Abdullah Aydın Demir ve diğer vekil adayları, 24 Haziran seçimlerinde Saadet Partisi’ni Hatay’da zirveye oturtmak için şimdilerde sokak sokak, cadde cadde, bulvar bulvar, semt semt karış karış ziyaret ediyorlar.

Peki, nasıl gidiyor Hatay’da çalışmalar? Abdullah’a bir kulak verelim mi?

“Bizi ilk defa TV5 Sahur vakti programından izleyen epey hemşehrimizle karşılaştık. ‘Kanalları tarama yaparken memleketlimizi görünce her gün takip etmeye başladık…’ diyenler oldu.”

“Cumhurbaşkanı adayımız Temel Karamollaoğlu’nun, ‘Medya padişahınsa sosyal medya bizimdir’ sözü üzerine bizler de sosyal medya üzerinden hemşehrilerimize ulaşmaya çalıştık. Ziyaretlerimiz esnasında selam verip kendimizi tanıtmaya başladığımızda, ‘Biz sizi tanıyoruz’, ‘Nereden?’ diye sorduğumuzda ise, ‘Sosyal medyadan’ şeklinde cevaplar alıyoruz.”

“Memleketten aday olunca, ‘Kararım değişti, ben de oy verecek yer arıyordum’ diyen seçmenler, bizimle seçim çalışmalarına dahi katılıp broşür dağıttı. Hatta başka hemşehrilerimiz bize sosyal medya üzerinden mesaj atarak çalışmalara katılmak istediklerini söyledi.”

“Ben oy vermeyi düşünmüyordum ama sizi görünce oy vereceğim, diyen seçmenlerimiz mutlu etti.”

“Hassa esnaf ziyareti esnasında AK Parti ilçe binasına da ziyarette bulunduk. ‘Merhaba’ dedik, her seçmene olduğu gibi. Tabi ki nezaket ziyaretleridir bunlar. Gelen kim olursa olsun misafirperverlik önem arz etmelidir.”

***

Necmettin Çalışkan, Abdullah Aydın Demir,  milletvekili adayları ve tüm Saadet Partisi teşkilatları teyakkuzda… Kolay gele…

‘YENİ BİR DÜNYA’ MEYDANA GETİRMEK ÜZERE YOLA ÇIKTIK

Adana’ya her gittiğimde hemen yanı başımda bulurum kendisini…

Organizasyon kabiliyeti, eşgüdüm yeteneği müthiş… Adeta bir terminatör…

Cuma Şahin’den bahsediyorum…

Cuma Bey, 24 Haziran 2018 seçimlerinde Adana’dan milletvekili adayı.

CHP, İYİ Parti ve Demokrat Parti ile yapılan seçim iş birliğini ve Millet İttifakı’nı iki ana nedene bağlıyor Cuma Bey; “1- %10 barajını sıfırlamak, 2- Kaybedilen devlet otoritesini ve adaleti tesis etmek. Kuvvetler ayrılığını yerine oturtmak, tek adamlık sistemine son vermek.”

Cuma Şahin, Saadet Partisi’nin (Saadet) sorunlara çözüm önerilerini de şöyle sıralıyor;

1- ABD ile ilişkileri stratejik ortaklıkta çıkarıp eşit şartlarda iş birliği yapmak.

2- AB uyum yasaları değil, İslam’a uyum yasaları yapmak.

3- İsrail terör devletini Ortadoğu’dan çıkarıp ABD’nin Guatemala’sına göndermek.

4- NATO’nun İslam ülkelerine yönelik düşman algısını değiştirmek. Üslerini kapatmak. İslam NATO’sunu kurmak.

5- Doların ekonomimizdeki hâkimiyetine son verip İslam dinarına geçmek.

6- Ahlaki yozlaşmayı önleyecek İslam kültürel iş birliği teşkilatını kurmak.

7- Üretime yönelik sanayi ve teknoloji transferi ve ümmetin birliğini temin için D-8’leri harekete geçirmek.

8- İsrafı önlemek, kalkınmayı sağlamak için havuz sistemine geçmek.

9- Alın terinin ve emeğin sömürülmemesi için eşel-mobil sistemine geçmek.

10- Yerli, milli ve yaygın kalkınma için ağır sanayi hamlesini başlatmak.

11- Genç işsizler için ar-ge çalışmalarında bulunmak üzere 2 milyon istihdam sağlamak. Diğer yandan insan merkezli yeni bir medeniyet kurmak.

***

Cuma Bey diyor ki; “İnsan Allah’ın yeryüzünde halifesi ve yaratılmışların en şereflisidir.  Şerefli insanların, şerefi, izzeti ve onuru için yaşayacağı, ‘Yaşanabilir bir Türkiye’, ‘Yeniden büyük Türkiye’, ‘Yeni bir dünya’ meydana getirmek üzere yola çıktık…”

Daha ne desin Cuma Şahin? Hadi kolay gelsin… Hayırlı olsun…

ENFORMATİK CEHALETE KARŞI SAVAŞMAK İSTİYORUM

Geçen mahalli seçimlerde propaganda çalışmalarını izlemek için Ercan Özcan, Gökçen Göksal ve Burak Kıllıoğlu ile birlikte Tekirdağ’a gitmiştik.

Belediye Başkan adayı idi ve Tekirdağ’a yönelik hazırlıklarını, projelerini yakından müşâhede etmiştik. Hatta o sırada hediye edilen çay-kahve kupasını hâlâ kullanıyorum…

Anladınız; Müzik ve Sinema Derneği Genel Başkanı Arslan Ateş’ten söz ediyorum.

Arslan Bey, 24 Haziran’da yapılacak 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nde Saadet Partisi’nden Tekirdağ 1. sıradan milletvekili adayı gösterildi.

Esasen sıra dışı bir isim Arslan Ateş…

Neden mi?

Siyasetin yanı sıra, kültür, sanat, eğitim ve sosyal konularda oldukça yetkin…

Entelektüel kimliği ile ülkenin dört bir yanında sosyal sorumluluk projelerine imza attı, seminerler verdi.

Peki, neden aday oldu bu seçimlerde? “Ülkemizi her geçen gün daha kötüye götüren enformatik cehalete karşı savaşmak istiyorum” cümlesi kendisine ait. Şunları da ekledi:

“Dünya ortalamasının üzerinde bir genç nüfusa sahip olan ülkemiz ne eğitimde, ne kültürde, ne sanatta arzu edilen noktada değil. Her geçen zaman milletimizin aleyhine işliyor. Milli, manevi duruşu olmayan, dünyevi bir nesil yetişiyor. Toplumu, aileyi, gençliği ve çocuklarımızı tamamen dijital dünyanın sömürgeci anlayışına teslim ettik. Aileler çocuklarına ulaşamaz oldu. Çocuklarımızı adeta teknoloji teslim aldı. Yeni nesil, kendi kimliğinden bihaber yetişiyor. Toplumsal duyarlılık öldü, yardımlaşma, hoşgörü, kardeşlik ortadan kalktı. İşte biz yıllardır hem eğitimde, hem de müzik ve sinema alanında yaptığımız çalışmalarda edindiğimiz tecrübeler ışığında topluma yeniden asli kimliğini kazandıracak, dünyayı doğru bir şekilde anlayacak, anlatacak; eşyanın, kölesi değil, onun sahibi olacak bir anlayışı getirmek istiyoruz.”

***

Gördüğünüz gibi heybesi hayli dolu Arslan Bey’in…

Bu düşüncelerin ve anlayışın ete kemiğe bürünmesi lazım, öyle değil mi?