Mü’minlerin birbirlerine ikramda bulunmaları her zaman için cennete götürecek övülen bir haslet olmakla beraber bu ikramın Rahmet ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerif’te oruçluyu iftar ettirme şeklinde olması çok daha faziletlidir.
ZeydİbniHâlid el-Cühenî’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resulullahsallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlu kadar sevap kazanır. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.” (Tirmizî, Savm 82; İbniMâce, 1746)
Tabii iftar ettirme denilince ev sahibini zora sokan ve adeta aileler arasında bir israf yarışı haline gelen sofralar akla gelmemelidir. Zira bu tür aşırılıklar insanları birbirlerine gidip gelmekten soğutmaktadır. Aşırılığı İslam hiçbir yerde hoş karşılamamıştır. Buna göre her kes kendi maddi durumuna ve konumuna uygun ikramda bulunmalıdır. Âlimlerimiz iftar ettirmeden maksadın karın doyurma olduğunu ifade etmişlerdir. Nitekim bu konuda Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyuruyor:
“Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.” (Münzirî, et-Tergibve´t-Terhib, II / 95)
Selma-ı Farisi (r.a.) Resulullah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Helalinden bir yemek ya da içecek bir şey ile oruçluyu iftar ettirene Ramazan ayı süresince melekler dua ederler. Cebrail (a.s.) de Kadir gecesinde ona dua eder.” (Taberani, M. Kebir, 4/321)
Davet edilen yere meşru bir mazeret yoksa gitmek lazımdır. Abdullah b. Ömer’den (r.a) rivayet olunduğuna göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz bir davete çağrıldığı zaman, hemen ona gitsin” (Buhari, Nikâh, 71)
İftar sofraları zenginlerin birbirlerini ağırladığı sofralar olmamalıdır. Zengin-fakir ayrımı yapmadan herkesi aynı sofrada buluşturmak esas olmalıdır. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bu konuda bizleri şöyle uyarıyor: “Yemeklerin en kötüsü zenginlerin çağırılıp fakirlerin çağırılmadığı ziyafet yemeğidir.” (Buhârî, Nikâĥ, 42; Müslim, “Nikâĥ”, 107)
Bugün İslam coğrafyasında milyonlarca Müslüman bir yudum suya, bir lokma ekmeğe ulaşma fırsatından dahi yoksundur. Bunun için bu kardeşlerimizi az da olsa gücümüz nispetinde iftar sofralarımıza konuk etmenin yollarını bulalım. Bu konuda CANSUYU Derneği sizlere güvenilir bir köprü vazifesi görecektir.
Tabii iftar vakti çok değerli bir vakit olduğu için bu vakti davetlerin ziyan etmemesine de özen gösterilmeli, gidilen davetlerin Teravih namazına gitmekten alıkoymasına meydan verilmemelidir.
Ayrıca uzun bir zamandır çeşitli belediye, valilik ve derneklerin iftar programı adı altında organize ettiği faaliyetlere iftar demek de mümkün değildir. Çünkü insanlar buralara iftar açmaya değil eğlenmeye gitmektedirler. Bu mekânlar ibadet saatini isyan saatine çevirmektedir. Ramazan dışında dahi dinlenilmesi caiz olmayan bir takım ne idüğü belirsiz kişilere Ramazan-ı Şerif’i ihya amaçlı şarkı-türkü söyletilmesi tam bir sapmadır. Dinle ve dindarla alay etmedir.