Ortadoğu uzmanı değilim. Ağdalı cümleler kuramadığım gibi
tarih vererek olayları takip edemem. Hiç solumadığım bir coğrafyanın
sokaklarını okuduğum kitaplardan yola çıkarak yürüyemem. Bölge ile alakalı
köşeler doldurmuşluğum, bir televizyon programına davet edilmişliğimde yok.
Farkında olduğum bir durum var ama. Okuduğum tek kitaptan aldığım kısa bir
bilgidir bendeki. Uzun uzun yazılmaz. Bu yüzden kitabını yazarak isim kj me
yazar ekletemem. Bir tartışma programında da zaman doldurmaz bu tek cümlelik
bilgim. Tartışma da kabul etmez çünkü. Çünkü noktadır.
Müslümanlar ancak
ve ancak kardeştir!
Dört yanımız kuşatılmış. Demek ki savaş halindeyiz.
Öyleyse düşmanı tanımlamak lazım değil mi Kimdir, en etkili silahı nedir,
zayıf noktaları nedir, onun en güçlü saldırısı bizim hangi savunmamız
karşısında erir Savaş kurallarını tekrar yazmanın lüzumsuzluğu aşikar. Sırf
kaynak kaygısından zulmü ezber yapmış bir topluluk, demokrasi ve insan
hakları elbisesi içerisinde giyotinin ipini gevşetirken gözümüzün elbiseye
takılmasını anlamakta güçlük çekiyorum. Küçük resimlerin rengine bu kadar
takılı kalmışken büyük resimden haberimiz olabilecek mi bir gün bilmiyorum.
Ölen Müslüman olduktan sonra hiçbir vicdan zafiyeti
göstermeyecek olan Batı zihniyeti ezberini doğal olarak bozmazken, bizi kardeş
yapan mefhumdan sırf onlar istedi diye vazgeçivermemizin manasını
çözemeyeceğim. Bizi inancımızdan uzaklaştırıp kavramların içinde bocalatan
fikri boğmak için sebepler bulacağım kendi kendime yukarıda bahsettiğim tek
cümlelik bilgimle. Herkes programlanmış gibi konjönktür derken, reel
politik derken ben kardeş kelimesine vurgu yapacağım. Kâğıt üzerinde çok
anlamlı duran Batı nın süslü cümlelerini donuk bir mürekkeple çizilmiş ümmet
yazısına tercih edeceğim.
Kendini kavram savaşında galip zanneden mağluplar yerine
de ağlayacağım Irak a! Kadınlara, Bağırmayın insanlığımızı rahatsız
edeceksiniz diyeceğim.
Afganistan da öldürülen her çocuğun kulağına
fısıldayacağım, İkiz kuleleri vurmanın ne gereği vardı diye!
Arakan da ki bir çocuk bana sarılmak istediğinde..arkadan
bağlanmış elleri buna izin vermediğinde..ayağa kalkıp yanıma gelmek istediğinde
ayaklarından zincirlendiği ağaç müsaade etmediğinde kardeşim demeye çalıştığı
çatlamış dudakları kan rengine büründüğünde ona, Acı çekmeden öl diye ülkemden
ülkene silah getirdim diyeceğim. Öfkeyle dolan gözlerini gözlerime dikmesine,
içimi acıtmasına, yüreğimi kanatmasına izin vereceğim.
Doğu Türkistan da namaz kılması yasaklanan kardeşlerime
merhaba taşıyacağım. Anlaşın Çinlilerle diyeceğim. bakın biz Amerika yla
müttefikiz. Namaz bizde serbest diyeceğim. Başörtüsü yasaklanmış kadınlara
şallılarımızın selamını ileteceğim. Moda deyin adına, açıverin gerdanınızı
hafif, kabul ederler o zaman diyeceğim selama iliştirip. Öfkeleri birikip
patlarsa bir yanardağ misali gözyaşları. Avucumda biriktireceğim birkaçını.
Belki sizi de yakmaya yeter diyerek getireceğim size. Onlarına selamı ile!
Filistin e düşüreceğim yolumu sonra. Nereye gitsem bir
kardeşim var nasıl olsa. Yabancılık çekmiyorum hiç. Anlaşın diyeceğim onlara
da İsrail le. Bitsin bu sıkıntı diyeceğim. Ölmesin artık yavrular diyeceğim.
Babalara sarılıp nasıl ağladıklarımızın resimlerini göstereceğim. Televizyon
başında, dizimiz başlamadan önce 3 saniye nasıl dertlendiğimizi anlatacağım.
ölmesin artık hiçbir çocuk. Çocuklar yetim, kadınlar dul kalmasın diyeceğim.
Aksa yı mı istiyorlar, verin diyeceğim. Kıymetli bir candan Tamam.
Anlaşalım da siz bir koz verecek misiniz bize Duracak mısınız yanımızda diye
sorarlarsa diye cevabımı hazır edeceğim. Yanınızda olmaz da arkanızdayız.
Görüşme meselesini de dert etmeyin. Bizim aramız iyidir onlarla diyeceğim.
Onlar, Biz her bir evladımızı Aksa nın namusu için feda ettik Allah a! Bize
ait olmayan bir iradeyi bir masada ne diye konuşabilir, anlaşma mevzusu
yapabilir, nasıl vazgeçebiliriz ki diyecek olacaklar. İzin vermeden keseceğim
sözlerini. Elimle 4 yapacağım. Kalbimin üzerine koyacağım sonra. O işaretin
benim putum olduğunu anlamayacaklar. Ve onları nasıl kandırdığımı
Suriye de daha siyaset ve çıkar çatışması nedir
öğrenmeden, bir gün aniden bir çocuk babasını ve annesini ve kardeşini aynı
anda kaybedebileceğini öğrenecek. Tutacağım elimden gel diyeceğim. Neden
diyecek kendi dilinde, ben, Acıktın mı diyeceğim. Ben niye evimde değilim.
Dün ile bugün ne değişiverdi bir günde. Ben neden bugündeyim Dün ne oldu Düne
ne oldu Gidenlerin yeri çok mu rahat Ondan mı dönmeyecekler diye soracak.
Ben, Üşüdü herhalde diye bir battaniye iki çikolata fazla vereceğim.
Yemen de öldürülen çocuklara bakarken, İnsan ailesini,
coğrafyasını seçemediği gibi kaynaklarını da seçemiyor diyesim geliyor. Yer
değiştirsinler Batı yla olsun bitsin. Afrika Amerika ile Avrupa Ortadoğu ile
yer değiştiriversin olsun bitsin. Beni dinleyen çocuklar anlamıyorlar ne demek
istediğimi. Dilimi bilmiyorlar galiba. Yerde yatanlar gibi onların da sonsuz
uykuya yatacağı fikrinden yola çıkarak bilgilendireyim diyorum çocukları.
Bakın çocuklar. Efendi gibi evinizde ölün! Ortalık karışık sokakta ölüp de
fotoğraflara yansıyıp milletin canını sıkmayın. Ölünce sorgu melekleri gelip
sorular soracak. Siz küçüksünüz ama size de soracak ilk soru şu;
Mezhebin ne
Acı acı yutkunma sırası bende. Sırf bunları yazmak bile
boğazımın kurumasına, öfkemin birikmesine yetti. Çok mu karışık geldi size
anlattıklarım. Kusuruma bakın ne olur. Umarım rahatsız etmişimdir sizi. Eğer
rahatsız olmadıysanız, eğer ki derdiniz fikrinizce, fikrinizde zerre
miskalinceyse, eğer ne demek istediğimi anlamadıysanız
Demek ki siz dünya klasiklerini okumamışsınız! Ayıptır!
(Sızladıysa eğer) kalbinizin sahibine emanet olun ey
kardeşler topluluğu!
Eyvallah!!!