Hangi dönemde olursak olalım, hangi siyasi parti hüküm sürerse sürsün, memleketin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi koşullar ne olursa olsun, Türk basınının en karakteristik özelliği nedir diye bir soru ortaya atılsa, verilecek olan cevap her şartta ve durumda "omurgasızlık" olur. Bunu ifade etmenin neticesi olarak medya bazı dönemlerde "kartel" medyası ismini alır, bazı dönemlerde de "yandaş" medya oluverir. Herhangi bir ideolojisi, savunduğu ve inandığı herhangi bir davası varmış gibi gözükenler bile, gün gelip de iktidarın nimetlerine yaklaşınca, aynı zamanda da otorite sahibinin şiddetine maruz kalmamak adına "sahibinin sesi" vaziyeti alıverirler. Siyasi iktidarın sahibi kim olursa olsun, bu kural maalesef değişmemiştir, bazı istisnai durumlar dışında.
Bugün şu kadar gazete, şu kadar televizyon var dense bile, aslında toplasanız ve birbirinin sureti olanları da tek bir tane kabul etseniz, kategorik olarak elde avuçta birkaç tane basın-yayın organı olduğunu görürsünüz. İktidar ve otorite müdafilerini tek bir kalem altında toplayınca sayı bir hayli azalır. Ne de olsa, sadece isimleri, cisimleri, mizanpajları birbirinden farklıdır, söyledikleri (veya kendilerine söyletilen) tıpa tıp aynıdır. Kendilerine özgü bir düşünceleri yoktur, kabak gibi ortada duran gerçekler eğer ki otoritenin aleyhindeyse görmezler bile. Gazeteciliğin en temel argümanı olan şüpheyle bakmak, soru sormak, sorgulamak semtlerinden geçmez. Dışarıdan bakınca otoritenin yanında yer aldıkları için şanslılar gibi gözükse de, en başta o otorite, o güç tarafından kaale alınmazlar. Sadece o boşluğu doldursunlar, sadece kalabalık etsinler diye mevcudiyetlerini sürdürür birçoğu.
28 Şubat döneminde karşımıza "kartel" medyası rezaleti olarak çıkan omurgasız Türk basını rezaleti, bugün de iktidar medyası olarak aynı omurgasızlığı utanıp sıkılmadan sergilemekte. Misal, Maliye Bakanının deyimiyle "Türkiyenin en güzide, en başarılı, en karlı, en köklü bankalarından bir tanesi" olan Halkbankın halka arzını söz konusu basın, "İMKB tarihinin en büyük halka arzı" olarak, "rekor halka arz" olarak yere göğe sığdıramayarak veriyor. Lafta "halka arz" ama yüzde 80 pay "uluslararası kurumsal yatırımcıya" ayrılmış durumda ve omurgasız tabir ettiğimiz basın elbette ki meselenin bu yönünü hiç görmüyor. Aynı, "Türkiyenin en güzide, en başarılı, en karlı, en köklü bankalarından birisi" olan Halkbankın hangi akla hizmet satıldığını görmezlikten geldikleri gibi. Neden olduğu ayan beyan ortada halbuki; yama tutmayan bütçeyi yamamak için, ki oradan gelen para da yetmeyecek. Sırada köprü, otoyol ve elektrik üretimi ile dağıtımı var satılacak. Omurgasız basına sorsanız Türkiye ekonomisi ile göz kamaştırıyor, Avrupaya ders veriyor, hatta Avrupayı kurtaracak. Saçmalamakta da, "sahibinin sesi" olmakta da maalesef sınır yok.
Gazze meselesinde İslam aleminin acizliği yerine Türkiyenin "sert ama tesirsiz" sözlerini ön plana çıkartıyorlar. İslam ülkeleri, İsrail ile Filistin arasında bir "ateşkes" ayarlamaya çalışan bir "aracı" rolü oynayıp, katille mazlumu, sanki eşit koşullarda bir savaş varmış gibi müzakereye ve dahi ateşkese iknaya çalışıyorlar. Pek muhterem basınımız, bu "ateşkes" çabalarını (koskoca İslam dünyası zalime içi boş efelenmeler dışında geri adım attıracak hiçbir şey yapamıyor, yetmezmiş gibi bir de Filistini İsraile füze atmaması konusunda iknaya, dolayısıyla da ateşkese çabalıyor) da büyük başarı olarak, Türkiyenin devreye girmesi olarak verecek neredeyse.
Omurga yoksunu basın, daha birkaç hafta önce ABD seçimlerinde Obamanın kazanmasının dünya ve İslam alemi için daha iyi olacağını zikretmiş, hatta ABD seçimlerini manşete bile taşımıştı bazıları. Bugün, aynı Obamanın çıkıp da "İsrailin kendini savunma hakkı" gibi bir densizliğe başvurmasına acaba ne diyecekler Başbakanın ağzından konuşmaktan başka söyleyecekerli bir şeyleri olacak mı İktidardan yükselen "gaz almaya yönelik" çıkışların ardına takılıp anti-Amerikancı mı kesilecek acaba yeni-muhafazakarlar Tabii ki hayır. Stratejik ortaklarını, Türkiyeyi rol model ilan eden müttefiklerini kime şikayet edecekler ki sonuçta
Türk basını, değişen koşullara ve güç odaklarına rağmen içerisinden yeni omurgasızları bulup çıkartmasını çok iyi beceriyor.