* TBMM’deki dört parti de batıcı görüşteler. Aynı görüşte, aynı yolda birbiriyle yarışıp, çekişiyorlar. Bu, gerçekte söz, iktidar mücadelesidir. Hedef, amaç AB yolunda tam uyum, entegrasyon… Batılılaşmak, çağdaşlaşmak, modernleşmek!..  Yalnız konumlanmalar, roller, yöntemler, programlar farklı olabiliyor…

AKP, Saadet’i gizleyerek, öteki partilerle korkutarak oy istiyor.

Biz ise, ülkemizde ve dünyamızda yaşadığımız tüm sorunların sebeplerinin gidilen yoldan, uygulanan düzenlerden, yanlış istikametten kaynaklandığına inanıyoruz.

Asıl sorun; kimlik, istikamet, yol, düzen, hayat tarzı, kıble sorunudur.

Biz kimiz Hangi yoldayız Hangi düzende, hangi hayat tarzında, hangi yöndeyiz !. Hangi yol doğrudur Hangi düzen haktır

Cevaplar muhtelif olsa da bizce bellidir. En doğru, sağlam, güvenli yol Allah’ın (c.c) yolu “sırat-ı müstakim”dir. Öteki yollar yanlıştır. Bunun için biz Müslümanlar günde kırk kez “Fatiha”yı okumak ve şuurunda olmak, hayatımızı ona göre uyarlamak durumundayız…

- “Bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil” (Fatiha/4-7)

- “Şüphesiz ki bu (İslam) benim dosdoğru yolumdur. Artık siz ona uyun. Aykırı yollara uymayın. Sonra (o yollar) sizi O’nun yolundan ayırır(lar). İşte sakınasınız diye O size bunları emretti.” (En’am/153)

Elbette Rabbimizin yolu en doğrudur. O her şeyi hakkıyla bilen, yanlışı, yanılması, unutması, şaşırması olmayan, en güzel hükmeden değil midir O halde öteki yollarda ne işimiz var ..

* Mevcut uluslararası kurum ve kuruluşların da insanlığın sorunlarını çözmediği, çözemediği gerçeği ortada. Hatta çözmek bir tarafa sorunlar üretiyor. Adaletsiz anlayış ve uygulamaları görüyoruz.

O halde insanlık için, barış ve adalet için özellikle bizim gibi ülkelerin barış ve adalet için yeni evrensel işbirliğine ihtiyaç var. D-8 gibi, İslam Birliği gibi…

* Dünyayı kan ve gözyaşına boğan egemen emperyalist güçlerle işbirliği yapılarak, onlarla stratejik ortaklıklar yaparak, onların velayetine girerek sorunlarımızı çözemeyiz. Çözemiyoruz… ABD’nin, AB’nin Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da ne işleri var Biz niye onlarla işbirliğindeyiz !.

Ne yararımız oldu NATO’da düşman dün kimdi, neydi 1990’lardan sonra kim oldu Düşman rengi ne oldu Peki, biz şimdi kime karşı, kimlerle birlikteyiz

* Ülkemiz dışındaki ateş çemberi giderek daralıyor. Yangın bizi de tehdit ediyorken, biz en yetkililerimizle ayrıştırılmaya, kutuplaştırılmaya, çatıştırılmaya, bölünmeye devam ediyoruz!..

Terör, bölücülük, ahlaksızlık, yolsuzluk, kin, nefret, dış borçlanma, işsizlik, çatışma çözülme, savrulma… Nereye kadar ..

On üç yılda bu sorunlar arttı mı, azaldı mı Dinimizin, kutsal kavramlarımızın içi boşaltıldı. Dini hassasiyetlerimiz gittikçe aşınıyor. Algılamalarımız değiştiriliyor… Dönüştürülüyoruz; hem de dünkü kardeşlerimizin eliyle…

Dün Milli Görüşte batılılaşmaya karşı çıkan, Mehmet Akif, Arif Nihat Asya, Necip Fazıl şiirleri okuyan kardeşlerimiz, şimdilerde aynı şiirleri okumak suretiyle Milli Görüşçüleri AB yolunda, onlara daha da benzetmeye çaba gösterip, üstelik bu üslup ve dille dindar kesimleri de yanlarına alabiliyorlar.

Evet… Acı gerçektir ki, kendilerine gidilen yolun yanlışlığını uyarmak konumunda olanlar, kimi gafletle, kimi az bir dünyalık karşılığında davayı ucuza satabiliyorlar.

Hakkı  gizleyebiliyorlar, hak ve batılı karıştırabiliyorlar, batıla hak elbisesi giydirebiliyorlar!... Ne kötü bir alış-veriş!.. ”Sen bize hakkı göster, sevdir, girdir. Batıldan koru.”

AKP elindeki imkânları kullanarak yanlışlarını gizleyebiliyor, yanlışlarını doğruymuş gibi gösterebiliyor. Milli Görüşteymiş gibi görüntü verebiliyorlar.

Acaba hayatta olsalardı merhum M. Akif, Hamdi Yazır, Eşref Edip, Ö. N. Bilmen, Sami Efendi, Mehmet Efendi, Şaban Efendi, Dede Paşa vb. zevat (mekânları cennet olsun) bu kardeşlerimizin yol değiştirmesini onaylar mıydılar

Sultan 2. Abdülhamit Han Hazretleri İslam Birliği yolundaydı. Batıcı, İttihat ve Terakkiciler onu indirerek Osmanlıyı parçalamayı başardılar. Şimdiki iktidar AB yolunda son derece gayretli! Yani merhum hocamız Erbakan Sultan 2. Abdülhamit gibi İslam Birliği’nden yanaydı. Hal böyle iken iktidar çevreleri aradaki bu yol farkına rağmen Sayın Cumhurbaşkanını Abdülhamit Han konumuna getirerek, batılılar ona karşıymış gibi gösterme taktiğini uyguluyorlar. Böylece hem batılılaşma yolunda yürüyor, hem de batılılaşma karşıtı gibi bir izlenim veriyorlar…

Bizim görevimiz, davamız batılılaşma yolunda daha da koşmak mıydı Yoksa ecdadımızın “doğru yolu”na tekrar girerek yeniden ayağa kalkmak, adaleti ikame etmek miydi ..

* Merhum Hocama söz vermiştik : “Yolda olacağımıza, dönmeyeceğimize, değişmeyeceğimize (değiştireceğimize), zulmü ortadan kaldırıp, Hakk’a dayalı bir nizam kurmak için çalışacağımıza…

”Ruhlar aleminde (“bezm-i elest”te ) de Rab olarak yalnızca ve sadece Allahu Teala’yı kabul ettiğimize, dünyada O’nun bize gönderdiği hidayet rehberlerine tabi olacağımıza, O’nun yoluna gireceğimize, başka yollara sapmayacağımıza” söz vermiştik… Vefa imandan değil mi

* İşte 1 Kasım’da yine yol ayrımındayız. İki yol var. Tercih ve sorumluluğumuz var. Hangisi Milli Görüş mü Öteki batıcı partiler mi Hak mı Batıl mı Vahiy mi Hevalar mı İslam Birliğinde birlik mi Yoksa Avrupa Birliği’nde birlik mi

Evet, çok tehlikeli bir gidişatımız var… Benimki de bir çığlık belki!.. Zemin çok kaygan. Yazımızı Efendimizin (SAV) dualarıyla bitirelim: “Ya Rab! Bize Hakk’ı Hak olarak bilip, ona uymayı; batılı batıl olarak bilip, ondan kaçınmayı lütfeyle!” “Ayaklarımızı dinin üzerinde sabit eyle..” Vesselam!