Kuzey Atlantik İttifakı’nın (NATO) kuruluşuna ilişkin antlaşma, 12 ülkenin katılımıyla 4 Nisan 1949’da Washington’da imzalandı.
Yani İsrail’in resmen devlet olarak kabul edilmesinden (1948) bir yıl sonra...
“Washington Antlaşması” olarak da anılan antlaşma, bütün imzacı devletlerin onayları verildikten sonra 24 Ağustos 1949’da yürürlüğe girdi.
Antlaşmayı imzalayan 12 ülke, ABD, Kanada, Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, Lüksenburg, İngiltere, Fransa, Portekiz, İzlanda, İtalya.
Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya katılımına ilişkin Kuzey Atlantik Antlaşması Protokolü, 22 Ekim 1951’de Londra’da imzalandı.
İsrail’in, uluslararası karasularında Türk yardım gemilerine düzenlediği insanlık dışı haydutça saldırısında 9 aktivisti hunharca şehid etmesi, onlarca kişiyi de yaralaması işte o malum tartışmayı bir kez daha gündeme getirmişti;
Madem Türkiye bir NATO ülkesi...
Madem NATO Anlaşması kapsamında bir NATO ülkesine yapılacak bir saldırı tüm NATO ülkelerine yapılmış sayılacaktı...
Peki nerede NATO
Türkiye’ye aleni bir kanlı saldırı yapılmışken NATO ülkelerinden mukabele neredeydi
NATO ister Türk askeri Kore’ye savaşmaya gider, kahramanlıklar meydana getirir,
NATO ister, Türk askeri Somali’ye gider...
NATO ister Türk askeri Afganistan’a gider...
NATO ister Türk askeri Kosova’ya gider...
Elbette gitmeli...
Ama bu tek yanlı bir anlaşma mı
Türkiye’nin başına bir şey geldiği zaman, Türkiye’ye yönelik bir saldırı olduğu zaman diğer NATO ülkeleri nerede acaba
Son olarak NATO’nun o malum 5. maddesini de hatırlatalım:
5. MADDE: “Taraflar, Kuzey Amerika’da veya Avrupa’da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldırı olursa BM Yasası’nın 51. Maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerler ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır.
Böylesi herhangi bir saldırı ve bunun sonucu olarak alınan bütün önlemler derhal Güven Konseyi’ne bildirilecektir. Güvenlik Konseyi, uluslararası barış ve güvenliği sağlamak ve korumak için gerekli önlemleri aldığı zaman, bu önlemlere son verilecektir”
***
Sahi…
Ortadoğu’nun katil devletinin Ramazan, Bayram, sahur demeden masum Filistinlilerin üzerine ateş yağdırmasına bu yapılanma neden sahici bir ses çıkarmıyor
Filistin’in tamamen sıfırlanması mı bekleniyor, acaba
Nerede kaldı o sözler
Toplum olarak maalesef balık hafızalıyız. Dün yediğimizi bugün unutuyoruz. Hatta öğle yediklerimizi akşam hatırlamıyoruz.
Seçimler, seçimler, seçimler…
Bir seçime daha az bir süre kaldı…
Partiler birer birer seçim bildirgelerini açıkladılar, her seçim öncesinde…
Elbette bütün seçim bildirgelerini aynı kefeye koyuyor değilim.
Bu memlekette kimi seçim bildirgelerinde yazılanların ve yapılan vaatlerin gerçekleştiğini de –şükür- biliyorum.
Örnek isteyenin, Refah Partisi’nin seçim bildirgesine ve 54. Erbakan Hükümeti’nin yapmış olduklarına bakması yeterlidir diye düşünüyorum. Özellikle de Milli Görüş’ün yarım asırdır söyledikleri ve yaptıklarını apayrı bir yere koyuyorum.
Hatırlatmam iktidar partisiyle ilgili doğal olarak.
Bütün bunları şu soruyu sormak için anlattım
Seçim Bildirgeleri açıklanıyor da ne oluyor
Hiiiiç!
Örnek mi
Bugünün iktidar partisi AKP, -hadi 2011 seçimlerini geçtim-2007 Seçim Bildirgesi’nde neler vadetmişti
İşte birkaç örnek;
* “Siyasal yaşamın demokratikleşmesi için Anayasa’dan başlayarak ihtiyaç duyulan bütün yasalarda gerekli düzenlemeler yapılacaktır”
* “Siyasi partilerin hesapları ve adayların harcamalarına şeffaflık ve denetlenebilirlik getirilmesi için Parti Grubumuz tarafından TBMM’ye verilen Kanun Teklifi yasalaştırılacaktır. Parti Grubumuz tarafından TBMM’ye teklif edilen ve Meclis’in gündeminde bulunan Siyasi Etik ve Mal Beyanı’ ile ilgili düzenleme yasalaştırılacaktır.
* “Partilerin içyapılarının demokratikleşmesi ve üyelik hukukunun geliştirilmesine önem verecektir.”
* “Bütün seçmenlerin siyasal yaşama etkin katılımı ve seçmen seçilen ilişkisinin güçlendirilmesi sağlanacaktır.”
* “Siyasetin yeniden yapılandırılması yoluyla, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının siyasete ve siyasetçiye kazandırdığı güven ve itibar pekiştirilecektir.”
Peki, siz demiyor muydunuz; milletvekili adayları liderlerin iki dudağı arasında belirlenmesin...
Peki siz demiyor muydunuz; siyasi partilerin ve milletvekili adaylarının harcamaları daha şeffaf hale getirilsin..
Peki siz demiyor muydunuz; partiler daha demokratik yapıya kavuşturulsun...
Peki siz demiyor muydunuz; tüm seçmenlerin siyasi hayata daha etkin katılması için gerekirse bir dönem uygulandığı gibi tercih’ sistemi uygulansın..
Peki ama 2007 Seçim Bildirgesi’ne girmesine karşın bütün bu vaatler neden unutuldu, buhar oldu
Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır’ genel özdeyişi nasıl da cuk diye oturdu burada.
Dün verilen sözler ve vaatler bugüne kadar yapılmadıysa, bugün verilen söz ve vaatlerin yarın yapılacağının garantisi ne
Dünün hayalleri bugünün gerçekleri mi
Hadi canım sen de!..
2015 seçimlerine giderken tüm bunları hatırlatmak istedim.
Bilmiyorum hata mı yaptım
NOT: Bugün 3 Ağustos 2014, Pazar… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!