Çünkü, Milli Gazete ve milligazete.com.tr, dünyanın farklı noktalarına dağılmış, milyonlarca seveni, izleyeni olan, dünya çapında bir misyon yüklenmiş evrensel bir hareketin yegâne temsilcisi…
Milli Görüş, 1969 yılında başını Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın çektiği Bağımsızlar Hareketi ile başlayan, Milli Nizam Partisi ile partileşen, Saadet Partisi ile devam eden iyiye, doğruya, güzele teşvik edici evrensel mesajlar bütününün adı.
Milli Görüş, Türkiye’nin kendi insan ve ekonomik gücü ile kalkınabileceğini, öz değerlerini koruyarak, “önce ahlak ve maneviyat” diyerek, arkasına tarihinin verdiği kuvveti de alarak daha hızlı adımlarla yürüyebileceğini savunur. Bu yönüyle geçmişten geleceğe uzanan kopmaz bir bağın temsilcisidir Milli Görüş…
Partileri 1974-1978 tarihleri arasında küçük ortak olarak 4 kere, 1996-1997 döneminde ise büyük ortak olarak beşinci kere hükümette yer aldı.
İktidarları döneminde, Kıbrıs Barış Harekâtı, Ağır Sanayi Hamlesi ve D-8 grubunun oluşturulması gibi projelere imza attı.
1980 öncesi atılan fabrika temelleri, tüten bacalar bu hareketi Türkiye’de ve dünyada, “laf yerine hizmet üreten, spekülasyon yapmadan net mesajlar ulaştıran” bir platforma oturttu. Bu anlamda efsane olan bu hareket halen dilden dile ulaşan gerçek öykülerle haklı bir zirve edindi kendine. Hiç inmemek üzere…
Milyonlarca emekçi, emekli ve çalışan Refahyol döneminde yapılan iyileştirmeleri halen unutamıyor. Milli Gazete bu büyük algıyı resmeden, toplumlara bu algıyı ulaştırmayı sürdüren başlıca ve başat kanal.
Refahyol döneminde uygulanan ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruma adına pratiğe konan “Havuz Sistemi” halen geniş kesimler tarafından takdirle karşılanıyor. Milli Gazete işte böylesine kutlu bir bağın kopmaz temsilcisi.
Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nin ardından kurulan Saadet Partisi ile Milli Görüş hareketi, inançlı kesim başta olmak üzere tüm insanlığın kurtuluş mücadelesini omuzlamış kırılmaz bir çizgidir.
Milli Görüş lideri, eski Başbakanlardan Prof. Dr. Necmettin Erbakan: “Milletimizin tarihi an’anevi ve bütün değerlerine saygılı olan görüş Milli Görüş’tür.”
“Milli görüş demek, bizim milletimizin kendi görüşü demektir. Sultan Fatih’in İstanbul’u fethederken kalbindeki inanç ne ise, Milli Görüş odur. Bizim milletimiz bin yıl Milli Görüş ile Dünyaya hâkim oldu. Bugün de bütün dertlerimizin ilacı Milli Görüş’tedir.”
Milli Görüş’ü yıllarca başarılı bir şekilde yansıtan Milli Gazete’nin yarım asra yaklaşan kutlu hareketini anlatma hususunda bunlar yeterli mi acaba
Ne dersiniz; daha devam edelim mi
Erbakan hocam AKP’nin 8 yılda verdiğinin 2,5 katını 11 ayda verdi
Adnan Bey, her yazınızı okuyor ve beğeniyorum.
Yazılarınızın son kısmında not olarak o günün tarihi itibariyle yazdığınız notlardan birincisi; ’Emekliler yılda 15-20 TL zamla hala sürünmeye devam ediyor.’’
Bu Ak Parti’nin zaten emekliler adına bir ayıbıdır. AKP’nin bu ayıbına ortak olan, onu destekleyen, hatta yönetiminde görev alan emekliler var. Ben inanıyorum ki, AKP’nin oylarının çoğu emeklilerden geliyor. Bir emekli olarak ben bundan utanıyor ve emekli olup ta AKP’yi destekleyen emeklilere hayret ediyorum, hallerinden çok memnun olduklarını da zannetmiyorum.
2006 Temmuz ayında 1/4 dereceden emekliye ayrıldım, o gün maaşım 940 TL idi. Şimdi 2014 tam sekiz yıl geçmiş, şu anki maaşım 1612 TL’dir. Sekiz yılda 672 TL artmış. Yüzde olarak %41.
Benim Hocam, benim 54. Hükümetin Başbakanı Sayın Necmeddin Erbakan Hocam, AKP’nin sekiz yılda verdiği artışın 2,5 katını 11 ayda verdi. Ben nankörlük edemem ve edilmesine de razı olamam. Ömrümün sonuna kadar, bu dava devam ettiği müddetçe bu davada kalacağıma söz verdim ve hala sözümün arkasındayım.
İkinci notunuz da ’An itibariyle asgari ücretli nasıl geçineceğim diye feryat ediyor.’’ Vallahi etsinler, asgari ücretle çalışıp ta Ak Parti’yi destekleyen çok işçi tanıyorum. Demek onlar da hallerinden memnun. Şu yakın zamanda asgari ücretliye verilen zam belli, bozdur bozdur harca hükmünde bir artış. Emeklilerinki de onlardan geri kalmıyor diyorum ve çok güzel yazılarınızın devamını temenni ediyor, size başarılar diliyorum. (İSMET AYDEMİR-Emekli memur)
Eğitimde maneviyatçılık ön plana çıkmalı
Adnan Bey, bir süreden beri eğitimle ilgili yazılarınızı okuyorum.
Birkaç eklemede bulunmak istiyorum.
Şu anda adı Anadolu Lisesi olan, aslında genel liselerden farkı olmayan liselerde haftada 40 saat ders var. Fakat bu derslerde öğrenci hiçbir mesleki beceri kazanamıyor. Diploma alabiliyor, fakat aldığı diplomanın hiçbir geçerliliği yok. 40 saat yerine 20 saat kültür dersleri gördükten sonra mesleki eğitime önem verilecek olsa, öğrenciler mesleklerini ve okuyacak derslerini kendileri seçecek olsa daha iyi olmaz mı
Her zaman Avrupa’yı örnek aldığımızı iddia ediyoruz ama eğitim konusunda onların örnek uygulamalarını hiç görmüyoruz. Sadece diplomalı işsizler ordusu üretiyoruz. Öğrencilerimiz devlet memuru olacak şekilde eğitiliyor. İyi de bu kadar devlet memurunun nasıl istihdam edileceğini kimse sormuyor.
Osmanlı eğitim sistemi hiç dile getirilmiyor. Halbuki eğitim sistemi baştan sona ele alınmalı ve bizim ihtiyaçlarımıza göre maneviyatçı eğitimi de ön plana çıkararak yeniden şekillendirilmelidir.
Tabi ki Fulbright sözleşmesi müsaade ederse... (AHMET PEKCOŞKUN - Almanca Öğretmeni)
Sine-i Meclis’e dönemeyen milletvekili
Kim mi Murat Sökmenoğlu
1965 yılında AP’den (Adalet Partisi) istifa eden Erzurum Milletvekili Cevat Önder’den sonra sine-i millete dönen ikinci parlamenter.
1989’lu yıllardı; “Özal cumhurbaşkanı seçilirse milletvekilliğinden istifa edeceğim” dedi.
31 Ekim 1989’da Özal Çankaya Köşkü’nün yolunun tutarken; o da “Milletime verdiğim söz gereği TBMM’den çekilmek vacip olmuştur” dedi ve sine-i millete döndü.
Hüsamettin Cindoruk’un, “Sine-i millete dönmek çok zordur. Bir tek Murat Sökmenoğlu döndü. Fakat şimdi sine-i Meclis’e dönemiyor” sözleri hala kulaklarımda.
Siyasetçi bir aileden geliyordu, Murat Sökmenoğlu.
Babası Tayfur Sökmen, Hatay Cumhurbaşkanıydı.
1980’den hemen sonra Turgut Sunalp’lı Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin (MDP) kuruluşunda yer aldı. 1983 yılında Hatay’dan milletvekili seçildi. MDP’nin dağılmasından sonra DYP’ye katıldı. 1987 genel seçimlerinde bu kez DYP’den Hatay Milletvekili seçildi. Bir ara Meclis Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un başdanışmanlığına getirildi. 1995 yılında bu görevinden de istifa ederek Alparslan Türkeş’in davetiyle MHP’ye katıldı. MHP’den Bakırköy Belediye Başkanlığı için aday oldu ancak kazanamadı. MHP İstanbul II. Bölgeden 4. sıradan milletvekilliğine aday oldu yine kazanamadı.
***
Renkli bir kişilikti. TBMM’nin en iyi giyinen milletvekillerindendi.
Meclis kulislerinde çokça mesaimiz oldu. Allah (c.c.) taksiratını affetsin, rahmetini esirgemesin.
NOT: Bugün 22 Haziran 2014, Pazar… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!