Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Necdet Gökçınar’la seçim çalışmalarını konuştuk, sohbet ettik.

Bir merakımı da gidereyim istedim. O da şu;

- “Necdet Bey, günlerdir sahalardasınız, vatandaşın arasındasınız. Neler yaşadınız, neler gördünüz, sizi en çok neler etkiledi?”

İki fotoğrafın özellikle altını çizdi, Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı;

“1) Ataşehir’de semt pazarını dolaşırken yaşlı bir teyze… Çaresiz… Sebze ve meyvelere bakıyor ama alamıyor, pahalılıktan. Beni en çok etkileyen fotoğraflardan biri bu oldu. O anda şöyle düşündüm; ‘Ya, her şey bir yana yaşlı teyzenin bu durumu bir yana!’ İşte Milli Görüş belediyeciliğinde böyle bir fotoğraf olmayacak. Biz geçmişte bunu yaptık, yine yapacağız. Aç ve açıkta kimse kalmayacak. Zira, ‘Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ hadis-i şerifi hepimizi bağlıyor.

2) En fazla etkilendiğim, duygulandığım ikinci fotoğrafı da anlatmak isterim; yine seçim ekibimizle birlikte bu kez Avrupa yakasında, Bahçelievler’deyiz. Esnaf ziyaretindeyiz. Esnafla görüşürken yanımıza bir teyze geldi. Bir derdi vardı, anlatmak istiyordu. Hemen oracıkta arkadaşlarımızla mini bir toplantı gerçekleştirdik. Teyzemiz Kahramanmaraşlı. Eşi de kendisi de emekli. Bakın ikisi de devletten emekli maaşı alıyor. Ama bakar mısınız bize anlattığına? Teyze dedi ki; ‘Evladım biz ikimiz de emekliyiz. Bizim evimizden misafirlerimiz hiç eksik olmaz. Eşim sürekli eve misafir davet eder. Ve misafirlerimize hep en iyi yemekleri yaparım, ikram ederim. Ve elbette misafir için hazırladığımız yemeklere bir başka özen gösteririz; mesela etsiz yemek yapmayız. Son dönemde ne oldu biliyor musunuz? Eşim geçen gün dedi ki, ‘Ben artık eve misafir getirmeye çekiniyorum!..’ Nedeni de belli. Artık eve doğru dürüst et alamıyoruz…’  Yaşlı teyzemizin yansıttığı bu fotoğraftan çok etkilendim, büyük bir üzüntüye kapıldım. Tüm bunları anlattıktan sonra bir cümlesi daha oldu, teyzemizin; hadi, bir et bile alamıyoruz da bu kavga neden!”

***

Necdet Gökçınar’ın son derece çarpıcı projeleri var, İstanbul’a ilişkin. Hayalleri var. Umutları var. Bir başka yazıda bunları da anlatırım…

Tek beklediği Allah’ın (C.C.) izni, inayeti ve takdiri ile milletin teveccühüne mazhar olmak…

MEDYANIN TUTUMU ÇOK YANLIŞ!

Sohbet sırasında bir not ekledi, Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Necdet Gökçınar. Daha doğrusu bir sitem. Şöyle;

“Televizyonlara bakıyorum, gazetelere bakıyorum, sanki İstanbul’da iki aday varmış gibi bir hava estirilmek isteniyor. İstanbul’da bir aday daha var, o da Saadet Partisi’nin adayı. Seçimlere 3 hafta kaldı ama bunu bir şekilde anlatmamız lazım…”

NECDET GÖKÇINAR, MUSTAFA SARIGÜL İLE NE KONUŞTU?

Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Necdet Gökçınar, CRI Türk FM’de Tuğçe Akkaş’ın konuğu oldu.

Necdet Bey, İstanbul’la alakalı projelerini anlattı programda. İstanbul hayallerini, nasıl bir İstanbul arzu ettiğini dile getirdi.

Program bitti, tam çıkıyordu ki sürpriz bir isimle karşılaştı; Mustafa Sarıgül!

DSP’nin Şişli Belediye Başkan Adayı.

Tokalaştılar, fotoğraf çektirdiler. Ayaküzeri de olsa sohbet de ettiler.

Merak ettiğim şu oldu; Necdet Gökçınar ve Mustafa Sarıgül arasında kısa da olsa nasıl bir sohbet gelişti?

Necdet beyle konuştum… Şunları anlattı;

“CRI Türk Radyo’da keyifli bir yayın gerçekleştirdik. Artık çıkıyorduk. Günün sürprizi Mustafa Sarıgül beyefendi oldu. Karşılıklı tebrikleştik. Hem İstanbul’umuz için hem Şişli’miz için hayırlı olsun temennilerimizi dile getirdik, karşılıklı olarak. Mustafa Bey, ‘Nur gibi parlıyorsunuz Necdet bey!’ ifadesini kullandı. İltifat etti herhalde. Ben de benzer cümlelerle kendisine mukabelede bulundum. Bizim eski Şişli İlçe Başkanımız Recep Uğur Bey’den söz etti. Zaten o sırada kendisi de programa giriyordu. Kısa da olsa laflamış olduk…”

TEMEL BEY’İN ANLATTIĞI ANEKDOT!

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Sakarya aday tanıtım toplantısında bir anekdot anlattı. Okuyalım mı;

“Yuşa Tepesi’nde muhterem bir zatı zaman zaman ziyaret edermiş, Osmanlı Sultanı 2. Mahmut. Bir gün yine ziyaretten sonra bu muhterem zata Sultan sorar;

- Bir isteğiniz var mı?

- Var ama yapmanız zor!

Sultan bozulur. Koskoca Osmanlı Sultanı’nın yapamayacağı ne olabilirdi? Muhterem zat devam eder;

- Bir daha buraya ziyarete gelmeyin!

Sultan 2. Mahmut daha da bozulur… Bu Allah dostu muhterem zat bu talebinin gerekçesini şöyle açıklar;

- Buraya her gelişinizde dervişlere ikramlarda bulunuyorsunuz. Akçe dağıtıyorsunuz. Tüm bunlar dervişlerimizi bozuyor, dünyevileştiriyor...

***

Temel Bey fıkrayı şuraya bağladı:

“Günümüzde insanlara o kadar mevkiler, makamlar dağıtıldı ki bunu nasıl toparlayacaklar bilemiyoruz...”

BİLBORDLAR KİME AİT?

Çok merak ettiğim bir konu var; cadde kenarlarında ve şehirlerin en çok bilinen mekânlarındaki bilbordlar sadece belli partilerin tekelinde mi, acaba? Şunun için soruyorum; sadece belli partilerin belediye başkan adaylarının seçim afişleri yer alıyor bu bilbordlarda.  Tüm millete ait bu bilbordlarda neden sadece tek bir siyasi partinin afişleri var? Oysa belediyeye hepimiz vergi veriyoruz. Diğer siyasi partilerin adayları da her nedense bu konuyu gündeme getirmiyor. Buna da çok şaşırıyorum… (Nusret Ertem/Erzincan İnşaat/İstanbul)