BİR gün yüz elli kadar üniversite öğrencisine sordum, “En çok sevdiğiniz nimetlerden üç tanesini hatırlayınız” dedim bir dakika sonra “Havayı hatırlayanlar el kaldırsın dedim” iki üç kişi kaldırdı.
Havaya para ödemediğimizden hatırlamıyoruz.
Halbuki oruç tutarken gün boyu yemeden içmeden durabiliriz ama havasız duramayız.
Bir adam bana “Allah bana hiçbir şey vermemiş” dediğinde git, organ mafyasına sana bir hesap çıkarsın. Merkez bankasının parası yetmez seni almaya” dediğimde “Anladım” dedi ve gitti.
Dağları, yaylaları, denizleri, ovaları, ağaçları, çiçekleri, böcekleri, çocukları, altını, elması, pırlantayı, yakutu, inciyi, petrolü… yaratan Allah’tır.
Bütün bunlardan yararlanan insanların hepsini Rabbimiz, gözlerin görmediği, gönüllerin hayal edemediği yurda şöyle davet eder
“Allah, “Daru-s-selâm’a” (cennete) çağırır ve dilediğini doğru bir yola ulaştırır
“İhsanda bulunanlara daha güzeli (cennet) ve daha fazlası (Allah’ın cemaali) vardır. Onların yüzlerini karanlık da kaplamaz, alçaklık da. Onlar cennet yaranıdırlar ve orada ebedi kalıcıdırlar.” Yunus süresi ayet 10/41-42
Hazreti Musa aleyhisselama iman eden bir Mü’min de Firavun ve çevresini bu yola şöyle çağırır
“Ey kavmim, bana ne oluyor ki ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz
“Siz beni, Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında bilgim olmayan şeyi Allah’a ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, güçlü ve afveden (Allah’a) çağırıyorum
“Şüphesiz, beni kendisine çağırdığınız (put)’un dünyada da âhirette de bir da›veti yoktur. Şüphesiz dönüşümüz Allah›adır. Müsrifler ateş yaranının ta kendileridir.” (Mü’min süresi ayet 40/41-42)
Sahip olduğumuz her şeyi yaratan Rabbimiz, bizde olanlardan ihtiyaç sahiplerine de vermemizi ister ve “Eğer verirseniz yerine onu ben tekrar fazlasıyla vereceğim der
“De ki: «Muhakkak benim Rabbim, kullarından dilediğine rızkı bol verir, (dilediğine) kısar. Siz hayırdan neyi verirseniz O, Onun yerine başkasını verir. O, rızk verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe süresi ayet 34/39)
Ama cimri adam, eline geçeni vermemekle önce kendine zarar verir, sonra çocuklarına, sonra çevresine zarar verir.
Bu olayı Sevgili Peygamberimiz, bir temsille anlatır
İki melek geliyorlar ve Sevgili Peygamberimize ümmetinin durumunu bir örnekle anlatıyorlar:
Ümmetin hali, çölün ortasında susuz ve yiyeceksiz kalmış, ne öne gidebilen, ne de geri dönebilen yolcuların durumuna benzer.
Yanlarına güzel ve temiz elbiseli, bir adam geliyor ve “Sizi yemyeşil çayırların olduğu, sizleri suya kandıracak havuzların bulunduğu bir yere götürsem gelir misiniz” diyor.
Çölde kaybolanlar “Evet geliriz” diyorlar.
Birlikte yürüyorlar ve oraya varıp sularından içiyorlar, yiyorlar, besleniyorlar.
O adam “İleride buradan daha yeşillikli ve sulak yer var, benimle gelir misiniz” diyor.
Bir kısmı “Evet geliriz” diyorlar, bir kısmı ise “Biz buradan memnunuz ve burada kalacağız” diyorlar.”
Ahmet, Müsned, İbni Abbas rivayeti Hadis No: 2402, Hakim, Müstedrek, Semura bin Cündüb rivayetiyle, K. Tabiri rüya, Hadis No 8200)